Bizimsakarya.com.tr
Bizimsakarya.com.tr
18 Şubat 2018 Pazar 10:30
Adapazarı’na hayat veren isim: Kara Osman Ağa

Söyleşi: K.Utku Çolakoğlu

Yargıtay Onursal Daire Başkanı, hemşehrimiz Sayın Mehmet Ünal Başoğlu ile ne yazık ki sahip çıkmadığımız değerlerimizden Adapazarı serdarı ve Âyanı Kara Osman Ağa hakkında söyleşi yaptık. Kendisi de Kara Osman Ağa’nın torunlarından olan Başoğlu; Osmanlı arşivinden belgeler, çeşitli hatıratlar, makalelerle araştırıp edindiği bilgiler ışığında Kara Osman Ağa’yı ve o dönemleri anlattı. Onu dinledikçe şehrimizin böylesine büyük bir değerini nasıl yok saydığımız, insanı gerçekten düşündürüyor.

Sadece Kara Osman Ağa değil, şehrin bütün tarihi elimizden kayıp gidiyor. Şehir tarihimizi bilen pek az insan ve açıklayan çok az kaynak var. Sonuç olarak “kent müzesi” kurma zorunluluğumuz, yüzümüze yüzümüze çarpıyor. Sayın Başoğlu söyleşide bunu üstüne basa basa vurguluyor.

Kara Osman Ağa kimdir? Hayatında, şehrimiz için önem teşkil eden neler var?

Bugün Uzunçarşı’nın bulunduğu yerde; vakıf dükkânları, Karaosman Camii, medresesi, vakıfları, kendisinin anıt mezarı, medreseden ayrı Karaosman Mektebi olan bu ada, olduğu gibi kendisinin vakfı, vakfiyesi. 1916’da yanıyor, 1. Dünya Savaşı sırasında. Kundaklanmış da olabilir.

II. Mahmut döneminde, devamlı Adapazarı Ordusuyla seferlere gidiyor. Ayan olmadan evvel Yeniçeri Ordusu’nun generallerindendi. Âyanlar o dönemin belediye başkanları gibi, seçime gidiyor. Kara Osman Ağa 20 seneye yakın Ayanlık yapıyor. Kazalarda küçük ayanlar var, kendisine Reis-i Ayan diyorlar.

Kara Osman’ın 1810 ve 1814’te iki tane vakfiyesi var. Bu vakfiyelerde bağışladıklarının nasıl değerlendirileceği belirtilmiş. Önceden okullar camilerin içinde olurdu. Bunlar kız-erkek karışık, iptidai dediğimiz, mahalle mektebi dediğimiz, daha sonra kıraat okulları dediğimiz caminin müştemilatındaki okullar. İlk modern ilkokullar daha sonra kuruluyor. İşte Karaosman Okulu ve Sabiha Hanım Okullarını kurduran; Kara Osman Ağa’dır. Sabiha Hanım, kız okulu olarak Karaosman da erkek okulu olarak kuruluyor.

Şehrimize dair bilmediğimiz neler varmış meğer…

Uzunçarşı’nın bulunduğu merkez, olduğu gibi vakıf arazisidir. Adapazarı’nın merkezi de orası zaten. Pek çok ilde böyle yerler kültür merkezi olarak muhafaza edilmiştir. Adapazarı’nın talihsizliği; buralar yıkılmış bir kapalı çarşı ihale edilmiş ve yağma edilmiş. Hâlbuki vakıf arazileri hiçbir zaman satılmaz. Çünkü bağışlayan bile vazgeçemez. Vakıfların özel bir statüsü vardır. Ama o zaman, 1940’lı yıllarda yağma edilmiş, oraya bir kapalı çarşı inşa edilmiş, yapanlar ve sahipleri de çoğunlukla İstanbul sarrafları. Adapazarlı bir iki kişiyi göstermelik almışlar. İşte Karaosman Ağa’nın oradaki camisi yandıktan sonra kitabeli anıt mezarı, Yorgalar Mezarlığında şehitliğin önünde yer alıyor. Büyük bir mermer lahit, başında ve sonunda kitabeleri var.

Karaosman Mahallesi var, sokağı var. Bu eski Karaosman İlkokulu, Özel İdare’nin bulunduğu yerin sokağı çıkmaz sokaktı ve adı Karaosman İlkokul Çıkmazı’ydı ismi. Sokak açılınca ismi değiştirildi. 

Ülke tarihinde ismi nasıl geçiyor?

Kara Osman Ağa, Osmanlı Ordusu’nun en büyük generallerinden birisi. Zağarcıbaşı payesi, en büyük üçüncü general anlamına geliyor. Zaten Tanzimat’tan sonra askerlere Paşa unvanı verildi. 1839’a kadar askerlerin bütün rütbeleri Ağa idi. Vezir, sivil görevdir. Ancak kendisine verilirse ağa, paşa derler.

Bunlara verilen muhallefat var. En büyük madalyaları da “Altın Çelenk Madalyası”. Bu madalya en büyük harp kahramanlarına veriliyor. Hem şapkasına koyuluyor hem göğsüne takılıyor. Öldüğü zaman zaten terekesini tespit ederken liste yapmışlar. Bütün konağını top atışıyla yıkmışlar. Bütün Adapazarı Ordusu’nun silahları, tüfekleri, tabancaları, dürbünleri, madalyaları bir listeye alınmış Topkapı Müzesi arşivlerine kaldırılmış. Yani bir kent müzemiz kurulsa bunların hepsini bize geri gönderecekler.

Osmanlı arşivlerinden alınan belgeye göre, Kara Osman Ayanlık yaparken savaş başlıyor ve belgede diyor ki: “Anadolu valisi ve İsakcı ve Tulçu havalisi başbuğu Vezir Osman Paşa maiyetine memur yeniçeri neferleri serdarlığına tayin olunduğuna dair yeniçeri ocağı zağarcıbaşı payesini haiz olan Adapazarı serdarı Kara Osman’a hüküm”(Tarih 29/B/1224 Hicrî, Dosya No: 1013, Gömlek No: 44380, Fon Kodu: C..AS..)

Osmanlı arşivlerinde “Adapazarı serdarı” diye geçmesi ve bizim bilmememiz gerçekten üzücü.

Aynı belgeler, Kara Osman Ağa’nın 1806-1812 Osmanlı Rus savaşlarında Varna Savaşı’na gittiğini gösteriyor.

Yine onun döneminde, 19 Şubat 1807’de, İngiliz Donanması İstanbul’u işgal teşebbüsünde bulunuyor. Bu, tarihimizde çok belirtilmiyor. Belgelerde; yakın kazalardan acele askeri yardım istendiği yazılı. Adapazarı Ayanı Kara Osman Ağa da ordusuyla geliyor, Fenerbahçe-Kadıköy sahiline yerleşiyor. O sırada İngiliz Donanması da adaların arkasında yer almış vaziyette, bu tarafa çıkarma yapmak istiyor. İşte burada, Kınalı Ada’da çarpışmalar oluyor.

19 Şubat enteresan bir tarihtir. Çanakkale muharebelerinde de 1915 19 Şubat’ta bombardıman tekrar başlar. Yani işgal kuvvetleri bu tarihe çok önem verirler. 19 Şubat’ta Kurban Bayramı günü tam bayram namazı vaktinde İngiliz Donanması boğazdan geçmiştir. Hesaplı kitaplı bir iştir bu. Asker top başında yoktur ya da izinlidir. Hain, sinsi bir teşebbüstür bu.

19 Şubat tarihini belli ki biz çok hatırlamıyoruz. Peki, ya işgal kuvvetleri?

19 Şubat anma törenleri yaklaşıyor. Bu tarihte İngiliz Donanmasının ilk defa İstanbul’u işgal etme teşebbüsü fiyaskoyla son buluyor. Ayanlar gelerek engel oluyorlar. O zamanki İngiliz Büyükelçisi Lord Arbuthnot İstanbul’a geliyor. Bir süre önce ulusal bir gazetede haber çıktı: “İngiliz Lordlar heyeti, İstanbul’a değerlendirmeler ve ziyaretler yapmak için geldi.” Başına da resim koymuşlar, “Lord Charles Arbuthnot.” Yani 1807’deki Büyükelçi Charles Arbuthnot’un 6 veya 7’inci kuşaktan torunu. Aynı aile, aynı isim… Tabi o gazete, tarih bilgisi olmadığı için bunu koymuş. Haber değeri var aslında bu işin. “Yıllar önce İstanbul’u işgali planlayan Lord Büyükelçi Arbuthnot’un torunu, heyet halinde İstanbul’da” diye yazılmalıydı. Şimdi gelecekler, anma günü yaklaşıyor. Bu topraklarda pek çok şehitlikleri var İngilizlerin. Kırım Muharebesi’nde İngiliz, Fransız ve Osmanlı Orduları Rusya’ya karşı birlikte çarpıştı. Haydarpaşa’da Selimiye Kışlası’nın yanında İngiliz Şehitliği vardır. Kendisi çıkıp da “6-7 kuşak önce bizim dedelerimiz bu İstanbul’u işgal etmeye teşebbüs etti” demez. Bunu bizim tarihçilerimiz bilecek, araştıracak. Gidip onlara hatırlatacaklar ve soracaklar.

Unutmadan, İstanbul’daki çarpışmaların akabinde neler oluyor?

O devirde Halet Efendi diye hain bir vezir var. Osman Gazi’den Vahdettin’e kadar 150 tane Nişancı Vezir var. Bu vezirler divandaki en yetkili olanlar çünkü mühür onlarda duruyor. Özetle, Sadrazam’dan sonra gelen vezirler. Halet Efendi de rüşvetçi ve büyük suistimalleri olan, genç Padişah II. Mahmut’u 13 yıl parmağında oynatan bir hain. Biyografisinde diyor ki: “Ne kadar kahraman devlet adamı varsa onları yok etmek için uğraştı.”

Hain Vezir Halet Efendi, İngilizlerle anlaşıyor. Bu çıkarma harekâtını önleyen bütün ayanlar ve komutanları daha sonra çeşitli sebeplerle katlediyor yani şehit ediyorlar. Pusu kuruyorlar veya ihbar ediyorlar. İftira atıp tasfiye ediyorlar. Fakat II. Mahmut, bu kadar büyük adam yok edildikten sonra, en sonunda bunun bu hainliklerini tespit ediyor. Fetvası şöyle: “Devlete hainliği yeni anlaşılmış olduğundan Halet Efendi’nin kesilen başı” şeklinde bir yafta koyuyorlar 1821’de.

Hain Vezir Halet Efendi’nin o dönemin seyrini değiştiren yadsınamaz bir rolü var diyebilir miyiz?

Yani II. Mahmut döneminde pek çok değerli devlet adamı yok ediliyor. Zaten sonrasında devlet çöküşe geçiyor. Kavalalı’yı da yok etmek istediler. Kavalalı da ordusuyla geldi ve Anadolu’ya girdi. Üç defa muharebelerde Osmanlı Ordusu yenildi. Bu sefer her zamanki düşmanımız Rus Çarı’ndan yardım istendi. Çar da bunu fırsat bilip geldi ve İstanbul’a yerleşti, asker çıkardı. Sarıyer’in orayı işgal etti. Tam 1833 Hünkâr İskelesi Anlaşması yapılana kadar bütün tavizleri kapitülasyonları aldıktan sonra geri çekildi.

Halet Efendi’nin şehrimizi etkileyen kararları var mı?

Halet Efendi’nin adamı, Mehmet Nurullah, Bursa’ya vali olarak tayin oluyor. O arada Sakarya Nehriyle Sapanca Gölünü birleştirmek istiyorlardı. Onu da körfeze bağlayıp Sakarya Nehrinin İzmit Körfezine bağlanmasını istiyorlardı. Buna tarihte üç beş sefer teşebbüs edildi. Mimar Sinan da teşebbüs etmiş ancak çok büyük sakıncaları olduğu için vazgeçilmiş. En son Kara Osman Ağa burada Ayan iken Kocaeli Valisi Ahmet Paşa, tekrar bu birleştirmeye teşebbüs ediyor.

Mehmet Ünal Başoğlu kimdir?

Başoğlu, 17 Kasım 1944 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1969 yılında mezun olan Başoğlu, mesleğe Adapazarı hâkim adayı olarak başladı. Başoğlu, daha sonra sırasıyla Solhan, Siirt Cumhuriyet Savcılığı, Muş Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu. Başoğlu, 28 Mayıs 1996’da Yargıtay üyeliğine seçildi.

Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünde kamu yönetimi alanında uzmanlık-master çalışmaları yapan Başoğlu, Milli Güvenlik Akademisinden de mezun oldu ve Denizcilik ve Deniz Hukuku kursunu bitirdi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi Başkanlığı görevini yürüttü ve emekli oldu. Kendisi aynı zamanda Sakaryaspor’un eski basketbolcusu, İstanbul Yelken Kulübünün eski sporcularındandır.

Son Güncelleme: 18.02.2018 10:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner73