Kitap: Sizlerden gelen öneriler

Virüs salgını nedeniyle evlere kapandığımız bugünlerde en yakın dostlarımızdan biri kuşkusuz kitaplar olacak. Bu O yüzden Cuma günleri ‘Haftanın Seçkisi’ olarak yer alan bu köşeyi her gün yayınlamaya, okurlarımızdan gelen kitap önerilerini paylaşmaya devam edeceğiz. Bugünkü kitap seçkisi, Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü'nden Doç. Dr. Cihan Selek Öz’den... İyi okumalar.

Kitap: Sizlerden gelen öneriler

Virüs salgını nedeniyle evlere kapandığımız bugünlerde en yakın dostlarımızdan biri kuşkusuz kitaplar olacak. Bu O yüzden Cuma günleri ‘Haftanın Seçkisi’ olarak yer alan bu köşeyi her gün yayınlamaya, okurlarımızdan gelen kitap önerilerini paylaşmaya devam edeceğiz. Bugünkü kitap seçkisi, Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü'nden Doç. Dr. Cihan Selek Öz’den... İyi okumalar.

Bizimsakarya.com.tr
Bizimsakarya.com.tr
04 Nisan 2020 Cumartesi 11:15
Kitap: Sizlerden gelen öneriler

Prekarya
Yeni Tehlikeli sınıf

Prekarya… Bu “yeni” kelime, yeni zamanların toplumsal gerçekliğinin çarpıcı bir yüzünü tanımlıyor: Alabildiğine “esnekleşmiş” bir istihdam rejiminde sürekli değişen işlerde, adeta hep geçici bir statüde çalışanlar… Düzenli olarak düzensiz işlerde çalışanlar…Bütün dünyada giderek genişleyen bu kitleyi “çalışan yoksullar” veya “güvencesiz işçiler” diye tanımlayanlar da oldu. Guy Standing, prekaryayı teşhis edebilmek için onların kimliksizliğini göz önüne almak gerektiğine dikkat çekiyor: Bir geleceği olmayan ve “toplumsal hafızadan yoksun” işlerde çalışıyorlar…

Guy Standing’in prekarya olgusu ve kavramı üzerine referans olan kitabı, “yeni tehlikeli sınıf” alt başlığını taşıyor. Birçok düşünür ve sosyal bilimci, prekaryayı zamanımızın proletaryası olarak tanımlıyor zira. En azından, günümüzde prekarya gerçekliğini ve kavramını hesaba katmadan işçi sınıfı, proletarya üzerine düşünmek mümkün değil. Standing, “küreselleşmenin çocuğu” dediği prekarya olgusunun oluşumunu, dünyasını ve çelişkilerini büyük bir sarahatle tasvir ediyor kitabında.

Prekaryanın iç ayrımlarını, tâbi olduğu sömürü mekanizmalarını zengin bir örnek dökümüne dayanarak inceliyor. Yeni bir emek hareketi için ipuçları çıkartmaya da yarayan bir analiz bu. "Guy Standing, kullanım süresi geçen proletarya ve orta sınıf terimlerinin yerine prekaryayı koyarak hedefi on ikiden vuruyor."
Zygmunt Bauman"

Prekarya fikrinin teorik ve ampirik açıdan eksikleri var fakat doğru anlaşıldığında bir çoğunluk inşa edecek yeni bir radikal projeye temel oluşturabilir."
Richard Seymour

Guy Standing / İletişim yayınları

Ameleden İşçiye
Erken Cumhuriyet Dönemi Emek Tarihi

Erken Cumhuriyet döneminin emek tarihine ilişkin gelişmelerini çeşitli yanlarıyla ele alan bu kitap, genel olarak sözkonusu dönemin politik ve sosyal tahliline dönük çalışmalara katkıda bulunduğu gibi, Türkiye’de işçileşme süreçlerinin tarihindeki bir merhaleyi de aydınlatıyor. Erken Cumhuriyet dönemi emek tarihçiliği üzerine çalışma ve tartışmaların yöntemsel bir eleştirisini yapan Ahmet Makal, bir başka ‘genel’ başlık olarak, Tek Parti döneminin korporatist veçhesini tartışıyor. 1930’lar Türkiyesi’nde korporatizmin sistemsel bir bütünlükle uygulanmadığını, devletle kimi toplum kesimleri arasında ‘aracı kurum’ işlevi görmek üzere özgül bir geçerlilik taşıdığını ileri sürüyor. Nitekim, 1930’lu ve 40’lı yıllardaki işgücü politikalarına ve sosyal politikalarına bakıldığında, sanayileşme sürecinin Avrupa’daki başlangıçları ile –farklılıklar yanında– benzer yanların görüleceğine dikkat çekiyor. Makal’ın çalışmasında, emek tarihinin ve ‘amelelerin işçileşmesi’ sürecinin tahlilini zenginleştiren özgül başlıklar şunlar:• 1930 ve 1940’lı yıllarda iktisadi devlet teşekkülleri bağlamında sanayileşme ve işgücü sorunu;• Milli Korunma Kanunu (1940) ve “iş mükellefiyeti” uygulaması;• Çok partili demokrasiye geçilen 1946-50 döneminde CHP ve sendikalar;• Aynı dönemde grevler ve grev “meselesi” üzerine tartışmalar.Kitabın çok önemli bir özgün katkısı, Türkiye’de çocuk işçiliğin tarihi üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunması. Makal, 1920-1960 döneminde çocuk işçiliğinin hukuksal ve nicel boyutlarının net bir resmini çiziyor. “Top oynayıp acıkamayan çocuklara” ayrılan bu bölüm, emekçilerin köle-amele-işçi ‘statüleri’ arasında sıkışmasının en çarpıcı cephesine ışık tutuyor.

Ahmet Makal/ İletişim Yayınları

Refah Devleti ve Kapitalizm
2000'li Yıllarda Türkiye'de Refah Devleti

Bazı düşünürler, refah devletinin kapitalizmin uzun tarihinde birkaç onyıllık döneme sıkışan geçici bir olgu olduğunu ve artık geride kaldığını ileri sürüyorlar. Bazıları ise refah devleti politikalarının biçim değiştirerek kapitalizmin uzun tarihi boyunca geçerliliklerini koruduğu kanısındalar. Refah devleti, kapitalizmin nispeten yumuşak, uzlaşmacı, ‘nezih’ olduğu döneme özgü bir istisnai oluşum muydu? Yoksa, kapitalist emek ve sermaye birikim rejiminin yapısal bir etmeni midir? Kısacası kapitalizme içsel midir refah devleti, yoksa ona dışsal mıdır? Sosyal güvenlik, sağlık, eğitim başta olmak üzere birçok alanda sosyal refahla ilgili hizmetlerin piyasalaştığı bir dönemde, acil sorular bunlar. Oğuz Topak, bu sorular etrafında sağlam bir teorik tartışma yürütüyor. Refah devletinin somut tarihsel biçimlerindeki farklılık ve değişimleri, bu teorik ve politik tartışma ekseninde analiz ediyor.Türkiye’de refah devleti politikalarının tarihsel analizine de geniş yer veriyor yazar. Osmanlı’ya uzanan kökenlerinden aldığı refah kurumlarının ve politikalarının nasıl bir tarihsel değişim geçirdiklerine bakıyor. Merkezî sendikalara dayalı korporatizmin çöküşü ve neo-liberal sermaye birikim rejiminin kurumlaşmasıyla tanımlanan son dönemde refah devletinin yaşadığı kriz, bütün bu tartışmanın hem konusu hem ana saiklerinden biridir.

Oğuz Toprak / İletişim Yayınları

Son Güncelleme: 04.04.2020 11:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.