Tutuklu Y.D.S'nin babası açıklamasında;
"24.07.2026 Cuma günü, Sakarya ili Arifiye ilçesi Ahmediye Mahallesi’nde 14 yaşındaki M.İ.’nin ateşli silah sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili Y.D.S'nin babası olarak olayın kamuoyuna doğru şekilde aktarılması amacıyla bu açıklamayı yapma gereği doğmuştur.
Ben, uzun yıllar İstanbul’da tekvando antrenörlüğü yaptım. M.İ. ve kardeşlerinin yaklaşık beş yıl boyunca antrenörlüğünü üstlendim. Bu süreç içerisinde çocuklarımız birçok başarı elde etmiş, çeşitli şampiyonalarda dereceler ve madalyalar kazanmıştır. Zaman içerisinde de iki aile arasındaki bağ kuvvetlenmiş, karşılıklı güven ve samimiyete dayalı bir aile dostluğu oluşmuştur.
Hatta 15.01.2024 tarihinde İstanbul'dan Sakarya’ya taşınmamıza rağmen ailelerimiz arasındaki iletişim ve görüşmeler devam etmiştir. Çocuklarım İstanbul’a gittiklerinde diğer ailenin misafiri olmuş, geçtiğimiz yaz ise onlar ailecek evimize gelerek misafirimiz olmuşlardır. Birlikte doğum günümü kutlamış, çocuklar evimizde kalmış, ertesi gün ise anne ve babaları çocuklarını alarak Sakarya’daki akrabalarının yanına gitmiştir.
Bu yıl da çocuklar; misafir kızımız ve kendi kızımın anlaşması, misafir kızımızın kendi beyanlarına göre M.İ.'nin de anne ve babasına ısrarla evimize gelmek istediğini söylemeleri üzerine yeniden misafirimiz olarak evimize gelmişlerdi. Hem misafir kızımızın hem de benim doğum günüm kutlanacaktı. Çocuklar evimizde bulunduğu süre boyunca eşim, çocukların her anını fotoğraflar ve mesajlar aracılığıyla anneleriyle paylaşmış, kendisini düzenli olarak bilgilendirmiştir.
Olay günü, işim nedeniyle sabah saat 04.20 treniyle İstanbul’a gitmek zorunda kaldım. Akşam döndüğümde doğum günü kutlamasını birlikte gerçekleştirmeyi planlıyorduk. Cuma sabahı eşim, çocukları kontrol etmek amacıyla yanlarına gittiğinde misafir kızımızın kendi kızımızla, misafir oğlumuzun ise oğlumla aynı odada ve aynı yatakta uyuduklarını görmüştür. Eşim, çocukları kontrol ettikten sonra işe gitmiştir.
Çocuklar uyandıktan sonra misafir kızımız ile kızım mutfakta kahvaltı hazırlamış, misafir oğlumuz ile oğlum ise eşimin oğlumu arayıp cuma vakti geldi cuma namazına gidin demesi üzerine cuma namazına gitmek üzere hazırlanmaya başlamıştır. Hemen akabinde eşim, misafir oğlumuzun annesine çocukların cuma namazına gideceklerini mesaj yolu ile iletmiş, kendisi de cuma namazına gitmelerine sevindiğini belli eden bir cevap vermiştir. Bu yazışmalara dair kayıtlar da mevcuttur.
Çocukların evimize geldiği ilk andan, olayın yaşandığı ana kadar geçen süreçte eşim, misafir çocuğumuzun annesiyle sürekli iletişim hâlinde olmuş ve kendisini düzenli olarak bilgilendirmiştir. Misafir kızımız ve misafir oğlumuz evimize geldiği süreçten itibaren hiçbir tartışma ve hiç bir kavga yaşanmamış, aksine geldikleri gün olan perşembe günü ailecek gezmelere gidilmiş, bol bol ve mutlu şekilde fotoğraflar çekilmiş, özetle çocuklarımız gece birlikte uyuyabilecek kadar güzel vakit geçirmişlerdir.
Ne yazık ki, bütün bu süreç içerisinde son derece acı ve üzücü bir olay meydana gelmiştir. Olayın ardından gerçeği yansıtmayan ve iftira dolu haberler yapılmış, bazı kişilerce ailemize ağır ithamlarda bulunulmuş ve hak etmediğimiz, aslı astarı olmayan ve hatta yalan olduğu kesin olan suçlamalar yöneltilmiştir. Kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan bu algıyı kabul etmediğimizi özellikle belirtmek isteriz.
Yaşanan hadise, hiçbir şekilde kasıt içermemekte olup, elim bir kaza sonucunda meydana gelmiştir. Avukatımızdan edindiğimiz bilgiye göre de olay anında orada bulunan misafir kızımızın iki çocucuğumuz arasında bir kavga yaşandığına, tartışmada bulunduklarına, herhangi bir şekilde birbirlerine kötü davrandıklarına dair bir beyanı da bulunmamaktadır. Merhumun babası, medyaya verdiği demeçte elim hadisenin misafir kızımız kardeşini ve oğlumu oyun oynarken gördükten 1-2 dakika sonra meydana geldiğini söylemiştir. İşbu elim olayın, iki çocuk arasında hiçbir kavga ve tartışma yokken, hatta beraber oyun oynuyorlarken, beraber uyumuş oldukları gecenin sabahında, merhum çocuğumuzun ablasının kardeşini sorunsuz bir şekilde oyun oynarken gördüğü andan sadece 1 dakika sonrasında bilerek ve isteyerek yapıldığını söylemek ne akla, ne mantığa ne de vicdana sığmamaktadır. Biz , avukatımız aracılığı ile bazıları daha eski, bazıları olaydan bir gün önce çekilmiş olan, çocukların mutlu olduğu ve yakın arkadaş olduklarını gösterir fotoğrafları ve ebeveynler arasındaki mesajları savcılık dosyasına sunup, takdiri önce Allah, daha sonra Türk adaletine bırakacağız. Ailemize karşı yapılan hakaret, tehdit, kişisel verileri yayma, özel hayatın gizliliği ve başkaca bir çok suçtan dolayı da noterlikte e-tespit yaptırdığımız tüm sosyal medya hesap sahiplerinden, iftira, hakaret ve tehdit dolu paylaşım yapanlardan şikayetçi olacağız.
Hayatını kaybeden evladımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.
Saygılarımla" ifadelerine yer verdi.





