Çelik, Türkiye'nin NATO'nun en büyük askeri güçlerinden birine sahip olmasına rağmen vatandaşların ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiğine dikkat çekerek, kamu kaynaklarının öncelikle milletin ihtiyaçları için kullanılmasının önemine vurgu yaptı.
"Türkiye, bir yandan NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahipken, diğer yandan ekonomik krizle mücadele ediyor. Emekliler geçim sıkıntısı yaşarken, gençler iş bulamazken, çiftçiler üretimden çekilirken milyarlarca liralık kamu kaynağının NATO zirvesi için harcanması doğal olarak sorgulanmaktadır." ifadelerini kullanan Çelik, Ankara'daki zirve hazırlıklarının savaş ve güvenlik politikalarının toplum üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Askeri harcamaların artmasının sosyal ihtiyaçları geri plana ittiğini savunan Çelik, "Bizim ihtiyacımız daha fazla Amerikan üssü değil; daha fazla fabrika, daha fazla üretimdir. NATO, bize şemsiye olmak için değil, askeri kapasitemizden yararlanmak için vardır." dedi.
NATO'nun geçmişte Bosna, Afganistan ve Libya'daki politikalarını eleştiren Çelik, Gazze konusunda da ittifakın sessiz kaldığını öne sürdü. Türkiye'nin dış politikada savaş eksenli yaklaşımlar yerine barışı önceleyen bir anlayış benimsemesi gerektiğini ifade eden Çelik, "Türkiye'nin yapması gereken, NATO'nun savaş hazırlıklarının bir parçası olmak değil; bölge ülkeleri ve halkları için daha fazla barış politikası üretmektir." değerlendirmesinde bulundu.
Saadet Partisi Sakarya İl Başkanlığı binasına asılan "NATO'ya Hayır" pankartı, zirve öncesinde kentte siyasi gündemin dikkat çeken başlıklarından biri oldu.






