İSTANBUL (AA) - GÖKHAN YILMAZ - İstanbul'da görev yapan kadın itfaiye şoförü Fatma Doğanay, 26 yıldır Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ'ın Kurtarma ve Yangınla Mücadele (ARFF) ekibinde son teknoloji devasa araçları kullanıyor.
Fatma Doğanay, 2000 yılında Kocaeli Üniversitesi İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği Bölümünden mezun olduktan sonra Sabiha Gökçen Havalimanı sınavlarını kazanarak işe başladı.
Doğanay, Atatürk'ün manevi kızı ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen'in adını taşıyan havalimanında 26 yıldır itfaiye şoförü olarak görev yapıyor.
Birçok kişinin kullanmakta zorlanabileceği devasa yangınla mücadele araçlarını kullanan Doğanay, mesleğine duyduğu tutkuyu AA muhabirine anlattı.
Üniversitede müzik eğitimi almak isterken sonradan karar değiştirip itfaiyecilik bölümünde okuduğunu belirten Doğanay, 'Resmi bir kurumda daha disiplinli bir işte görev almayı istedim. Üniforma hevesim ve üniformaya olan sevdam, diyebiliriz buna. Sonrasında polislik ve itfaiyecilik arasında kararsız kaldım ancak itfaiyecilik daha ağır bastı.' dedi.
- 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde kız kardeşini kaybetti
Doğanay, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin afetzedelerinden olduğunu, üniversitede ikinci sınıf öğrencisiyken ailesiyle birlikte depreme Sakarya'da oturdukları evde yakalandıklarını belirtti.
Depremde evlerinin yıkıldığını, kız kardeşinin enkaz altında kalarak hayatını kaybettiğini anlatan Doğanay, kardeşini enkazdan çıkardıktan sonra diğer depremzedelere yardım etmeye çalıştığını, bu süreçte itfaiyeciliğin önemini daha iyi kavradığını dile getirdi.
Doğanay, İstanbul'da Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ'ın Kurtarma ve Yangınla Mücadele ekibinin kuruluşundan bu yana görev yaptığını ve birçok yangınla mücadele aracının kullanımı için yurt dışında eğitim aldığını kaydetti.
- 'Kadınlarımızın yapamayacağı bir şey yok'
Devasa araçları kullanırken kadın olarak zorlanmadığını ifade eden Doğanay, 'Bence kadın olsun erkek olsun herkesin ne istiyorsa, istediği şeye inanması ve bu uğurda mücadele etmesi yeterli. Kadınlarımızın yapamayacağı bir şey yok. İstedikten sonra başaramayacağımız hiçbir şey yok. Zorlukları tabi ki var ama pes etmeyeceğiz.' diye konuştu.
Doğanay, kullandığı aracın özelliklerini şöyle anlattı:
'Gördüğünüz zaman uzay mekiği gibi sanabileceğiniz, bayağı büyük, dev bir araç. 12,5 ton su, 1,5 ton kimyasal köpük kapasiteli, üç tane önde, orta ve arkada ikişer tane olmak üzere 7 tane püskürtme nozul var. Yani kuru kimyevi tozlu bir mücadele aracımız bu. İç şoför kabinimiz gayet güzel, adeta bir uçak kokpitini andırıyor diyebilirim. Uçakların dış gövdesinden, kurtarma ve müdahalede yardımcı olabilecek aletlerin olduğu bir sistemi var. Tam teçhizatlı ve her türlü duruma sahip bir araç.'
Fatma Doğanay, havalimanında acil durumlara müdahale etmek için 24 saat vardiyalı olarak hazır beklediklerini, kuleden kendilerine ihbar gelmesi halinde ekip olarak hareket ettiklerini belirtti.
Günlük görev rutinini aktaran Doğanay, 'İlk önce devir teslimle ekip değişimi yapıyoruz. Arkadaşlarımızdan araçlarımızı teslim alıyoruz. Her aracın şoförüyle birebir görüşerek araçta herhangi bir eksiklik var mı ya da bugün ne gibi olaylara gidildi, ne gibi emniyetler yapıldı, onların bilgisini alıyorum. Sonrasında aracımızın bütün ekipmanlarını kontrol ediyoruz. Kontrol listemizle birlikte, herhangi bir eksiklik, bir aksaklık, bir arıza var mı diye. Sonrasında araçlarımızı tekrar garaja alıyoruz. Gelen anons eşliğinde aracımıza binerek, alarm ofisinden verilen olay yeri adresine intikal ediyoruz.' şeklinde konuştu.
Doğanay, havalimanında olası bir kaza anında uyguladıkları senaryoyu ve en çok karşılaşılan olaylara karşı müdahalelerini ise şöyle anlattı:
'Telsizden ihbar aldığımızda arkadaşlarımızla birlikte kıyafetlerimizi giyer ve araçlarımıza geçeriz. Örneğin, uçağın iniş takım arızası sebebiyle tehlike arz ettiyse, pilot yerel bekleme konumuna geçmemizi kuleden istediği için pistte yerimizi alırız. Eğer durum aksi bir hal alırsa, bunu acil duruma çeviriyoruz. Bu anlarda her müdahale aracının pistte durduğu yerler, bölgeler vardır. Düzenli bir şekilde her araç sıralı bir şekilde yerlerini alarak uçağın inişini takip eder, uçak sağlıklı bir şekilde inene kadar onu takip ederiz. İndiği zaman da park pozisyonuna çekilene kadar bir aracımız eşlik eder. Güvenli bir şekilde park pozisyonuna giden araçtan sonra bütün araçlarımız merkeze dönüş yapar. Çok şükür şimdiye kadar büyük bir olayla karşılaşmadık bu konuda. Çünkü genelde ya uçak motoruna kuş gidiyor ya camı çatlıyor ya da iniş takımlarında sorun oluyor veya lastiği patlıyor. Bunlar genelde havalimanında müdahale olarak karşılaştığımız durumlar.'
- 'Daha donanımlıyız'
Doğanay, HEAŞ'ın ARFF araç ve ekipmanlarının son yıllarda tamamen yenilendiğini vurgulayarak, 'Havalimanımız o kadar hızlı bir süreçte ilerleyip öyle bir yol katetti ki bu konuda büyüklerimize, değerli genel müdürümüze de çok teşekkür ediyorum. İtfaiyemize gerekli desteği gösteriyorlar. Yeni araçlarımız geldi. Daha donanımlıyız. Her iki itfaiye binasında da her türlü teçhizata sahip araçlarımız var. Personellerimiz de gayet güzel eğitimlerini alıyorlar. Bu konuyla ilgili bizler de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Son teknoloji donanımlı araçlara sahibiz.' ifadelerini kullandı.
İlk günkü aşkla görevine devam ettiğinin altını çizen Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı:
'26 sene çok uzun süre ama buraya gelen genç arkadaşlarımı gördüğüm zaman sanki onlarla aynı yaşta gibi hissediyorum kendimi. Sonra onların yaşlarını duyunca, bayağı bir zaman geçtiğini anlıyorum. İş yerimi, arkadaşlarımı, müdürlerimi, bütün çalışanların hepsini çok seviyorum. Sevilmeyen mesleği kimse yapamaz. Gece nöbetine geliyorum, uykusuz kalıyorum ama neşe ile geliyorum. Çünkü işimi seviyorum. İtfaiyecilik zor bir meslek ama kutsal.'





