Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, 'Mal ihracatı, son 10 yılda 142 milyar dolardan yaklaşık iki kat artışla 2025 yılı sonunda 273 milyar dolara yükseldi. Bu kuşkusuz önemli bir başarıdır. Bundan sonraki hedefimiz, birim ihracat değerimizi yükseltmek, yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmak ve küresel pazarlarda daha güçlü markalarla yer almaktır' dedi.
ASO Oda Meclisi ile 2'inci ve 3'üncü OSB Müteşebbis Heyet Müşterek Toplantısı, ASO Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi. Programda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, dünya ekonomisini anlamak için yalnızca büyüme rakamlarına, enflasyon oranlarına ya da merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanın yeterli olmadığını vurguladı. Üretim kapasitesini artırmış olsalar da küresel ölçekte beklenen verilere henüz ulaşamadıklarını belirten Ardıç, bu sebeple sanayi meselesinin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
'Üretim kapasitemizi artırmış olsak da küresel ölçekte arzu edilen sıçramayı henüz gerçekleştiremedik'
Dünyadaki dönüşümün merkezinde sanayinin, üretimin ve teknolojinin olduğunu dile getiren Ardıç, '1990'da dünya imalat sanayisinden yalnızca yüzde 3 pay alan Çin, bugün tek başına küresel üretimin yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. Aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri'nin payı yüzde 23'ten yüzde 16'ya, Japonya'nın payı yüzde 13'ten yüzde 5'e, Almanya'nın payı ise yüzde 9'dan yüzde 4'e geriledi. Türkiye'nin payı ise 1990'da yüzde 0,86 iken, bugün ancak yüzde 1,3 seviyesine ulaşabildi. Üretim kapasitemizi artırmış olsak da küresel ölçekte arzu edilen sıçramayı henüz gerçekleştiremedik' diye konuştu.
'Sanayisiz bir ekonomi, köksüz bir ağaç gibidir'
Enerjiye erişim, teknoloji üretme kapasitesi, yapay zeka, veri hakimiyeti ve kritik ham maddelere erişimin yeni dönemin temel belirleyicileri haline geldiğini ifade eden Ardıç, 'İşte bu yüzden sanayi, bugün yeniden bir devlet meselesidir. Dün 'piyasa her şeyi çözer' diyen ülkeler, bugün çipten bataryaya, savunmadan yapay zekaya kadar kendi sanayilerini ayakta tutmak için milyarlarca dolarlık kamu kaynağını seferber ediyor. Herkes gördü ki sanayisi olmayan bir ülkenin ne ekonomisi ne diplomasisi ne de savunması uzun süre ayakta kalamaz. Sanayisiz bir ekonomi, köksüz bir ağaç gibidir; gövdesi ne kadar heybetli görünürse görünsün ilk sert fırtınada devrilir' şeklinde konuştu.
Yılın ikinci yarısında dezenflasyon sürecinin üretim, yatırım, istihdam ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından önem taşıdığını vurgulayan Ardıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrar amacıyla uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının faturasını en çok sanayinin ödediğini uzun süredir sahada görüyorduk. Açıklanan veriler bu tespitimizi doğruladı. 2026'nın ilk çeyreğinde büyüme yüzde 2,5 ile beklentilerin altında kaldı; bir önceki çeyreğe göre büyümenin sıfıra yakın seyretmesi, ekonomide belirgin bir ivme kaybına işaret ediyor. Sanayi sektörü 2025'in ikinci ve üçüncü çeyreklerinde büyümeye güçlü katkı verirken, son çeyrekte yüzde 0,9'a kadar yavaşlamıştı. Bu eğilim ilk çeyreğinde daralmaya döndü ve sanayi üretimi yüzde 0,8 küçülerek büyümeyi yukarı değil, aşağı çekti. Faaliyet karının yaklaşık yüzde 85'i finansmana gidiyor. KOBİ kredilerinde aylık büyüme sınırının yüzde 5'ten yüzde 4,5'e, diğer ticari kredilerde yüzde 3'ten yüzde 2'ye indirilmesi, finansmana erişimin önümüzdeki dönem daha da zorlaşacağını gösteriyor. Bu karar, yüksek faizler nedeniyle zaten uzun süredir zorlanan sanayici üzerindeki baskıyı daha da artıracaktır.'
'Mal ihracatı 273 milyar dolara yükseldi'
2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'nın sanayinin dönüşümü açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyleyen Ardıç, 'Mal ihracatı son 10 yılda 142 milyar dolardan yaklaşık iki kat artışla 2025 yılı sonunda 273 milyar dolara yükseldi. Bu kuşkusuz önemli bir başarıdır. Bundan sonraki hedefimiz birim ihracat değerimizi yükseltmek, yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmak ve küresel pazarlarda daha güçlü markalarla yer almaktır. Buna karşılık 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatımızın yüzde 12,7 gerilemesi ve net ihracatın altı çeyrektir büyümeyi aşağı çekmesi, rekabet gücümüzü yeniden güçlendirecek yapısal adımlara ihtiyacımız olduğunu gösterdiğini paylaştı' değerlendirmesini yaptı.
'Türkiye-Fransa ticari ilişkilerine ve yeni iş birliği fırsatlarına katkı sağlayacak'
Firmaların yurt dışı pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla büyükelçiliklerle bir strateji çerçevesinde görüşmeler yapıldığını aktaran Ardıç, 'Fransa'nın Ankara Büyükelçiliğiyle imzaladığımız protokol sayesinde üyelerimiz, ticari vize başvurularında randevu süreçlerine daha hızlı erişebilecek, iş görüşmelerini, fuarları ve yatırım temaslarını daha öngörülebilir biçimde planlayabilecek' dedi.
Program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TOBB Hizmet Şeref Belgesi ve plaket takdim töreninde yaptığı konuşmanın yer aldığı kısa bir video ile sona erdi.





