Yusuf Cinal yazıyor

Sevgili okurlar,
Türkiye’nin bir kesimini etkileyen sel, yangın ve yine sel felaketlerinin önüne geçen “Afganistan ve Taliban” depremi, sel ve yangın afetleri gibi birden, bire gelmedi!?..
Unutmayınız, doğada hiçbir şey tesadüflere bağlı değildir!
Eğer siz, gelecekte olacakları öngörmez ve gerekli tedbirleri almazsanız, başınıza gelecekleri nereden bileceksiniz ki?
İşte Manavgat’da bir el, eller, Bodrum, Milas ve diğer yörelerde çıkan, çıkarılan yangınlar, öyle tesadüfen meydana gelen yangınlar değildir..
Haydi bir, ikisi doğal nedenlerle çıktı!
Tarım ve Odrman Bakanı Pakdemirli’nin açıkladığı 200’ün üzerindeki yangın ile ilgili ne tür açıklamalarda bulunabiliriz ki?
Türkiye’de ve dünyada çıkan yangınlarla ilgili olarak, hep sıralanan nedenleri bilmiyor muyuz?
Bilmem, nerede çıkarılan yangından sonra, oraya kondurulan otelle ilgili, aptallığa mı yatacağız?
Bir yerde, bir yangın çıkarılıyorsa, bunun elbette bir alt nedeni, bir hedefi ve siyasal, ekonomik, sosyal projelere bağlı olarak çıkarıldığını artık bilmeyinimiz yok!
Peki tedbir?
Tedbir, elbette ormanların korunmasından geçiyor?
Kim koruyacak ormanlarımızı?
Bizim bildiğimiz Tarım ve Odman Bakanlığı..
Peki, bu yükü, bu görevi, bu sorumluluğu belediyelere yıkmaya çalışan zihniyete ne demeli?
“Sorumluluktan kaçmak, görevi ihmalin üzerini örtmek, milli servetin yanması olayını sulandırmaktan “ öteye bir durum değildir?
Allah, bu zihniyette olanları ıslah etsin!
Kısacası, bu Afganistan, Taliban terörü bu yangınların üzerini örttü mü?
Öyle görünüyor ki, yangınlar habercilerin, siyasilerin görüş, düşünce alanından çıktığına göre, geçmiş olsun!
“Geçmiş olsun da”, kardeşim, bu Manavgat’ta, bu Bodrum’da, Milas’ta ve diğer alanlarda, “ne kadar alan yandı, maddi zarar nedir, insanımızın mağduriyeti hakkında bir bilgi paylaşımı var mı, bu mağduriyetler için orada, ne tür tedbirler alındı, şu an, o alanlarda neler olup bittiğini bilen var mı, bu söndürme tartışmaları bitti mi, hangarlarda bekleyen uçakların durumu ne olacak, bu uçaklara talip olan 11 Belediye girişimi sonuçlandı mı” diye soracak olsak, memleket bu ya, “ hadi git işine” diyenlerin, ne kadar çok olduğunu söylemeye gerek varmıdır?
İşte, oluşturulan algılar ile insanımız böyle uyutuluyor, böyle o büyük yangınların alevi, külü üzerimize düşüyor!
Gerçekten “geçmiş olsun!”

***
Sevgili okurlar,
Peki, Rize, Sakarya, Kastamonu, Sipon, Bartın, Bozkurt yerleşim birimlerimizde meydana gelen seller ile ilgili olarak, bize yansıyan bilgiler ötesinde, gerçekten o alanlarda ne olup, bittiğini bilen var mı?
O sele kaptırdığımız canlarımız, o sele kaptırdığımız mallarımız, yıkılan binalarımızla ilgili olarak neler yapılıyor, ne tür kararlar alınıyor?
Alana girmek yasak öyle mi?
Muhalefet dışarı!
Yandaş medya içeru!
Yangın söndürme de uygulanan yöntem, aynen sel felaketinde de uygulanıyor, sahneleniyor!
Taziyeler, demeçler, “afet bu” naraları, nutukları ve uyu halkım, uyu!
Afganistan’da, Taliban yönetimi ele geçirmiş!
Hani bizde bir türkü vardır, sel bölgelerinden ses veriyor;
“Manda yuva yapmış, söğüt dalına..
Yavrusunu sinek kapmış, gördün mü?”
Oh, ne ala memleket!
Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri ile “yaralar sarılıyor, yangınlar söndürülüyor, denize akan tomruklar toplanıyor, hurdaya dönen araçların sahipleri aranıyor, geçici köprüler kuruluyor, elektirk tamam, su tamam..” öyle ya ver coşkuyu!
Yaşasın siyaset!
He derde deva!
Büyük afetler, seller, yangınlar, yıkımlar görmüş Türkiye’nin, gelecekte yeni yıkımlar, yangınlar, seller, afetler yaşamayacağını kim söyleyebilir ki?
Afganistan’da “Taliban darbesi” oldu duydunuz mu?
Ya da; “Manda yuva yapmış, söğüt dalına..
Yavrusunu sinek kapmış, gördün mü?”
Hey yavrum hey!
Hani bildik bir başka türkü daha var, mutlaka biliyorsunuzdur!
“Kadife’den kesesi, Ankara’dan gelir sesi” diye!..
Veya “ Oynatmaya az kaldı, dokturum nerede” unutulur mu?
Bu “Korona, aşı” haberlerini dinleyen var mı?
Bizim toplumu türkülerimiz, şarkılarımız ne güzel de anlatıyor!..
Vay be, Türkiye!
Afganistan’da Taliban Kabil’i değil, devleti ele geçirmiş!
***
Sevgili okurlar,
Yukarıda anlattığım gibi doğada, yaşamda hiçbir şey tesadüfi değildir..
Herşeyin bir sebebi, her sebebin, bir nedeni vardır..
“Taliban” dilimizde pelesenek oldu, Afganistan yıllardır gündemdeydi..
NATO güçleri burada “barışı kollayacak, terörü önleyecek, radikalizme geçit vermeyecek, buraya insan hakları bağlamında demokrasi gelecekti “ ya, ne oldu acaba bu projeye?
Altından Taliban çıktı!
Yanisi, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da ne olmuş sa, burada da o oldu!
Siyaset bu ya, doğa olayları gibidir..
Hiçbir şey tesadüfen gerçekleşmez..
Toprağa ne ekersen, onu biçersiniz..
Bu Taliban ABD’nın eseri değil midir?
Ya Hasan, sen ülkeni sevmez, insanına güvenmez, ehil insanları işbaşına getirmez, uyursan, senin ülkende kovboylar cirit atar, böyle kargo uçakları ile kaçmaya, binlerce kilometre yolu geçmeye, canını kurtarmayı göze alırsın!
Hem de çoluk çocuğunu, anayı, babayı, oğulu, malı, mülkü, bırakıp ülkenden kaçarsın?
Bizimkisi de İngiliz zırhlısına binip, ülkeyi terk etmedi mi?
Anlatılacak, yazılacak çok şey var..
Son olarak, şunu sizlerle paylaşayım ki, kulaklarınıza küpe olsun!
Bir gün Brüksel’de ofisimdeyim..Bir telefon geldi..
“Burada bir Amerikalı var..Türkçe konuşmak istiyor..Biz sorularına cevap veremedik..Hocam gelir misin?”

Brüksel’in, Merkez Belediyesi sınırları içindeki FC İstanbulspor Lokali’ne yöneldim..
Uzun boylu, başında kovboy fötrü, belinde kalın bir kemer, sırtında bir heybesi olan Amerikalı muhterem ile tanışdık..
Türk Mahallesine, Türkçesini ilerletmek için gelmiş..
Bu muhteremin bir “misyoner” olduğunu anlamamak için kör olmak gerekirdi..
Konuştuk, hedefi belliydi, Türkiye’ye gidecekti..
İlk antreman Avrupa Türkleri içinde yapılıyordu..
İşte Afganistan’da, Irak ve Suriye’de, Mısır’da, Libya’da diğer ülkelerde altyapı böyle hazırlanıyor..
Siz yangına, sele, depreme bakarken, elin oğlu alttan, alta sizin geleceğinize göz dikiyor!..

Bu PKK terörünü, kim destekliyor, bu ülkedeki terör yangınlarını, sellerini kimler tetikliyor, ateşliyor?
Bozkurt’ta yıkılan binalar gibi, sele kapılanlar gibi, sizi de bir gün alıp götüren büyük fırtınalar, tsunamiler olmasını beklemeyiniz!
Adım adım geliyorlar?
Yasaklar, kararlar, ihaleler, imtiyazlar ve ihtişamları, pudra şekerleri, kadın cinayetleri, tacizleri, tarikatları, cemaatleri ile kol kolalar!
Bağırsakları temizlediler..
Kurumları al aşağı ettiler..
Ne kaldı ki?
Yarın sizde, “ülkeden kaçmak, çaresizlikler yaşamamak, o ateşin,o selin içine düşmemek için, şimdiden tedbir almanız, uykudan uyanmanız ve aldanmamanız gerektiğini” hala idrak edemiyormusunuz?
Uyan Hasan, uyan, başka seller, yangınlar, isyanlar geliyor!
Afganistan’a bak, gerçeği gör!