Şimdi değil tabi. Yıllardır aklımdaydı, ha bugün, ha yarın derken bir türlü gidip, müracaatta bulunamadım. İtiraf edeyim ki bu kadar zaman, Organ ve Doku Bağış Merkezi’ne gidip, ‘Ben organlarımı bağışlamaya geldim’ diyemememin en büyük nedeni korku ve endişeydi. Çünkü organların nerede ve nasıl alındığını bilmiyordum.

                                                               **

Aslını sorarsanız pek de araştırmadım. Ama her insan gibi bende kafamda, ‘Şu ortamda alırlar, bu ortamda alırlar’ diye kendimi uzun zaman kurdum durdum. Mesela nasıl kurdum; bir trafik kazası geçiriyorsunuz, öldünüz, cebinizdeki ‘Organ ve Doku Bağış Kartı’ ortaya çıkınca, hemen geliyorlar sizin organlarınızı alıp gidiyorlar gibi… Ama hiç de öyle değilmiş!…

                                                              **

Geçtiğimiz yaz aylarıydı. Bir dostumu ziyaret için Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittiğimde yine aklıma düştü. ‘bu defa başarmalıyım’ diye düşündüm ve dostumu ziyaretten sonra Organ ve Doku Bağış Merkezi’ne gittim. Görevli kadın son derece sıcak karşıladı. Çayımı söyledi ve organ bağışının ne olduğunu, hangi durumlarda organların alındığını, hangi organların alındığını bana tane tane anlattı.

                                                             **

O görevli kadın anlattıkça, benim kafamdaki korku ve şüphelerin hepsi dağılıp gitti. Önce bir form doldurdum. O formda bilgileriniz ve hangi organlarınızı bağışlamak istediğinizin tespiti belirleniyor. Bu işlemlerden sonra da Organ ve Doku Bağış Kartınızı alıyorsunuz. Aylardır cebimde. Üzerinde, kimlik bilgilerim, eşimin adı ve telefon numarasıyla bağışladığım organların listesi var…

                                                             **

Peki, bu kartı alınca organlarınız nerede alınıyor? Bilmeyenler için veya benim gibi yanlış bilenler için anlatıyorum. Bir kere bağışladığınız organlarınızın alınması için tek şart, sizin yoğun bakımda, beyin ölümünüzün gerçekleşmesi. Bir kaza veya bir hastalık sonucu yoğun bakıma kaldırılacaksınız, burada beyin ölümünüz gerçekleşecek ve ancak o durumda organlarınız alınıyor.

                                                            **

Bunun haricinde hiçbir yerde ve hiçbir şartta organlarınızın alınması ihtimal dışı. Şunu da belirteyim, cebinizde kart var diye, beyin ölümünüz gerçekleşir gerçekleşmez şak diye organlarınızı almıyorlar. Önce kartınızda adı ve telefonu yazılı olan birinci derece yakınınıza sorulup izin alınıyor.

                                                         **

Farz edelim eşinize. O yoksa çocuklarınıza soruluyor. Onlar izin verdikten sonra karta belirtilen bağışlamış olduğunuz organlar alınarak, her biri bir hastaya can oluyor. Tabi, organlarını bağışlayan biri, bunu ailesine mutlaka söylemeli ki, beyin ölümü gerçekleşince bir sorun yaşanmasın. Benim eşim ve çocuklarım biliyor ve öyle bir durumla karşılaşırsam tabi ki izin verecekler.

                                                          **

Şunun altını çizmek istiyorum, bu kartı cebime koyduğum dakikadan beri son derece huzurluyum. Neden bilmiyorum ama o kart cebime girdiği andan itibaren, organlarımla birilerine can olmuş gibi mutlu ve huzurluyum. Hepimiz faniyiz. Bir gün ölüm şerbetini içeceğiz.

                                                          **

Kendi adıma söylüyorum; İnşallah canımı bir yoğun bakımda veririm. Böyle olmalı ki, organlarımla birçok insana ömür, sağlık katayım. Zira şu anda on binlerce insan organ bekliyor. Organlarım benimle toprak olacağına birilerinin vücudunda, onlara sağlık ve hayat vereceğini düşünmek o kadar muhteşem ki… Bu huzuru tatmayı herkese tavsiye ederim..