İSTANBUL (AA) - Emlak Konut Anahtar Fikirler Zirvesi 2026 kapsamında 'Yatırım Perspektifinde Teknoloji, Sermaye ve Geleceğin Güç Birliği' başlıklı panel düzenlendi.
Gayrimenkul sektörünün geleceğine ilham veren fikirleri ve yenilikçi çözümleri kamu, üniversite, özel sektör, yatırımcılar ve girişimcilik ekosistemiyle buluşturan Emlak Konut Anahtar Fikirler Zirvesi 2026'nın ikincisi İstanbul'da gerçekleştiriliyor.
Gayrimenkul ve inşaat sektöründe teknoloji odaklı dönüşümü hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen, fikirlerin olgunlaştığı, işbirliklerinin doğduğu ve sektörün geleceğinin birlikte şekillendiği bir platform olma özelliği taşıyan zirve, bu yıl 'Her İcat, Yeni Bir Milat' temasıyla düzenleniyor.
Zirve kapsamında gerçekleştirilen 'Yatırım Perspektifinde Teknoloji, Sermaye ve Geleceğin Güç Birliği' başlıklı panelde konuşan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye'de birçok alanda atıl kapasite problemi bulunduğunu belirterek bu konuda yapılması gerekenlerle ilgili önerilerde bulundu.
Teknolojinin ve finansal enstrümanların doğru işbirlikleriyle birleştiğinde reel sektör için küresel bir kaldıraç etkisine dönüşeceğini dile getiren Özdemir, yenilikçi girişimlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi.
MÜSİAD olarak vizyoner yatırımlara bakış açılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdemir, 'Yarının dünyasını inşa ederken bilginin, dijital dönüşümün ve ortak aklın gücünü merkezimize almak zorundayız.' dedi.
Özdemir, iş dünyası ile üniversite arasındaki muhtemel işbirliklerine ilişkin görüşlerini paylaşarak, gençlere tavsiyelerde bulundu.
- 'KOBİ'ler, ekosistemin yüzde 99,8'ini oluşturuyor'
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu da yatırımcılara ve girişimcilere sundukları desteklerden bahsederek, 'Sadece startuplar değil KOBİ ekosisteminin tamamı, yani ihracat yapan, 1 milyar liraya kadar cirosu olan firmalarımız da bizim ekosistemimiz içerisinde ve hepsine ticaret literatüründe müteşebbis diyoruz.' dedi.
Türkiye'de 3 milyon 942 bine yakın işletme bulunduğunu dile getiren İbrahimcioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Bu işletmelerden bilanço usulü defter tutanların sayısı 1 milyon 794 bin. Bunların içerisinde büyük işletme sayısı sadece 6 bin 86. Bunlar büyük işletme. Geriye kalanların tamamı KOBİ. Dolayısıyla beraber olduğumuz, politika geliştirmeye ve desteklemeye çalıştığımız, finansmana erişim imkanlarını sunduğumuz KOBİ'ler, ekosistemin yüzde 99,8'ini oluşturuyor. Dolayısıyla bunların hepsi girişimci, hepsini yer yer startup olarak da görebiliriz.'
- 'KOBİ'lere yeşil dönüşüm için 200 milyon dolar kaynak aktardık'
Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, atıl kapasite konusuna değinerek, bu alanda firmaların verimsizliğini ortadan kaldırmak, yalın ve dijital dönüşümü sağlamak için yaptıkları faaliyetlerden bahsetti.
İbrahimcioğlu, 'Önce atıl kapasiteleri belirleyeceğiz, belirledikten sonra bunları düzene alacağız, sonrasında dijitalleştireceğiz. Bununla beraber bir de üçüncü aşama var. Bu da yeşil dönüşüm. Bu konuda tam olarak bu zirvenin ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının da bizzat içinde bulunduğu bir konu.' diye konuştu.
Dünya Bankası aracılığıyla geçen yıl KOBİ'lere yeşil dönüşüm için 200 milyon dolar kaynak aktardıklarını anımsatan İbrahimcioğlu, konunun önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İbrahimcioğlu, işletmelerin krizlere karşı dayanıklı olmasının önemine işaret ederek 'Artık dayanıklılık krizlerin olmaması değil, kriz olduğunda o krize karşı ne kadar ayakta duracağımızdır.' dedi.
Son yıllarda personel bulmayan şirketlerin yapay zeka kullanarak verimliliğini artırdığını anlatan İbrahimcioğlu, yapay zeka ile beraber hayata giren teknolojik türbülansa da hazır olunması gerektiğini söyledi.
İbrahimcioğlu, işletmelerin en temel konularından birisinin finansal kaynak meselesi olduğunu belirterek 'Küresel rekabette de kapasitesini geliştirecek firmalarımızda da hem finansal hem entelektüel hem de fiziksel sermayeyi bir arada tutabilecek yapılara ihtiyacımız var.' diye konuştu.
- 'Her kararımızı yapay zekaya bırakmamalıyız'
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Yardımcısı Uğur Yaylaönü ise yapay zekanın nerelerde kullanılması gerektiğini belirterek yapay zekayı hizmet eden, karar alma süreçlerine yardımcı olan bir unsur, geleceğin temel bir kavramı olarak görüp, yola devam edilmesi gerektiğini kaydetti.
Her kararı yapay zekaya bırakmanın insan fıtratına aykırı olduğunu dile getiren Yaylaönü, 'İnsan hata yapar, ondan güzeldir zaten. Hata yapmamak üzere bir hayat kurulursa strese gireriz. Biz hayatımızda da bazen en optimum kararın A olduğunu bildiğimiz halde, gönül ve vicdan vazifesiyle B'yi tercih ederiz.' ifadelerini kullandı.
- Genç girişimcilere 'kitle fonlama platformu' tavsiyesi
Uğur Yaylaönü, genç girişimlerin halktan doğrudan para toplamak için sahip olduğu alanlardan birisinin kitle fonlama platformları olduğunu belirterek şunları kaydetti:
'Bu platformlar esas itibarıyla her biri halka arzın yapılabildiği birer mikro borsa. 18 platformumuz var halihazırda. Genç girişimcilerimiz buraya başvurduğu ve hikayelerini anlattığı takdirde fonlamaya çıkabiliyor. Geçtiğimiz 4 yılda 178 şirket bu şekilde fonlandı platformlarda. 50 bin kişi buraya ayrı ayrı para yatırmış.100 binin üzerinde platform üyesi var. Buradaki mikro sermaye dediğimiz sermayeyi buradan temin edebiliriz. Bu alan çok riskli bir alan olduğu için dünya uygulamalarına da paralel olarak bu riski minimize etmek adına şirketlerin toplayacağı para her yıl güncelleniyor ama maksimum 3 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Bu 178 fonlamada 200-300 bin dolarlardan başlayıp 2-3 milyon dolarlara kadar fonlama yapılabildi.'
Yaylaönü, bu fonlamaların ardından çok başarılı olan veya batan şirketlerin olabildiğini belirterek 'Gençlere, erken aşama yatırımları için tavsiye edebileceğim birinci enstrüman kitle fonlama platformu. Bunu dikkatli bir şekilde takip etmelerini tavsiye ediyorum.' dedi.
İkinci tavsiyesinin 'paya dönüştürülebilir borçlanma araçları' olduğunu dile getiren Yaylaönü, şu bilgileri verdi:
'Çünkü erken aşama şirketlerde bir değerleme kargaşası olabiliyor. Yatırımı geliştiren kişi şirketine çok yüksek değerler yazabiliyor. Yatırımcı da buna hak verir ama riski çok yüksektir. Büyük bir iskonto ile hisse almak ister. İşte bunun ikisini bir araya getiren 'convertible bond' dediğimiz konu. Borcu veriyorsun fakat borç veren kişi 'istersem şirketin hissesine de bunu dönüştürebilirim' talebinde bulunuyor. Peki bu opsiyonu neyin karşılığında alıyorsunuz? Normalde dolar bazında faizler yüzde 8 iken 'ben yüzde 4 alacağım ama liste opsiyonu da olacak' diyoruz. Burada girişim şirketlerine bir faiz avantajı oluşuyor. Şirket başarılı olursa opsiyonu kullanarak yatırımcı da ilave bir kazanca erişmiş oluyor. Girişim sermayesi dediğimiz alanda bu iki konumuz var.'





