'Amacımız Birlikte Şarkı Söylemek'

Arif Nihat Asya Ortaokulu müzik öğretmeni Recai Hurma’nın oluşturduğu, özel çocuklar ve yabancı uyruklu çocukların da yer aldığı koro 2 Nisan'da sekizinci konserini verecek

'Amacımız Birlikte Şarkı Söylemek'

Arif Nihat Asya Ortaokulu müzik öğretmeni Recai Hurma’nın oluşturduğu, özel çocuklar ve yabancı uyruklu çocukların da yer aldığı koro 2 Nisan'da sekizinci konserini verecek

Bizimsakarya.com.tr
Bizimsakarya.com.tr
07 Mart 2020 Cumartesi 10:23
'Amacımız Birlikte  Şarkı Söylemek'

Özel çocuklardan Zümra Zülal Çalış ile yaptığı çalışmayla büyük yankı uyandıran Recai Hurma, ‘Biz birbirimize engel olmaktan çıkıp destek olmaya başladık’ diyor ve herkesi 2 Nisan'da ki konsere davet ediyor.

Adapazarı’nın Korucuk Mahallesi’nde bulunan Arif Nihat Asya Ortaokulu’nda müzik öğretmeni olarak görev yapan Recai Hurma, oluşturduğu koro ekibiyle dikkat çekiyor. Özel çocuklarında performans sergilediği konserler sosyal medyada da çok beğenildi. Bunun üzerine okulda kendilerine bir ziyarette bulunduk.

Recai Hurma 2012 yılından bu yana müzik öğretmeni olarak görev yaptığı okulda, farklı milletlerden ve özel çocukların da aralarında olduğu bir koro ekibi oluşturdu. Okulda görev yapmaya başladığı sırada koro kurma kararı alan Hurma, okuldaki hiçbir öğrenciyi ayrıştırmadan ve aralarında eleme yapmadan koroya dâhil ettiğini belirtti. 2 Nisan'da verecekleri konser için okulda çalışma yaptıkları sırada kendilerine bir ziyarette bulunduk. Bu doğrultuda ekipteki özel çocukları tanımak adına Recai Hurma ile bir görüşme gerçekleştirdik.

Recai Hurma ile koro ve öğrencileri hakkında görüşme gerçekleştirdik. Hurma, öğrencileri tanımanın ve onları kaynaştırmanın öneminden bahsetti.  

Recai Hurma: Ben 2012 yılında geldim bu okula. Gelir gelmez bir koro oluşturdum. O seneden beri de her sene bir veya iki kere Türk Müziği konserleri veriyoruz. Benden önce bu okulda müzik öğretmeni yokmuş. Önemli bir detay olarak düşünüyorum, nasıl bir okulda beden eğitimi öğretmeni varsa ve bu beden eğitimi öğretmeni bir takım istiyorsa müzik öğretmeni de koro ister ve olur düşüncesiyle bu işi yaptık. O günden bugüne de sekizinci konserimizi 2 Nisan'da  vereceğiz.

-Peki, koroyu ilk kurduğunuzda özellikle bu çocukları teşvik etmek için bir şey yaptınız mı?

Recai Hurma: Koro ilk kurulduğunda okulda duyuru yaptık ‘koro kuracağız, konserler vereceğiz, katılmak isteyen çalışmalarımıza gelsin’ dedik. Böylelikle başladı. Öğrenciler gelmeye başladı ama hiçbir eleme yapmadık. Kimin canı şarkı, türkü söylemek istiyorsa koromuz onlara açık. Öğrencilerimiz geliyor, konser için bizimle bir yıl çalışıyor. Tabi yetenekli öğrencileri seçelim ‘sen geliyorsun, sen gelmiyorsun’ gibi bir şey yapmadık. Yetenekli öğrenci olduğu zaman ‘gelsen güzel olur’ diyoruz ama hiçbir şekilde zorlama yapmıyoruz. Şu anda öğrencilerin çoğu yetenekli olanlar değil istekli olanlar. Burada görmüş olduklarınızdan bazıları yetenekli evet ama çoğu istekli oldukları için buradalar. Gelmek isteyen herkes geliyor, hiçbir zaman seçme yapmıyoruz. Kim istiyorsa 3, 5, 15 o öğrencilerin hepsi de geliyor. Sesi güzel gibi değerlendirme de yapmıyoruz. Canı türkü söylemek istiyorsa geliyor burada eğitimini alıyor. Yapabildiği kadar kendisini geliştiriyor. Genelde yılda bir kere konser veriyoruz yetiştirebilirsek ikinci konseri de veriyoruz. Böyle devam ediyoruz.

-Siz özel çocuklar için herhangi bir eğitim aldınız mı? Onları bir arada tutmak nasıldı, sizin için baştan sona nasıl bir süreçti bu?

Recai Hurma: Hayır ben herhangi bir eğitim almadım. Özel çocuklarla çalışmaya biz Zülal’le başladık. Bundan 4 yıl önce Zülal beşinci sınıftayken bana ‘şiir okuyacağız okusun mu’ diye geldiler. Ben de ‘ben müzik öğretmeniyim Türkçe öğretmeni değilim dolayısıyla bana gelirseniz ben şiir değil şarkı okuttururum’ dedim. Zülal’le öyle tanıştık. Ondan sonra da özel öğrencilerle diğer öğrencileri kaynaştırmayı biz amaç edindik. Kesinlikle ayrıştırma, ötekileştirme yapmadık. Bu çocuklar zaten toplumda büyük sıkıntı yaşıyorlar. Parka gidiyorlar oynayamıyorlar, başka biz gözle bakıyorlar. İki taraf bu defa birbirini ötekileştirmeye başlıyor. Biz de bunu yıkmak ve kaynaştırmak istedik ve buna Zülal’le başladık. Önce Zülal ardından bu sene Halil katıldı aramıza. Yani yapılması gerekeni biz yapalım. Son birkaç senede sosyal medya da videolarımız çok izlendi. Biz de yaptığımız işin doğru olduğunu böylece görmüş olduk. Soyutlamadık, koronun amacı birlikte şarkı söylemek.

“Biz birbirimize engel olmaktan çıkıp destek olmaya başladık”

Recai Hurma: Çocuklar koro içinde şarkı söylerken arkadaşları arkadan destek oluyor. Yani dışarıdan bakanlar ‘hocam ne güzel işler yapıyorsun’ diyorlar. Aslında bizim bu çocuklara verdiğimiz ve onlardan aldığımız çok şey var. Kendimizi geliştirme imkânı buluyoruz çünkü farklı çocuklar. Dolayısıyla belli bir standartta gittiğimiz zaman köreliyoruz. Açıkça söyleyeyim, ben öğretmen olarak bu çocuklarla birlikte oldukça değiştim. Her çocuğun özel olduğunu biliyoruz ama bu çocuklar biraz daha fazla özel. O çocuklarla birlikte bizde çok fazla şey öğrendik. Eğitim ve öğretmenlik anlamında kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum. Sonuçta biz burada öğretmenlik yapıyoruz, müzisyenlik yapmıyoruz. Onun dışında engelli öğrencilerle tanışmadan önce de koromuzun benzer bir amacı vardı. Yetenekli olması gerekmiyor, ‘sen, sen, sen’ diye seçme yapmadık. Ondan önce çocuklar zaten yetenekli.

“Toplumun kültürünü sonraki kuşaklara aktarabilmek”

Recai Hurma: Biz burada güzel sanatlara öğrenci gönderdik, göndermeye devam edeceğiz. Bir de Türk müziğine ilişkin dinleyici kitlesi oluşturmak lazım diye düşünüyorum. Kendi kültürümüze, kendi müziğimize hizmet ediyoruz. Bu çocuklar ileride Türk müziği dinleyen çocuklar olacak, daha kaliteli müzik dinleyecekler. Şu anda türkü dinleyen çok fazla genç yok ama bu çocuklar kendi kültürleriyle müzikleri hem dinliyorlar hem öğreniyorlar. Bunlar biraz daha büyüyünce bir şekilde bu işle uğraşacaklar, profesyonel veya amatör.

-Çocuklar koroya ilk geldiklerinde arkadaşlarıyla aralarında sıkıntı oldu mu? Etkileri ne oldu?

Recai Hurma: Arkadaşları sesinden dolayı Zülal’e ilk etapta şaşırdılar. Sesiyle ilgili ilk ritim duygusunu geliştirdik Zülal’in, artık türkü söylerken ritim kaçırmıyor. Sesi farklı çıksa da ritim kaçırmadığı sürece koroya sıkıntı vermiyor. Ritim kaçırmazsa yanındaki arkadaşı çok fazla rahatsız olmayacak hatta bir süre sonra alışkanlık haline gelecek. Arkadaşları artık ondan rahatsız olmuyorlar. Buradaki öğrencilerden çok daha fazla azimli, çok daha fazla mücadeleci. Zülal ilk geldiğinde ayakta duramıyordu, oturarak ancak şarkı söyleyebiliyordu. Sesinin koroya uyum sağlaması baya güçtü. Zaten ilk performansı solo oldu. Oldukça fazla zorlandı ama biz Zülal’e bunu yaptırmak için önce onu tanıdık. Zülal kimdir, nedir? Rahatsızlığıyla ilgili araştırma yaptım, tanıdıklarımdan destek aldım. Bu işlerle uğraşan arkadaşlardan destek aldım. Bu rahatsızlığın ne olduğunu öğrendikten sonra bizim üzerine koyabileceğimiz ne olabilir, ne vereceğiz diye düşündüm.

“Zülal’i nereye çıkarırsanız çıkarın alkışlanır”

Recai Hurma: Zülal’i tek başına sahneye çıkarsak dahi herkes bizi takdir edecek ama bu bizim amacımız değil. Zülal’e benzeyen bir çocuğu nereye isterseniz çıkarın sizi herkes alkışlar. Biz ne yarar sağlayabileceğiz bu çocuğa? Dolaysısıyla biz yapabileceklerimizi bir düşündük. Bunları kısım kısım hepsini hayata geçirmeye başladık. Önce bu çocuğun ayağa kalkması ve ayakta durması gerekiyordu. İlki oturarak oldu ikinci solo performansını ayakta yaptı. Biz bunu Zülal’in kendisine de söyledik, hedeflerimizi belirledik aşama aşama gideceğiz. Zülal için çok büyük, çok yorucu oldu ama herkes için basit olan bir şeyi yaptı. Onları yaptırırken yapabileceğini bildiğimiz için yaptırdık. Zorlama ile boşu boşuna kürek çekmedik. Ailesi inanmıştı, ortada bir cesaret ve azim var, bizde azar azar gösterip üzerine bir şeyler koyduk.

“Bizde varız, bizim sizden ayrı gayrımız yok”

Recai Hurma: Bu sene de Zülal için zor bir hedefimiz var ama yapabileceğine inanıyoruz. Oturarak ardından ayakta şarkı söyledi, bir saat nasıl orada durup arkadaşlarıyla şarkı söyleyecek denildi en zoru buydu ama yaptı. Etraftan bana ‘düşer bir şey olur’ dediler ama ben sahnede bütün önlemimi alıyorum. Ben söyledim sahne öncesinde Zülal bir saat koroyla birlikte şarkı söyleyecek diye. Herkes ‘ne söyleyecek hangi şarkıyı söyleyecek’ diye meraklandı. Bazıları ‘ayakta durabilecek mi, ya düşerse’ diye sordu. Ben herkese ‘bu çocuklar normalde de dışarıda düşüyorlar ama kalkıyorlar, burada da düşer ve kalkar’ dedim. Bu çocuklara nereye kadar sürekli kolay bir şekilde ya da hali hazırda devam edecekler? Bazı şeyleri kendiliğinden yapmaları gerekiyor. Çocuk düşecek kalkacak. Hatta ‘düşerse herkes Zülal’in nasıl kendi başına yağa kalktığını görecek’ diye içimden geçirdim. Zülal sahneye çıktı ve aslanlar gibi solosunu yaptı.

“Hedefimiz başına taktığımız mikrofonu çıkarmak”

Recai Hurma: Zülal hastalığından dolayı başını sürekli oynatıyor. Bir de bu sene Zülal’in son senesi. Zülal çok istekli, mücadeleci ve azimli bir çocuk. Çok sıkıntı çekti, ağladı, yapamayacağım, dedi. Yapacağını biliyoruz. Sonuçta başardı. Diğer arkadaşları nasıl mikrofonun başında şarkı söyleyebiliyorsa Zülal’in de bunu başaracağına inanıyoruz. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Önüne mikrofonu veriyoruz. Mümkün olduğu kadar başını oynatmasın, amacımız o.  Bunu da yapabileceğine inanıyoruz. Şu ana kadar yaptıklarını en zoru olacak. Başını oynatmayıp sabit tutabilmek zor, bu seneki hedefimiz de bu. Arkadaşlarının arasında olacak ve bu şekilde şarkı söyleyecek.

Bir de Halil var. O da hafif otizmli bir öğrencimiz. Onu da bu sene aramıza aldık ama koroyla birlikte söylemeyecek. Bir süre uyum süreci var. Bu sene konserde solo performans yapacak. İlk başta koroya dâhil etmiyoruz çünkü çocuğu tanımak ona bir şeyler vermek zaman alıyor. Dolayısıyla buraya gidip geldikçe arkadaşlarına, şarkı söylemeye alışıyor. Zülal’de de aynısını yapmıştık.

Biz amatörüz ve bu çocuk korosu. Tek tek dinleseniz garipliği fark edebilirsiniz ama birlikte söyleyince düzene giriyor. Çalıştığımız, konsere birlikte çıktığımız ekip profesyonel. Bize destek verenler, konservatuvardan hocalarımız sağ olsun. Zaman zaman bizim konserlerimizde çalıyorlar. Bana sürekli soruyorlar ‘nasıl gidiyor’ diye. Hatta koroyu kurduğumuzda, Sakarya Üniversitesi Konservatuvar Türk Müziği Bölümü Öğretim Görevlisi Hamdi İtil bize çok destek oldu. Hamdi Hoca bizzat gelip ne yaptığımızı sorardı. Müzik öğretmeni arkadaşım Murat Örse var. İkisinin çok yardımı oldu. Bu işler tek başına yapabileceğin şeyler değil. Organize olmak gerekiyor çünkü bilmediğin şeyler olabilir. Mutlaka uzmanlarıyla yapacaksın. Çocuklarında söyleyebileceği türküleri seçmeye çalışıyoruz, eliyoruz bir süzgeçten geçiriyoruz. Burada repertuarın içine alıyoruz. Destekçimiz çok.

-Koro çalışmaları sürecinde aileler ile nasıl bir çalışma yürüttünüz?

Recai Hurma: Bizim ailelerle bir sorunumuz olmuyor. Konser yaklaşınca onlarla irtibata geçiyoruz. Ondan önce de çocuklar kursa zamanında gelsin gitsin yeterli. Onun dışında bir müdahaleleri yok. Ancak bazı velilerde çocukların dersten geri kalacakları gibi bir düşünce var, bu çok yanlış. Aksine bu aktivitenin çocuklara çok yararı oluyor. Onların kişisel gelişimine katkı sağlıyor. Çocuk gelsin yeter ki, biz onu eğitiriz. Ne yapıyorsak birlikte yapıyoruz. Ayrıca şöyle bir hayalimiz var, açık hava konseri. Çocuklarda veliler de bunu çok istiyorlar.

Okulumuzda aynı zamanda ‘Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi’ uygulanıyor. Okulumuzda eğitim gören Iraklı Dania, İranlı Daniel ve Afganistanlı Sadis’te koroyla birlikte konserde şarkı söyleyecekler.

Bizim amacımız ‘ayrıştırmayalım kaynaştıralım’ adı altında çalışma yapmak.

Koronun iki özel çocuğu

Zümra Zülal Çalış ve Ahmet Halil Şen’in velileriyle de görüştük.

Doğum sırasında yaşanan sorundan dolayı beynine oksijen gitmediği için Serebral Palsi (beyin felci) olarak dünyaya gelen Zümra Zülal Çalış’ın gayreti ve azmiyle herkesi kedine hayran bırakıyor. Onu daha yakından tanımak adına hikâyesini babası Osman Çalış ’tan dinledik.

“Bu oluşumun içinde olmaktan aşırı derecede mutluyuz”
Osman Çalış: Sakarya Kadın ve Doğum Evi’nde 2006 yılında doğdu. Doğum esnasında nefessiz kaldığından dolayı beyin felci geçirdi. Doğum normalden uzun sürdü bu sırada beyin hasar gördü. Doğum anına kadar hiçbir sorun yoktu. Doğumdan kaynaklı epilepsi hastalığı ortaya çıktı. Ondan sonra zorlu bir süreç bizi bekledi. Çok doktora gittik. Umuttepe’ye gittik çözüm bulamadık. Kendi araştırmamızla Çapa Tıp Hastanesi’ne gittik. Doktorlar ‘hiç yürüyemeyebilir, ömür boyu yerinden kalkamayabilir ya da yürürse de 9-10 yaşından sonra yürür’ dediler.

“Biz mücadeleyi hiç bırakmadık”

Osman Çalış: Zülal çok özverili bir çocuk. 7-8 yıl Çapa’ya gittik; doktor, fizik tedavi süreçleri ve epilepsi tedavisi gördü. Ondan sonraEskişehir Osmangazi Hastanesi’ne gittik. Zülal 6,5 yaşında yürümeye başladı.

Sonra okul dönemi başladı. Okul sürecinide de çok zor geçirdik. İlkokulda sorunlar yaşadık. Zülal’i istememe du- rumları oldu. Özellikle Zülal’in psikolojisi bozuldu. Sonrada özel eğitim sınıfı olan bir okula geçtik ama Zülal bu durumlardan etkilendi. Zülal, gırgıra şamataya çok gülen bir çocuk, yapısı gereği bir çocuk sonuçta. Onun dışında istendiğini istenmediğini anlıyor, görüyor. Yani insanların samimiyetlerini anlayabiliyor. Ona yaklaşım tarzını anlıyor, kim samimiyetle yaklaşıyor kim samimiyetsiz anlıyor. Korucuk’a taşınana kadar sürekli bir okul değiştirme süreci oldu. Buraya geldikten sonra Recai Hoca’mızla tanıştık ve müzikle. Tabi anlatacak çok detay var ama kısaca böyle oldu. Recai Hoca’mızla tanıştıktan sonra müziğe başladık, zaten evde de dinliyordu müziği seviyordu. Burada okulu arkadaşlarını sevdi, Recai Hoca da sağ olsun desteğini esirgemedi. Koroya girmesi, konsere çıkması son bir yılda Zülal’e bir etkisi oldu. İlk konserinde şarkısını oturarak söylüyordu, geçen yıl tamamen ayakta söyledi. Çok zorlandı ama ayakta durarak şarkısını tamamladı.

Aşırı derecede mutluyuz bu oluşumun içinde olmaktan. Bazı insanlar alay ediyor, ön yargılı oluyor ama biz gülüp geçiyoruz onlara Zülal bunca sıkıntıya rağmen azimle çalışmaya devam eden güçlü bir kız. Arkadaşı Ahmet Halil Şen erken doğumdan kaynaklı hafif otizmli olarak dünyaya geldi. Ahmet Halil’i tanımak için dedesi İsa Şen ile bir görüşme yaptık.

İsa Şen: Ahmet’in doğumu erken oldu bu yüzden 6 ay kuvözde kaldı. Bu süre zarfında beyin kanaması ve bir sürü hastane enfeksiyonu geçirdi. İlk- okula başladığında öğretmenden memnun değildik ama yapacak bir şey yoktu. Daha sonra öğretmen değişimi oldu. Üçüncü sınıftan sonra Halil, davranış ve konuşma olarak baya değişti. Ortaokulda bu okula başladı. Sağolsun Recai Hoca çok ilgileniyor. Ahmet Halil’in sesini bir dinlemek istedi sonra ‘ritim duygusu güzel olacak bu iş’ dedi. Böyle başladı ve baya bir faydasını görüyoruz. Nasıl görüyoruz? Bu gibi şeylerin faydasını dışarıdan gelenler daha çok fark ediyor. Biz sürekli yanında olduğumuz için pek farkına varamıyoruz. Çocukta bir değişim olduğunu söylüyorlar.”

Son Güncelleme: 07.03.2020 10:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner73