banner75
banner96

Gerçek bir hikaye...

Amerika’da yaşayan bir aile…Çocuklarının sevdiği bir sporu yapmasını istiyor. Bunun için de araştırma yapıyor. Kendi tercihini de sormayı ihmal etmiyor.

Gerçek bir hikaye...

Amerika’da yaşayan bir aile…Çocuklarının sevdiği bir sporu yapmasını istiyor. Bunun için de araştırma yapıyor. Kendi tercihini de sormayı ihmal etmiyor.

06 Mart 2014 Perşembe 10:01
Gerçek bir hikaye...

Sonunda Judo’da karar kılınıyor.
Hayat bu ya, ertesi gün bir trafik kazası yaşanıyor.
Anne-baba hafif yaralı…
Çocuğun durumu ise kritik, sol kolu omuzdan kopmuş.
Henüz 14 yaşında, hayatının baharında…
Tedavisi bitip de taburcu olduğunda hayata küsmesinin de önüne geçmek için tasarlanan spor hadisesi tekrar gündeme alınıyor.
Fakat Judo’ya başlaması sıkıntıda...
Yine de aile şansını denemeye kararlı…
“Hocasıyla konuşmak en iyisi olmalı” diye düşündü.
Çocuğun durumu izah edildi.
Hocası kolunu önemsemeyip, “getirin bir görelim” dedi.
Aldı, inceledi, olur verdi, spor hayatı başladı.
Elbette kolay değildi.
Çocuğun durumu, kanadı kırık kuş gibiydi.
Yine de yapılacaklar vardı.
İşe sıfırdan başlandı.
Sporun temeli öğretildi.
Hedef belirlendi, özel derslere geldi.
Kafada sıkıntı, motivasyonla çözülecekti
Fiziki eksik, uygun metodlarla aşılacaktı.
Bir süre sonra olay rayına oturdu.
Spor yapsın diye bakılan çocuk, yarışmacı oldu.
Müsabakalar başladı, olan kolu hep havaya kalktı.
Rakiplerini tek tek indirdi.
Herkes şaşkındı, hocası değildi.
Ona göre her yaşanan olağandı.
Bir kolu olmayan çocuk, artık şampiyondu.
Anlam veremeyenler, hocasına sordu.

Bütün bunlar nasıl oldu?
Hoca anlattı, soranlar dinledi.
Sporun amacını iyi anlatarak, kafadaki sorunu halletmişti.
Kazanmanın önündeki engel ise eksilerle oynamayı artıya çevirmekten geçmişti.
Olmayan kol, olan başarıydı…
Spor dalının kendine özel 10 önemli oyunundan biri rakibin önde kalan kolunun tutulmasıydı.
Bizimki bu taktikle oynadı, hep kazandı.
Öne verdiği kol, olmayan dolayısıyla tutulamayan kol’du.
Rakipler tutamadı, o da diğeriyle tuttuğunu indirdi.
Tek kollu şampiyon, azmin zaferinden çok doğru taktiğin eseriydi.
***
Şimdi Sakaryaspor örneği önümüzde…
Transfer kapalı, para yok…
Elimizdeki kadro yetersiz muhabbeti…
Hepsi boş yani…
Koşmak, mücadele etmek önemli de…
Kondisyon değil sorunun temeli…
Elindeki malzemeyi doğru kullanmaktır, asıl mesele...
Bunun en güzel örneği de üstteki hikaye…
Bir tarafın eksikse diğer tarafın hep fazla...
Bunu anlayıp, doğru kullanamazsan eğer ne yaparsan ömrün beyhude geçer.
Her tarafın hep eksik kalır.
Dolayısıyla..
Olan kadroyu doğru oyun, doğru oyuncu tercihleriyle sahaya çıkardığında yenemeyeceğin takım yoktur, oynadığın ligde…
Sana rakip kimler var ki?..
Ünye, Balçova, Çıksalın…
Birkaç Belediye, vesaire…
Bir de Elibol Sandıklı…
Futbolu bol takım varmı ki?

Son Güncelleme: 00.00.0000 00:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner73

banner87