banner75
Hülya BİLGİN ÇOLAKOĞLU
Hülya BİLGİN ÇOLAKOĞLU
09 Kasım 2018 Cuma 10:55
Şimdi kontrollere yürüyerek geliyor

Lenf sıvısının deri altına ve doku aralıklarına yayılmasıyla vücudun çeşitli bölgelerinde aşırı şişmelere sebep olan ‘Fil’ hastalığına yakalanan ve yatağa bağımlı hale gelen Sevim Bal’ın feryadına Türkiye şahit olmuştu. Çocuklarına yemek yapabilmenin hayalini kurduğunu ve yardım beklediğini anlatan Bal, Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri birimi tarafından tedavi altına alındı ve tüp mide ameliyatı oldu. Bal, artık hastane kontrollerine kendi başına yürüyerek geliyor.
Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri sorumlu hekimi Uz. Dr. Jalan Ergönenç, evde sağlık hizmetlerinde yatağa bağımlı hastalara hizmet verilirken dikkat edilen hususları anlattı. Hastaların bakım sürecini, hastalık sürecinde yaşadığı fiziksel ve psikolojik değişimleri, tedavi yöntem ve incelikleriyle bu süreçte alınabilecek önlemleri aktaran Ergönenç, bir telefon kadar yakın olduklarını, ihtiyaç duyulması halinde kendileriyle rahatlıkla iletişime geçilebileceğini de sözlerine ekledi.

Onların işi; hayata tutunmaya çalışan hastaların bakımlarına destek olmak, onların yaralarını sarmak… İlimiz genelinde yaklaşık olarak,  13 bin 500 hastanın ayağına sağlık hizmeti götürmüşler. Birçoğu yatalak, felçli, özürlü ya da yaşlı olan bu hastaların bakımı kolay iş değil. Kesintisiz hizmet veriyorlar. Hastalarının pek çoğu ile zaman içerisinde gönül bağları oluşmuş. Hizmeti alanlar ise bu yakın ilgiden ziyadesi ile memnunlar.

Evde Sağlık Hizmeti ekibinde yer alan Uzman Doktor Jalan Ergönenç ile söyleşimizin ikinci bölümünde yatağa bağımlı hastalara hizmet verirken dikkat etmemiz gerekenleri ve hizmetin inceliklerini konuştuk.

Değerli Hocam yatağa bağımlılığı hasta özelliklerine kısaca değinebilir misiniz?

Bazen bir hastalık, bazen bir kaza, bazen de yaştan ötürü yatağa bağımlı kalmak, bu şekilde yaşama tutunmaya çalışmak gerçekten çok zor bir süreç. Yatağa bağımlı hastaların, kasları daha zayıf, cildi daha hassas, solunumu daha yetersiz, damarları pıhtı oluşumuna yatkın ve psikolojisi çok daha bozuk... Elbette tüm bunlara mevcut hastalığını da eklersek durum içler acısı olabiliyor maalesef. Kendi başına yemek yemenin, banyo yapmanın, dişini fırçalamanın, giysilerini giymenin ya da çıkartmanın, bazen tokalaşmanın mümkün olmadığı bir durumdur yatağa bağımlılık. Bu anlamda hiç bir yatak konforlu değildir. Bu hastaları anlamak, oluşabilecek yan etkilere karşı tetikte olmak ve ihtiyacı olan bakımını vermek sabır, merhamet, bilgi ve özen gerektirir.

Yatalak hastalarda kas iskelet sisteminde ne gibi değişiklikler oluyor?

Yatağa bağımlılık derecesi hastadan hastaya farklılık göstermekle birlikte genel olarak kullanılmayan kaslar bir süre sonra kısalır ve gerilme yetenekleri azalır; eklem açıklıkları kapanır. Kontraktür dediğimiz ağrılı ve kalıcı anormal postür meydana gelir. Kemiklerde osteoporoz dediğimiz erime meydana gelir. İster bilinci açık olsun ister olmasın bu hastaların tümünde kasların güçlendirilmesi için egzersizlerinin yaptırılmasını isteriz. Gün içine yayılmış Pozisyonlama ve germe egzersizleri ile bu durumun önlenebileceği unutulmamalıdır. Elbette bu egzersizlerin sıklığı ve çeşidi doktor tavsiyesi ile belirlenmelidir. Ayrıca kas erimesi sebepleri arasında hareketsizlik dışında sağlıksız beslenme ve kas hastalıklarını da ekleyebiliriz.

Bu hastaların ciltleri hassas dediniz, bası yaraları bu yüzden mi oluşuyor?

Cilt hassas, ince ve cilt altı dokusu yağ oranı daha azdır. Basınca maruz kalan kemik çıkıntılarının temas noktalarında dikkat edilmez ise cilt incelir, kızarır ve dikkat edilmez ise yaralar meydana gelebilir.  Kısaca Bası yarası deri ve diğer dokular kemik ve yüzeyler arasına sıkıştığında, kan dolaşımı bozulduğunda oluşur. Sert sürtünmelerle de oluşur. En sık kuyruk sokumu, kalça ve topuklarda görüyoruz. Ciltte oluşan basit kızarıklık, kısa zamanla ilerleyip kasa hatta kemiğe kadar derinleşen yaralara dönüşebilir.  Maalesef ki bası yaralarına sıkça rastlıyoruz. Yara bir kere açıldı mı kapanması çok uzun sürebiliyor. Bu sancılı ve maliyetli bir süreç… Oysa önlem almak, yaralara bakım vermekten çok daha kolay ve zahmetsizdir.

Bası yaralarını nasıl önleriz?

Öncelikle havalı yatakları öneriyoruz. Hastanın cildinin nemi korunmalıdır. Cilt üzerindeki değişiklikler dikkatle takip edilmelidir. Hasta sabit şekilde yatmamalı, en az 3 saat ara ile yatakta pozisyon değişikliği yapılmalıdır. Çarşaflar temiz, ütülü ve kıvrımlı olmamalıdır. Hastaya verilen her pozisyon sonrasında çarşaflar kontrol edilerek, gerdirilmelidir. Vücut yastıklarla desteklenerek; ellerin, kolların, bacakların birbirine teması engellenmelidir. Hastanın proteinden zengin besin alması sağlanmalıdır.

Eğer basıya maruz kalan yerlerde kızarıklık gözlemlenirse bu bölgelere bariyer sağlayan, yara açılmasını önleyen ürünler kullanılmalıdır. Yara açıldı ise; mutlaka bir hekim önerisi ile hareket etmek gerekir. Evde sağlık ekibinin desteği ile pansumanlar yapılmalıdır.

Kalp ve solunum sistemi ile ilgili yatalak hastalarda neler oluyor?

Bir kere yatar pozisyonda kalp oturur pozisyona göre %30 daha fazla çalışıyor. Bacaklarda hareketsizliğe bağlı kan göllenmesi ve dolaşımda yavaşlama oluyor. Bacaklarda, sırtta ödem oluşuyor. Hareketsiz kalan kol ve bacakların toplardamarlarında pıhtı oluşabilir. Bu tehlikeyi engellemek için hastanın kollarına, bacaklarına düzenli olarak pasif hareketler yaptırılmalıdır. Özellikle bu hastalarda birde sıvı alımında azlık varsa sekresyonlarda koyulaşma, solunum sıkıntısı, çarpıntı oluşabilir. Yeterli sıvı alınması, oda havasının nemlendirilmesi, derin nefes alma, ıslık çalma gibi egzersizler iyi gelebilir.  Yine bu hastalarda karında şişlik, kabızlık gibi şikâyetler oluşabilir. Bu durumlar hastada inme riskini artıyor. Kalp yetmezliği, akciğerde ödem ve enfeksiyon gibi durumlara yol açabiliyor. Böbrek taşı oluşumu ve üriner sistem enfeksiyonlarının sıklığı artabiliyor.

Üriner sistem enfeksiyonları ciddi sorun, önlemek için neler yapabiliriz?

İdrar yolu enfeksiyonları hem ailelerin hem de bizim başımızın belası. İdrar sondası kullanımı yatalak hastalarımızda sık. Dolayısı ile enfeksiyonları da beraberinde getiriyor. İdrar yolu enfeksiyonlarını önlemenin en önemli yolu mümkünse sonda kullanmamak. Sonda takılırken steriliteye ne kadar dikkat edilirse edilsin, hastanın temizliğine bakımına ne kadar dikkat edilirse edilsin;  sonda varsa enfeksiyon bir dönem mutlaka oluyor. Hasta alt bezi kullanmak, kuyruk sokumunda yarası olan hastalarda sonda kullanmak,  yara iyileşince tekrar beze dönmek önerilebilir.  Eğer sonda kullanılıyorsa idrar torbasını gerekmedikçe değişmemek, musluklu torbaları kullanmak, sonda ve torbanın kapalı sistemini korumak çok önemli.

Bu hastaların beslenmesi nasıl olmalı, bakım verenler nelere dikkat edilmeliler?

Beslenme,  vücuda gerekli olan enerjinin sağlanması, dokuların yenilenmesi ya da tamir edilmesi ve hatta bağışıklık sistemini güçlendirilmesi için kritiktir. Karbonhidrat, yağ ve protein dengesi gibi sıvı ve elektolitlerin dengesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Öncelikle hastalarımızın yutma fonksiyonlarının, öksürük reflekslerinin yerinde olması çok önemli. Gün içinde yeterli protein ve kalori tüketmesini sağlayan; hastalığına uygun beslenme programı almasını öneriyoruz. Ağızdan beslenen hastalar da çiğnemesi ve yutması kolay olan besinlerle beslenme yapılmalıdır. Bilinci kapalı, yutma işlevi bozuk olanlarda sonda ile beslenme yapılmaktadır. Beslenme sonrası sonda içerisine temiz ime suyu geçirilerek temizlenmelidir. Sonda giriş yerleri kızarıklık ve yaralar açısından gözlenmelidir. 

Hastanın yutma fonksiyonlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yatak başı su testi yapıyoruz. Hasta su içerken bir şeyler yerken öksürüyor mu, morarıyor mu, hırıltısı oluyor mu, pulse oksimetrede oksijen değerleri düşüyor mu, yiyecekleri ağzında bekletiyor mu diye değerlendirmeler yapıyoruz. Özellikle inme, alzheimer, parkinson gibi nörolojik hastalığı olanlarda buna dikkat ediyoruz. Bu değerlendirmeler sonucunda yutma refleksinin bozulduğuna kanaat getirirsek hasta yakınları ile konuşarak PEG (mideye delik açılarak hortum ile beslenmesi) açılması için yönlendiriyoruz. Bu gurup hastalarda beslenme açısından en güvenli yol budur. Bu hasta guruplarında malnutrisyona da çok sık rastlıyoruz.

Malnutrisyon nedir?

Yatalak hastalarımızda Malnutrisyon dediğimiz beslenmenin içerik veya miktar açısından yetersiz olması sonucunda, vücudun gereksinimlerine karşın, sağlanan enerji ve besin öğelerinin yetersiz kalmasından kaynaklanan klinik durumla çok sık karşılaşıyoruz. Malnutrisyonlu hastada yara iyileşmesi bozulur, kalbin kasılma gücü azalır, solunum fonksiyonları azalır, bağışıklık sistemi zayıflar, mental fonksiyonlarda bozulma olur. Malnutrisyonun önemli bir komponenti olan kas kaybı bu sorunlarda asıl altta yatan nedendir. Kas iskelet sistemini desteklemek,  yatalak hastaların iyi beslenmesine ek olarak evde egzersiz yaptırmak da çok önemli.

Bakım süresinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nelerdir?

Hastaya bakım verilirken mahremiyetine ve psikolojisine ayrıca özen gösterilmelidir. Beslenmenin ardından ağızda gıda kalmadığından emin olmak gerekir. Yutulmayan gıdalar hastanın nefes borusuna kaçabilir.  Ağız ve diş bakımı, ağız hijyeninin sağlanması da çok önemlidir. Dikkat edilmediği zaman ağızda pamukçuk dediğimiz bir çeşit mantar hastalığına çok sık rastlıyoruz. İhtiyacı olan hastaları Sakarya Ağız ve Diş Hastanesi Evde Sağlık Birimi’ne bildirerek evlerinde ağız ve diş muayene hizmeti almalarını sağlıyoruz. Yine bu hastalarımıza düzenli aralıklarla banyo ve tırnak bakımı yapılmalıdır.

Bilinci açık olan hastaların psikolojik sorunları ile karşılaştığınız oluyordur?

Bu sorunlar ve önerileriniz nelerdir?

Her şey normal giderken aniden ya da zaman içerisinde yatağa bağımlı hale gelmek kolay kabullenilecek bir durum değildir.  Yatağa bağlı hastalarda, duygusal ve sosyal izolasyon, yalnızlık, ölüm korkusu, çevresini ve statüsünü kaybetme korkusu, başkalarına bağımlı olma hissi, depresyon, uykusuzluk, huzursuzluk görülebilir.  Bu zor sürece yardımcı olabilmek için

Evde sağlık hizmetleri olarak bizler, hasta ve ailesi ile olumlu ilişkiler kurup işbirliği içerisinde bakım ve tedavisini sürdürmeye gayret ediyoruz. Mümkünse hastanın evdeki diğer bireylerle iletişim kurabileceği bir ortam yaratılmasını öneriyoruz. Hastanın hayatın akışına katılması, kendini aktif hissetmesi sağlanmalıdır. Gerektiğinde psikiyatrik destek alınmasını sağlıyoruz.

Son olarak Hasta memnuniyeti nasıl? Bir hasta örneği ile sonlandıralım bu söyleşiyi...

Genelde çok olumlu dönüşler alıyoruz. Gerek başvuru,  gerekse hizmet sunumu sırasında ekibimizin hasta ve yakınları ile iletişimleri çok iyi. Hasta mahremiyetine önem veriyoruz. Hastanın ihtiyacı olan sağlık hizmetini belirlenmiş programa göre yaşadığı ev ortamında alması memnuniyeti arttırıyor.  Hastaya bakım veren aile bireylerinin bilgilendirilmesini, çaresizliklerinin çözüme kavuşturulmasını, her ihtiyaç hissettiklerinde bizlere kolaylıkla ulaşabilmelerini önemsiyoruz.  Bir telefon kadar yakınız. Onlar memnun olunca bizler de mutlu oluyoruz.

Hasta örneğine gelince Fil hastalığı nedeniyle 250 kiloya ulaşan ve yatağa bağımlı hale gelen Sevim Bal adlı hastamızın yardım isteyen feryadını basından da hatırlarsınız. İl Sağlık Müdürlüğümüze bağlı Evde Sağlık Hizmetleri ekibince öncelikle yaralarına bakım yapıldı, yine İl Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonu ile tüp mide oldu ve uzatmadan şu anki noktaya geleyim, Sevim Bal artık hastane kontrollerine kendisi yürüyerek geliyor...

DOKTOR JALAN ŞERBETÇİGİL ERGÖNENÇ KİMDİR?

1977 yılında Hatay Antakya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Antakya’da tamamladı.

1994-2000 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde okudu.

İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Anesteziyoloji ve Reanimasyon alanında uzmanlık eğitimini aldı.

2007 yılında Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde, 2009 yılından itibaren de  Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma hastanesinde Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı olarak görev yaptı

2013-2014 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma hastanesinde başhekim yardımcısı olarak çalıştı.

Evde sağlık hizmetleri ile Onkoloji hastalarına ağrı polikliniğinde hizmet verirken tanıştı. Bu hastaların hastanede olduğu kadar evde de tedavi almalarını , yaşam kalitelerini arttırmayı hedefledi.Ve  sonrasında evde sağlık hizmetleri sorumlu doktoru olarak çalışmaya devam etti.

 2017-2018 haziran ayına kadar  yeni yapılanma ile Sakarya Evde Sağlık Hizmetleri İl Koordinatörü olarak görev yaptı.

Halen Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde evde sağlık hizmetleri sorumlu hekimi olarak görev yapmaktadır.

Hülya BİLGİN ÇOLAKOĞLU

Son Güncelleme: 09.11.2018 11:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emine Türkyılmaz 2018-11-10 13:09:40

Sakaryada değil dünyada ender rastlanan dünya tatlısı doktoru desem arkadaşım desem kardeşim desem.kısacası dilegim böyle doktorların çoğalması.doktorlugunu sevgi saygı içeriğinde mesleğini severek yapmakta.yani hastanın arayıp bulamadığı bir insan.o gülen gözleri sevecenligi biz hastalara ilaç gibi geliyor.insan onu görmek için hasta olası geliyor.sizi çoookkkkkkkkk seviyorum iyiki sizi tanıdım iyiki sizin hatanızı. SAYGILARIMLA

banner73

banner53

banner54