Üreticinin Yeni Kabusu: Kokarca İstilası
Toplaması, temizlemesi, kurutması zaten büyük emek gerektiren fındıkta üretici, bu sezon ürününe adeta kasten bulaştırılmış gibi yayılan kokarca zararlısı yüzünden ne yapacağını şaşırmış durumda. Sakarya başta olmak üzere tüm Karadeniz’de rekolteyi ve kaliteyi ciddi oranda düşüren bu biyolojik tehdit karşısında üreticiler, "Bu belayı başımıza kim, neden sarstı?" sorusuna yanıt aranmasını ve devletin acil müdahalede bulunmasını bekliyor. Zira zararlının tahribatı yüzünden fındık hem tüccarın gözünde değer kaybediyor hem de üreticinin elinde kalma riski taşıyor.

700 Bın Tonluk Dev Sektör, 150 Bın Tonluk İç Pazar
Yılda ortalama 700.000 ton fındık üreten Türkiye'de, iç tüketimin yalnızca 150.000 tonda kalması piyasanın iplerini tamamen dış pazarlara ve küresel aktörlere teslim ediyor. Fiskobirlik’in eski gücünü kaybetmesi ve TMO'nun alım politikalarının beklentileri tam anlamıyla karşılayamaması, piyasada yabancı tekel baskısını artırıyor. Siyasiler ve kooperatifler çözüm üretmede çaresiz kalırken; borçla, veresiye masraflarla hasadı tamamlayan çiftçi "Fındığı kime, kaça satacağım?" endişesiyle baş başa.

"Kızların Evliliği Yine Veresiye Kaldı"
Türkülerde neşeyle anılan fındık, bugün Karadeniz köylüsü için geçim kapısı olmaktan çıkıp karamsarlığın simgesine dönüştü. Bölge insanının düğününü, borcunu, geleceğini bağladığı fındıkta beklentiler yine karşılanmadı. Fındık baş fiyatından memnun olmayan ve tarladaki emeğinin karşılığını alamayan üreticinin özeti tek cümlede saklı: Fındık mı, bir dokun bin ah işit!






