banner75
banner96

Dün ellerimizi semaya açtık, hepimiz güzel günlere kavuşmak için dualar ettik Yaradan’a.. Oysa el açıp dua ettiklerimiz bundan 1 ay önce sahip olduğumuz hayatın ta kendisiydi.

Dikkatimi çeken olay şu ki, dua ederken bende dahil hiç kimse bir ay öncesinde sahip olduklarının üstüne bir şey koymadı.

Aslında sahip olduklarımız en büyük şükür sebebimizmiş değil mi? Şükredebildiğinize bile şükretmektir mutluluk..

Hayatın koşuşturmasına öyle bir kapılmışız ki sanki sahip olduğumuz her şey zaten olmalıymış gibi hissetmişiz. Yaşadığımız o yoğun doyumsuzluk hissi, tüketme aşkı ve duygusal körlük bizi esir almış.

Bazı kimseler şükretmek için kendilerine çok büyük, çok özel bir nimetin gelmesini, ya da çok büyük bir sorunlarının çözülmesini beklerler. Oysa biraz dikkat edildiğinde, insanın her anının nimet içinde geçtiği görülür. Hayatı, sağlığı, aklı, şuuru, beş duyusu, nefes aldığı hava ve bunlara benzer sayısız nimet kendisine her an kesintisiz bir şekilde sunulmaktadır işte bu nimetler ise her biri ayrı ayrı şükretme sebebidir.

Biz Yaradan’ın bize lütfettiği şeyleri görememişiz, görsek de kıymetini bilmeyip; ölene dek bizim zannetmişiz.

Şimdi yaşadığımız bu salgın bize aslında sahip hissettiğimiz tüm duyguların bile şükür sebebi olduğunu gösterdi. Sağ salim bu salgını atlatır hayat rutin şekline dönerse elimizde ki nimetlerin varlığı bizi mutlu etmelidir.

Bir şeyin kıymetini bilmemiz için onu kaybetmemiz gerekmez.

70 yılın değerini ölmekte olan bir insan bilir.

5 yılın değerini bir daha seçilememiş bir milletvekili bilir.

1 yılın değerini tek dersten sınıfta kalan öğrenci bilir.

1 ayın değerini erken doğum yapmış bir anne bilir.

1 haftanın değerini haftalık bir derginin editörü bilir.

1 saatin değerini eve dönmek zorunda olan aşıklar bilir.

1 dakikanin değerini uçağını kaçıran adam bilir.

1 saniyenin değerini kaza atlatan kişi bilir.

1 milisaniyenin değerini olimpiyatlarda ikinci olan bilir.

Oysa bu saydığım tüm değerlerin kıymetini İnsan-i Kamil olan bilmelidir, çünkü insan hayatında insana lütuf olarak verilen 1 milisaniye bile değerlidir ve en mühim şükür sebebidir.

Zamanın, sevdiklerimizin, sağlığımızın, gençliğimizin ve şükretmemiz gereken milyarlarca şeyin değerini anlamak için bu küresel salgını yaşamamıza gerek yoktu. Dünya bize aitmiş gibi yaşadığımızdan; bugün sokaklarda evren hükmünü sürüyor.

Kıymet bilmek için kaybetmek zorunda da değiliz daha fazlasını istemek herkesin hakkı, insan umutları olmadan yaşayamaz, fakat şükretmek için ve bunları düşünmek için gereken zaman yeteri kadar var.

Sahip olduğumuz her şeyin kıymetini bilelim, sevdiğimizin, bize değer verenlerin kıymetini bilelim.

Doyumsuzluğun panzehri, açgözlülüğün antitezi gibidir. Değerlerini anlamak için kaybetmeyi beklemeyelim.

Bedevi çölde çırılçıplak kalmış, üzerini kumlarla örtebilmiş. Kutup ayısının ortalarda görünmeyişine sevineceği yerde, ellerini açıp yukarıya seslenmiş:

- yâ rabbim! bak halime, reva mıdır, şu bana yaptığın?!...

demesinin ardından bir rüzgar, bir fırtına... üzerindeki kumu da alıp götürmüş, dımdızlak ortada kalmış...

Hemen toparlanıp, yine seslenmiş yukarıya:

-yâ rabbim! hikmetinden sual olunmaz elbet ben ettim sen eyleme...

Siz, siz olun elinizde olanla yetinmeyi bilin, her daim şükretmeyi de...

Sağlıklı günlerde görüşmek ümidiyle, sağlıcakla kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner87