Sapanca’yı yönetmede üzerlerine büyük sorumluluklar düşen en büyük Atanmış ve Seçilmiş iki Kamu Biriminden özür dileyerek, dilekçemi yazıyorum:

          Çünkü, İlçemiz öncelikli, “ Turizm Öncelikli İl Sakarya !” için önemli adımlar atılıyor gibi. Ben de bu konuda çokça ikircikliyim.

          Aslında, şikayetçi olduğum konuların hemen hepsi tüm ilçelerde yaşanan kronik sosyal yanlış alışkanlıklar. Yani, dilekçem tüm ilçelere de !

          Halk, önce kendisi düzgün ve rahat bir ilçede-köyde yaşamak isteyecek. Şehrini, şehirlisini umursamadan, kendi rahatından başka hiçbir şeyi iplemeyen halk, şehrinde yaşam keyfini, huzurunu bozan halktır.

          Somut örnekler vereyim; acil önlemler de dileyeyim. Sapanca’da bir iki şeyin hale yola sokulmasına katkım olursa mutlu olurum.

        Sapanca ve tüm ilçe merkezleri yürüyerek yarım saatte her işin görebileceği büyüklüktedir. Biz peynir alacağımız dükkanın girişine arabayla gider, kilitleriz.    

           Banka önleri, çarşılar; her saatte, her cadde ve sokak arabalarla geçilmez haldedir. Oysa, o cadde ve sokaklarda bizim eşimizin, çocuğumuz da vardır. Kendimiz yolda yürürken de, hem de iki yöne araba bırakanlara deli oluruz.

         Sapanca’ya nostaljik Anadolu Kasabası güzelliği katan sokak kıraathaneleri vardır. Orada şehrin tüm olan biten sevinçler, dertler, çareler paylaşılır. Ayrımcı Siyaset dışında, bizi bütünleştiren asıl mekanlar oralardır.

          Kasaba karakteri mekanlar dışında; sokak ve caddeler yaya yaşamın huzur ve rahatı için her noktada, her saat şehirlilere açık olmalıdır.

          Yapmak zor; ancak Orada yaşayanlar O keyfi anlarsa tadına doyum olmaz.

                         HAYATI KOLAY VE GÜZEL YAPMAK ELİMİZDE !

        Sapanca Halkı’nın 3-4 yıl yaşadığı Kent Dönüşümü’ne susması çok yanlıştı.  

          Galiba, yine bir tek ben fitne çıkıntılıklar yaptım. Tüm Sapanca biliyor:

TOKİ, İstanbuldere kenarındaki Roman mahallesinde dönüşüm başlattı. Amaaa.

           TOKİ İŞİ, Sapanca’ya yapılan son derece çağdaş Devlet Hastanesi açılışından hemen sonra başlattı. Hastane Yönetiminin de, Kaymakamlığın da, Belediyenin de, Sapancalının da hoşgörüsünü pek doğru bulmadım.

          TOKİ, İstanbuldere kenarına kum ve taş kıran, beton hazırlayan bir şantiye kurdu. O çiçek gibi Hastane yıllarca O şantiyenin toz bulutları içinde kaldı.

           Şehrin en uzak köşelerine kadar toz bulutları uzandığı günler oldu. Kimse,   “ Görmedim; benim sorumluluk alanım değil, yetkim de yoktu!” demesin.        

           Sapanca’da; “ Görmedim, Duymadım, Söylemedim !” oynamak şehre haksızlıktır.

          Sapanca’da özgün-özel bir şehir kimliği vardır. Zorla kimse bir şey yaptırmayı denemesin.

        Ama, 30-40 km ötelere kadar hoparlör döşenmiş şehirde, her dakika anons gürültüsü var. Hemen her gün bir bahane ile siyasete su taşıyan bir dolu kermes, konferans, panel, sosyal toplantı anonsu yapılıyor.

          Sokakların, caddelerin iyi yaşanır hale gelmesi için; halkımızla istişare edilerek ortak çözümler aranan toplantılar, paneller neden yok ? Düzenli, kolay,  güvenli, huzurlu yaşanan bir şehrin güzelliğini anlatan toplantılar neden yok ? 

         Halk, önceleri ana cadde ve sokaklarda sadece bir kaldırım kenarında geçici-dur kalk yaparak araba bıraksın, bakın o keyfe doyuluyor mu ?

    

                           TURİZM ŞEHRİ SAPANCA’DA SONBAHAR;

          YAPRAK, DAL, ÇÖP, İNŞAAT ARTIĞI PLASTİK YAKMA MEVSİMİ !

           Büyükşehir Belediyesi’ne kadar taşınan, su fabrikalarının 24 saat çıkardığı gürültülerle dolu hayatımızı artık bilmeyen yok. Kimse dur diyemiyor mu ?

           Çok güzel otellerimiz var. Kırkpınar Güral, Sapanca Rıcmond başı çekiyor diyebiliriz. Peki Onların yakın çevresinde yaşanan hava kirliliğini gören var mı ?

          Sonbahar, yaprak,dökümü geldi. Çalı, çırpı, otların, plastik atıkların yakma mevsimidir. Belediye, uygun bir bedelle ot, yaprak, çalı çırpı atıklarını alma ve kamu atık çöplüğüne taşıma misyonunu kaldırdı. Rezalet tablo çıktı ortaya.

         Ver parayı; adam traktörle, garip arabalarla geliyor her türlü atığı alıp, arka  yollara, demiryolu kenarlarına, dereye döküp geçiyor.

          Ya da, döküyor gazı çakıyor çakmağı, yakıyor amcam ! İzmit’e giden ana caddede yürüyorum. Güral Oteli 40-50 mt geçtim. Sağda, Şehit Ersin Keskin’e adanmış güzelim parkın her yanı siyah duman bulutları ile kaplı.

         Parkın arkasına  geçtim. Bir metre boyunda plastik siyah çöp torbalarına yaprak, çalı çırpı; küçük büyük çöpler tıka basa doldurulup, ateşe verilmiş.   

          Gökyüzü simsiyah. Plastik ve duman kokusu, yani zehir. İki gün sonra gittim. Söndürülmüş kalıntılar yerde. Kiri, O şirin parkın krem rengi duvarında.

  • Belediyemiz, merkez stadımızın çevre yolunu kilitli taş ile güzelleştirdi.                                

         İpek yolu caddesi aydınlatması da güzel oldu. Bir tek, İş Bitim Denetimi yeterince yok gibi ? Stat çevresi ve İpek yolu öbek öbek kilitli taş dolu; parası ?

         Haaa; nefis kaldırım taşları döşendi. Ama, taşların yerleştirildiği geniş ve derin çukurların yol dışında kalan tarafı toprak ve çimento ile desteklenmedi.

       Çöp kamyonlarının, kaldırıma yakın geçen otoların lastikleri dayandığında; yeni yapılan kaldırım taşları devrilmeye, bozulmaya başladı.

        Ya, kaldırım taşlarını evinin önünden söküp atan halka ne demeli ?

          Kırkpınar Migros’un arkasında ana caddeden gelen, yer yer üstü örtülü, açık bir dere vardı. Belediye oraya güzel bir mazgallı yağmur suyu gideri yaptı.

          Ama, Mazgalların bittiği noktada 3 m2 büyüklükte, 1,5-2 mt derinlikte, ölümcül kazalar yaşanabilecek üstü açık, ürkütücü bir logar var. Orada hafif bir  kavşak var.  Arabalar da düşebilir, bisikletler de. Ölüm bile kaza değil !    

          İpek Yolu sonunda, Kurtköy Deresi deli paralar yese de iflah olamayan, çözüm de bulunamayan bir turizm yarası.

         Kurtköy Deresi yamacında bir hafta dolaşan; yeminle yeni ev döşer. Fiskos koltukları, yataklar, ne ararsan bulunur… Aha da orada : -)