Ekoloji biliminde uzun yıllardır, insan kaynaklı küresel ısınma hızlandıkça yerel ekosistemlerdeki bitki ve hayvan türlerinin de iklim değişikliği koşullarına uyum sağlamak için daha hızlı yer değiştireceği yönünde güçlü bir beklenti vardı. Ancak yürütülen yeni çalışma bu yaygın kabulü tamamen sarstı.
Londra Queen Mary Üniversitesi’nden bilim insanlarının gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma, iklim kriziyle ilgili bilinen bazı kabulleri yeniden gündeme taşıdı. Dünya genelindeki ekosistemleri kapsayan çalışmada, küresel sıcaklıkların hızla arttığı son 50 yılda türlerin doğal topluluklar içerisindeki yer değiştirme hızının artması beklenirken, tam tersine yaklaşık yüzde 33 oranında azaldığı ortaya çıktı.

Şubat 2026’da Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmada, doğadaki bu beklenmedik yavaşlamanın yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağı, insan faaliyetlerinin yol açtığı çevre tahribatının ekosistemlerin iç döngülerini felç etmesinde önemli rol oynadığı belirtildi.
Milyonlarca Kayıt İncelendi
Dr. Emmanuel C. Nwankwo ve Prof. Axel G. Rossberg öncülüğündeki araştırma ekibi, 1927 sonrası döneme ait verileri içeren BioTIME veri tabanından yararlandı.
Tatlı su, kara ve deniz ekosistemlerini kapsayan çalışmada; kuşlar, memeliler, deniz canlıları ve bitkiler dahil çok sayıda canlı grubundan 15 bin 469 türe ait yaklaşık 4,9 milyon gözlem kaydı analiz edildi.
Sonuçlar, 1 ila 5 yıllık kısa vadeli tür devir hızının geçtiğimiz yüzyıl boyunca belirgin biçimde yavaşladığını gösterdi.
Doğanın “Taş-Kâğıt-Makas” Dengesi Bozuluyor
Bilim insanlarına göre sağlıklı ekosistemlerde türler sürekli olarak yer değiştiriyor. Göçmen türlerin farklı alanlara ulaşması, bazı yerel türlerin yerini alması ve canlı topluluklarının yeniden şekillenmesi doğal ekosistemlerin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Ancak insan faaliyetleri bu doğal döngüyü sekteye uğratıyor.

Tarım alanlarının genişlemesi, ormansızlaşma, kimyasal kirlilik ve habitat parçalanması; türlerin yeni bölgelere ulaşmasını ve kolonileşmesini zorlaştırıyor. Böylece bölgesel tür havuzları daralıyor, ekosistemler arasındaki doğal bağlantılar zayıflıyor ve yeni göçmen türlerin sisteme katılması giderek azalıyor.
“Yavaşlama, Doğanın İyileştiği Anlamına Gelmiyor”
Araştırmanın en dikkat çekici mesajlarından biri ise tür değişiminin yavaşlamasının doğanın dengede olduğu anlamına gelmemesi.
Aksine bilim insanları, bu durumun ekosistemlerin kendini yenileme ve yeni türleri bünyesine katma kapasitesinin zayıfladığına işaret edebileceğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle tarım alanlarının genişlemesi, orman kaybı, pestisit ve ağır metal gibi kimyasal kirleticiler ile habitat parçalanmasının yalnızca tür sayısını değil, ekosistemlerin doğal işleyişini de tehdit ettiği vurgulanıyor.

İklim Politikalarına Yeni Bir Bakış
Araştırma, ekosistemlerde yaşanan her tür değişimin doğrudan küresel ısınmaya bağlanmaması gerektiği konusunda da uyarı içeriyor. Bilim insanlarına göre kısa vadeli tür devirlerindeki değişimlerde ekosistemlerin kendi iç dinamikleri ve insan kaynaklı habitat tahribatları önemli rol oynuyor.
Öte yandan küresel ısınmanın gelecekte daha da hızlanması halinde, iklim değişikliğinin türlerin dağılımı ve hareketliliği üzerindeki etkisinin giderek daha belirleyici hale gelebileceği öngörülüyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu tablo ise oldukça çarpıcı:
İklim değişikliği dünyayı hızla değiştirirken, insan faaliyetleri doğanın bu değişime cevap verme kapasitesini yavaşlatıyor.
Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41467-025-68187-1
Ekoloji Bilim Haberleri
Hazırlayan: Ayça Neslihan Örs





