Küçük Osmanlı: SAKARYA

Günümüzde sosyolojik anlamda Sakarya, Osmanlı’nın küçük bir örneğini yani zenginliğini topraklarında barındırmaktadır.

Küçük Osmanlı: SAKARYA

Günümüzde sosyolojik anlamda Sakarya, Osmanlı’nın küçük bir örneğini yani zenginliğini topraklarında barındırmaktadır.

24 Kasım 2017 Cuma 10:54
Küçük Osmanlı: SAKARYA

Sosyolog Ali Aktaş

Bu kadar zengin bir kültürel topluluğun, bir arada kalmasında, kendi deyimleriyle “yedi kez düşünmeden bir adım atmayan”, yöre halkının çoğunluğunu oluşturan Manavlar, tüm etnik gruplar arasında tampon kurum görevini üstlenmiştir.

Sakarya genelinde tüm nüfusun yaklaşık yüzde 72’si Türkçe dışında başka bir dil bilmeyen, Manav, Türkmen ve Yörüklerden gibi topluluklardan oluşturmaktadır. Sakarya’da Türkçe dışında bir dil veya lehçe konuşan topluluk üyesinin oranı yaklaşık yüzde 27’dir. Günümüzde bu topluluk üyelerinin ancak dörtte birinin dil ya da lehçe bildiği tespit edildi.

1950-1960-1965 yıllarında yapılan nüfus sayımlarında ise etnik yapı tam olarak rakamlara yansımaz. Nedeni ise çalışmaya katılan anketörlerin yeterince yetişmemesi, tarafgir olmaları bunda etkili olur. En net örneği Gürcüce bilenlerin sayısı 1955’de 9.398 iken 1960’da 2.292’ye birden bire düşerken yani dörtte bire inerken, 1965’te 4.535 yani birden bire iki katına çıkması bu sayımların ne kadar tutarsız olduğunu gösterir.

1955-1960-1965 Genel Nüfus Sayımlarına Göre i Konuşulan Diller

Sakarya’da Konuşulan Diller

1955

1960

1965

Sayı

%

Sayı

%

Sayı

%

Türkçe

273.309

91,99

351.172

97,01

388.481

96,14

Diğer Diller

23.799

8,01

10.820

2,99

15.597

3,86

Toplam

297.108

100,00

361.992

100,00

404.078

100,00

1955-1960-1965 Genel Nüfus Sayımlarına Göre Alt Kültür Gruplarınca Konuşulan Dillerin Dağılımı

Sakarya’da Konuşulan Diller

1955

1960

1965

Sayı

%

Sayı

%

Sayı

%

Gürcüce

9.398

39,49

2.292

21,18

4.535

29,08

Abhazca

5.257

22,09

1.014

9,37

1.351

8,66

Boşnakça

2.707

11,37

2.492

23,03

2.899

18,59

Lazca

1.730

7,27

579

5,35

2.671

17,13

Kürtçe

1.325

5,57

1.273

11,77

2.163

13,87

Çerkezce

1.082

4,55

1.514

13,99

538

3,45

Ermenice

642

2,70

76

0,70

2

0,01

Arnavutça

436

1,83

850

7,86

794

5,09

Rumca

205

0,86

63

0,58

6

0,04

Bulgarca

162

0,68

38

0,35

147

0,94

Sırpça

154

0,65

270

2,50

303

1,94

Pomakça

25

0,11

95

0,88

24

0,15

Yahudice

20

0,08

3

0,03

1

0,01

Diğer Diller

656

2,76

261

2,41

163

1,05

Toplam

23.799

100,00

10.820

100,00

15.597

100,00

Günümüzde ise sosyolojik anlamda Sakarya, Osmanlı’nın küçük bir örneğini yani zenginliğini topraklarında barındırmaktadır. Bu kadar zengin bir kültürel topluluğun, bir arada kalmasında, kendi deyimleriyle “yedi kez düşünmeden bir adım atmayan”, yöre halkının çoğunluğunu oluşturan Manavlar, tüm etnik gruplar arasında tampon kurum görevini üstlenmiştir. Yöreye göç eden farklı kültürel topluluklarla, kendi topraklarını paylaşmış ve diğer grupların birbiriyle denge sağlamasına da öncülük eder.

Göçle gelen ve artık Sakarya’nın bir parçası olan Karadeniz ve Kafkas göçmenleri, daha atak, daha hırslı ve daha gözü pek olmalarına karşılık, yöreye sonradan yerleşen Rumeli ve Balkanlardan gelenlerinde etkisiyle yörede bütünleşme ve denge sağlanır. Sakarya’nın da kültürel renkleri olan bu topluluklar, İl genelinde etnik temele dayalı bir sorunun oluşmasına hiçbir zaman izin vermez ve huzurlu, toplumsal bütünlük açısından fevkalade uyumlu bir il olmasında olumlu bir rol oynarlar. 2007 yılında ise etnik yapıya bakıldığında:

Sakarya’da Yaşayan Kültürel Topluluklar (2007)

Kültürel Topluluklar

Nüfusu

Yüzdesi

Manavlar

336.666

40,31

Karadeniz Türkmenleri

179.065

21,44

Balkan ve Rumeli Türkmenleri (Muhacirler)

76.337

9,14

Gürcüler

60.969

7,30

Lazlar

44.348

5,31

Kurmançlar/Kürtler

34.493

4,13

Abhazlar

21.882

2,62

Çerkezler (Adıge, Şapsığ, Ubıh vd.)

15.284

1,83

Romanlar/Çingeneler

12.444

1,49

Boşnaklar

11.860

1,42

Arnavutlar

11.776

1,41

Yörükler

10.356

1,24

Hemşinliler

5.596

0,67

Pomaklar

3.424

0,41

Abdallar

1.754

0,21

Orta Anadolu Türkmenleri

1.670

0,20

Tatarlar

1.587

0,19

Zenciler/Araplar/Sudanlılar

26

0,003

Tespit Edilemeyenler

5.654

0,677

Toplam

835.192

100,00

  Farklı Dil veya Lehçe Bilen Kültürel Topluluklarından Gelme Durumu (2007)

Kültürel Topluluklar

Nüfusu

Yüzdesi

Türkçe Dışında Dil Bilmeyen Kültürel Topluluklar Toplamı

605.848

72,540

Türkçe Dışında Dil Bilen Kültürel Topluluklar Toplamı

223.690

26,783

Tespit Edilemeyenler

5.654

0,677

Sakarya İlinde Yaşayanlar Toplamı

835.192

100,00

Sakarya’da Yaşayan Dinsel Topluluklar  (2007)

Dinsel Topluluklar

Nüfusu

Yüzdesi

Hanefi

777.480

93,09

Alevi

30.067

3,60

Şafii

27.561

3,30

Hıristiyan (Gregoryen, Katolik, Ortodoks, Protestan)

70

0,0083

Musevi

14

0,0017

Toplam

835.192

100,00

Bu bilgiler ışığında Sakarya genelinde tüm nüfusun yaklaşık % 72’si Türkçe dışında başka bir dil bilmeyen, Manav, Türkmen ve Yörüklerden gibi topluluklardan oluşturmaktadır. İlde yaşayan Türkmenler ise, oransal büyüklüklerine göre Karadeniz Bölgesi, Balkan ve Rumeli’den ve Orta Anadolu Bölgesi’nden göç edenlerden meydana gelmektedir. Sakarya’da Türkçe dışında bir dil veya lehçe konuşan topluluk üyesinin oranı yaklaşık %27’dir. Günümüzde bu topluluk üyelerinin ancak dörtte birinin dil ya da lehçe bildiği tespit edildi. Bu durum tüm Sakarya’da dil veyahut lehçe bilenlerin oranının yaklaşık %7 olduğunu göstermektedir.

Sakarya Yaşayan Etnik Çok Kültürlülüğün Dili

Kültürel toplulukların araştırılmasında anlatım dili çok önemlidir. Sosyal bilimlerde asıl durum hakkında bilgi verebilecek ipuçları anlatım dilindedir. Neyin, nasıl söylendiği, neyin hiç söylenmediği, hangi sözcüklerin, hangi örneklerin seçildiği, ses tonu, duraklamalar, espriler, dil oyunları, alınganlıklar, ciddiye almalar ya da hiç işitmemeler birer ayrıntı gibi gözükebilir. Ancak birçok toplumsal gerçeklik ayrıntılarda gizlidir. Kültürün ipuçları o ayrıntıların sağladığı açılımlardan çıkarılabilir ya da kültürün kavramları dilde ifadesini bulur. Örneğin “Sürgün”den söz edilmeden “gurbet”i; “yaban eller”i ifade etmeden “sıla hasreti”ni ve “vatan hasreti”ni; “insanın memleketi doğduğu yer değil, doyduğu yerdir” cümlesini kullanmadan “göç”ün bu topraklarda nasıl anlamlandırıldığını göremeyiz de, gösteremeyiz de. Ayrıca çok disiplinli bir çalışma alanı olan kültürel araştırmalarda, pek çok etmeni hesaba katmak, bir araya getirip çözümleyebilmek, çeşitli disiplinlerin sağlayacağı zengin bakış açılarını değerlendirmek gerekmektedir. Tek bir disiplinde kuramsal açıklık, güvenirlilik sağlamak için birkaç ana kavrama inmek marifet sayılabilir, ama kültür araştırmalarında ne kadar çok kavram irdelenirse, ne kadar çok ayrıntıya girilirse, ne kadar çok bakış açısından konulara bakılabilirse, olayların karmaşıklığı ne kadar derinlemesine algılanabilir ve sunulabilirse, o kadar başarılı bir çözümleme ortaya çıkabilir. Karmaşıklığı görmek ve göstermek, biraz da, kültürü kendi içinde bir bütünmüş gibi değil de, içinde bulunduğu toplumsal ve siyasal bağlamda ele almaktan geçmektedir.

Çok Kültürlülüğün Sağladığı Zenginlik

Bu çok kültürlü yapının yansıması; yemek kültüründe, ölüm, evlenme ve sünnet geleneklerinde halk oyunları ve danslarında, hatta geleneksel el sanatları ve ustalarında kendini göstermektedir. Örneğin kent merkezinin çıkışı Dağdibi’nde toprağı biçimlendirip çömlek yapan rahmetli Hasbi Uluç, oğlu Muharrem Uluç ve torunu Ümit Uluç Ustalar Boşnak; Kayalarmeduhiye Köyü’nde ağaçları, bastona ve asaya dönüştürerek yaşamın ayrılmaz bir parçası yapan, Nihat Çakıner Usta yarı Dadaş yarı Abhaz; Süpürge otunu Balkanlardan Adapazarı’na taşıyan kültürden abi kardeş Bahri Uzunoğlu ve Cumhur Uzunoğlu Ustalar Muhacir; kumaşın her çeşidi ve yün ile pamuktan binbir motifi aktarım ile yorgan üreten Hasan Kar Usta Karadeniz; sıcak demiri her şekilde biçimlendirebilen abi kardeş Gülağ Yanık ve Ahmet Yanık Ustalar Abdal; Evliya Çelebi’nin anlattığı Taraklı’dan bugüne, ağaçları ataları gibi biçimlendiren kaşık yapan Ziyaettin Bulut Usta ile geleneksel evleri yapan abi kardeş Sıtkı Buluntekin ve Naim Buluntekin Ustalar gibi yine ağaç, deri, keçe ve demiri bir araya getirerek semer yapan rahmetli Hasan Çevik Usta Manav kültüründen gelmektedir. Çok kültürlülüğün günümüzdeki yansımaları olan bu ustalar akla gelenlerin yalnızca bir kısmıdır. Bugün dokuz yüzü aşkın yemeğin Sakarya’da yapılıyor olması da, bu zenginliğin bir başka göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısaca topraklarında barındırdığı farklı kültürler, zengin bir kültürel birikimi de beraberinde Sakarya’ya taşımıştır. Toplumsal açıdan uyumlu bir birlikteliğin yaşanmasında da, her kültür grubunun kendine düşen görevi yerine getirmesi etkili olur.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.