Boşnaklar ve Hemşinlerde Düğün gelenekleri

Boşnakların köy düğünleri, hafta başında gelinin çeyizlerini sergilemesiyle başlar. Resmi nikah ve dini nikah düğünden önce yapılır. Dini nikahın mübarek kabul edilen perşembeyi cumaya bağlayan gece kıyılması tercih edilir.

Boşnaklar ve Hemşinlerde Düğün gelenekleri

Boşnakların köy düğünleri, hafta başında gelinin çeyizlerini sergilemesiyle başlar. Resmi nikah ve dini nikah düğünden önce yapılır. Dini nikahın mübarek kabul edilen perşembeyi cumaya bağlayan gece kıyılması tercih edilir.

27 Kasım 2017 Pazartesi 10:53
Boşnaklar ve Hemşinlerde Düğün gelenekleri

Sosyolog Ali Aktaş

Hemşinlerde evlenecek olan erkeğin ailesi kız araştırır, uygun kız bulununca oğlanın fikri alınır. Oğlan uygun görürse kız ailesinden kız istenir. Bu arada kızın fikrine de başvurulur. Büyük bir tepki göstermezse bu iş olur.

Köy düğünleri pazartesi günleri gelinin çeyizlerini sergilemek üzere sermesi ile başlar. Bu arada baklavalar açılır, düğün hazırlıkları sürer. Komşu aileler yardıma koşar, tatlı bir telaşla düğün hazırlığı yapılır. Köydeki tüm bayanlar, serilen çeyizleri görmek üzere gelin evine uğrar. Perşembe günü damat, birkaç yakınıyla gelir ve çeyizleri kız evinden alır. Bu arada gelinin akrabaları içinde çocuk yaşta olanlar, çeyiz sandığının üzerine oturur ve damattan bahşiş almadan kalkmaz. Resmi nikâh ve dini nikâh düğünden önce yapılır. Dini nikâh mübarek kabul edilen perşembeyi cumaya bağlayan gece kıyılması tercih edilmektedir.

Cuma namazı vakti, çoğunlukla köy caminde mevlit okutulur. Öğleden sonra her iki tarafta düğün hazırlıkları alabildiğine hareketlenir. Cumartesi günü kına gecesi yapılır. Kız evine kınaya giden erkek tarafından, gelinin eltisi ve görümcesi, dış kapıda ayak sürer ve içeri girmek için nazlanır. İçeri girmeleri için gelinin yakınları adeta yalvarırlar. Görümce ve elti, meyve, kahve ve baklava ister. Bu istekler hiç kırılmaz. Hatta ayakkabılarını da sildirirler. Üstelik silindikçe ayakkabılar batırılır, adeta kız evine eziyet ederler. Bir süre devam eden bu ayak sürüme, en son gelin kızın gelip eltisine ve görümcesine hoş geldiniz demeleriyle sona erer ve bunun ardından kına için eğlenceler başlar.

Kınaya katılanlar arasında gelinin güzelliği her zaman merak konusudur. Bunun yanı sıra sır, gizem, utangaçlık ve yeni bir yaşama başlama heyecanı ile anne ve aileden ayrılma nedeni ile ağlama ihtimali yüksek olması nedeniyle “kırmızı duvak” takılır. Kına geceleri törensel bir havada ve gösterişli yapılır. Çok sayıda kıyafet giydirilme nedeni gelin’e duyulan sevgi, özlem ve mutluluk nedeni ile en gösterişli kıyafetler özelliklede el işi yapılanlar tercih edilmektedir. Daha sonraki günlerde kına’ya katılan tüm eş ve dostlara iadeyi ziyaret yapılır.

Kına gecesinde “yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” gelin ağlatma türküsü olarak söylenir Kına yakılırken gelinin ayak sürüdüğü görülür, damadın yakınları elini açması dil dökerler. Gelin ancak kayınvalidesinden ya da görümcesinden bir hediye alınca (çoğunlukla bir çeyrek altın) elini açar.

Kına gecesinin bitiminde ya da bazen sonuna doğru hem kız tarafından hem de erkek tarafından erkekler, hep beraber toplanıp “kolo” denilen geleneği yerine getirirler. Bu geleneğe göre, aralarında köyün sayılan kişilerinin de bulunduğu bu kişiler, geleneksel Boşnak kolo müziği eşliğinde halka biçiminde saatin ters yönünde dönerek geleneksel oyunları oynarlar. Boşnak eğlencelerinde armonikalar eşliğinde çaçak, rijetko, ruzmarin, vrti kolo, jusufe, pajduşka, zet kolo (damat), uzicko, şote gibi oyunlar oynanır. Hava şartlarına göre bazen bu eğlenceler sabahın ilk ışıklarına kadar sürer. Eğlence sırasında genellikle alkol alınır ve havaya silah sıkılır.

Pazar günü erkek evinde başlayan düğün, ikindi üzerine kadar sürer. Konuklara etli kazan pilavı, pita, börek, çorba (begova çorbası), kuru fasulye ya da nohut gibi bir sulu yemek ile ayrandan oluşan sofralar kurulur, ikramlar yapılır. Düğünün her türlü organizasyonunu, damadın evli, orta yaşlarda ve becerikli bir akrabası yapar, buna “düğün kâhyası” denir.

Düğün sırasında güvey tıraşı denen bir gelenek yerine getirilir. Buna göre, damat, herkesin görebileceği ortalık bir yere oturtulur. Bir berber tarafından sakal tıraşı yapılır. Bir taraftan davullar çalar. Düğünde bulunanlar damada para asarlar. Bu paralar, önceden yapılan anlaşmaya göre damatta kalabileceği gibi berbere bahşiş olarak da verilebilir. Güvey tıraşının sonlarına doğru damadın arkadaşları oyna kalkarlar. Birkaç tur döndükten sonra damadı da kaldırırlar ve hep birlikte birkaç tur daha oynarlar.

İkindi üzeri damat tarafında düğün biter. Büyükçe bir konvoy oluşturulur. Bu konvoylar artık motorlu taşıtlardan oluşsa da eskiden binek hayvanları kullanılır. Eskiden gelin alıcıya giden kadınlar beyaz yaşmak örtünürler ve sırtlarına beyaz yatak çarşafları geçirerek giderlermiş. Gelin alıcıya katılanlara birer mendil dağıtılır. Şimdilerde mendilden çok arabaların aynalarına renkli kurdeleler bağlanmaktadır.

Gelin alayı kız evine varınca burada çoğunlukla erkek tarafına bir takım zorluklar çıkartılır. Gelinin erkek kardeşleri kızı uzun süre içeride tutarlar, davulcular sabırsızlıkla tempolu biçimde çalarlar. Erkek tarafından geline verilmek üzere bir bahşiş istenir, bunun pazarlıkları yapılır. Erkek tarafı alttan alır, ancak birinci dereceden olmayan bazı akraba ve komşular kız tarafı ile tatlı tatlı münakaşa ederek süreci çabuklaştırmaya çalışırlar.

Bu sırada gelinin yakınları, bir ağaca önceden astıkları yumurtanın vurularak kırılmasını ister. İlk teşebbüsü damat yapar ve birkaç teşebbüsten sonra damada diğer yakınları da eşlik etmeye başlar. Kız tarafı, yumurta kırılıncaya kadar gelini vermez. Son yıllarda bu gelenek unutulmaya yüz tutmuş, uygulanan yerlerde ise yalnızca bir şakalaşma vesilesi haline gelmiştir. Çünkü ağaca asılı yumurtayı kıracak kadar iyi nişan alabilen pek kimse de kalmamıştır.

Gelin alayı, kız evinden dönüşte mutlaka farklı bir güzergâh kullanır. Yol boyunca gelin arabasının önü bahşiş isteyen çocuklarca sık sık kesilir. Yol boyunca mutlaka bir çayın üzerinden geçilir, mendil atılır. Gelin alıcılar, erkek evine yaklaşınca herkes araçlarından iner ve davul-zurna eşliğinde oynayarak ve biraz da ağırdan alarak eve kadar gelinir. Bu arada artık akşam olmak üzeredir.

Gelin eve girerken koltuk altına bir Kuran-ı Kerim verilir. Gelin, evin duvarına bir parça yağ sürer, bir cam bardağı kırar. Gelinin üzerine bereketli olsun diye pirinç atılır. Eskiden eve girerken gelinin duvağını gül dalı ile kaynanası açarmış. Gelin içeri girince düğün dağılır, yalnızca çok yakın akrabalar ve damadın arkadaşları kalır. Kadınlar gelinle, erkekler damatla akşam yemeği yerler. Gelin odasına alınır. Bir erkek ceketinin üzerine üç kere oturtulup kaldırılır. Kucağına anası babası sağ bir erkek çocuk oturtulur. Gelin içine bozuk para sokulmuş bir elmayı kucağındaki çocuğa hediye eder.

Akşam namazından sonra damadın yakınları, damadı biraz sırtına vurarak sertçe gelinin bulunduğu odaya iteklerler. İçeride, gelin ve damat, kız tarafından gönderilmiş baklavadan birkaç diş yedikten sonra ikişer rekât namaz kılar. Gelin, ertesi sabah, erkenden damadın küçük erkek kardeşiyle birlikte yakınlardaki bir çeşmeye ya da pınara gider. Burada doldurulan bir testi su, geri dönüşte azar azar dökülerek getirilir. Gelin, kendisine eşlik eden kayınbiraderine bir mendil hediye eder.

HEMŞİNLİLERDE EVLENME GELENEKLERİ

Evlenecek olan erkeğin ailesi kız araştırır, uygun kız bulununca oğlanın fikri alınır. Oğlan uygun görürse kız ailesinden kız istenir. Bu arada kızın fikrine de başvurulur. Büyük bir tepki göstermezse bu iş olur. Hatta erkek tarafı daha önceden kızın tutumunu bir yoklar. Eğer bu işe sert tepki gösterirse o kız istemekten vazgeçilir. Kız kaçırma olayı genellikle olmaz. Kızın oğlanın peşine gitmesine “Uyma” denir. Uyma türü kızın peşe gitmesi olaylarına zaman zaman rastlanılır. Bu olaydan sonra aileler karşılıklı yumuşatılır ve aralarında uzlaşma sağlanmaya çalışılır.

Kız istemeye oğlanın babası, yoksa ağabeyi veya amcası, kadınlardan büyükanne veya anne veya akrabadan bir aile büyüğü gider. Nişan Söz kesildikten sonra taraflar; takıları, başlık parasını konuşup kararlaştırır. Nişan günü belirlenir. Nişanda içinde yüzük, bilezik, kolye, saat, puşi, takım elbiselik kumaş bulunan bir bohça hazırlanır. Oğlan tarafının hazırladığı bu bohça nişan akşamı kız tarafına bırakılır. Nişan hediyeleri teşhir edilmez ve kullanılmaz. Nişan bozulursa iade edilir. Nişan akşamı oğlan tarafından 3-5 erkekle 3-5 kadın kız evine gider. O akşam genellikle şerbet içilir ve konuşulan takılar formalite olarak dile getirilir.

Düğün

Düğün Pazartesi veya Perşembe günü yapılır. Yalnız düğünün başlangıç günü Pazartesi veya cuma günüdür. Ağırlıklı düğün kına gecesi ile düğün günüdür.

Kına Gecesi

Erkek evinde eğlence olmaz. Erkek tarafından kızlar ve oğlanlar yanlarında kına ile kız evine giderler. Kız evinde kına yakılır. Evin hayatında kızlar horon oynar. Aileye çok yakın genç erkekler horana girebilir. Diğer erkekler horon oynamaz.

Düğün Günü Kız ve erkek tarafı yakınlarını ayrı ayrı düğüne davet eder. Kız tarafının davetlileri kız evinde toplanır ve erkek tarafından gelecek olanlar beklenir. Erkek tarafından gelen davetliler eve yaklaştıklarında evin kapısı kilitlenir. Bunu kız tarafından her hangi birisi yapar. Bu kapının açılması için erkek tarafından bahşiş alınır. Damat kız almaya gelmez. Gelinin odasından almaya kayınpeder gelir. Yengeye ve geline bahşiş verir ve gelinin yüzünü açar. Gelinin kardeşi gelini kapıya kadar çıkarır ve erkek tarafına teslim eder. Erkek tarafı, en önde gelin, kız evini terk eder. Kız tarafı kızla beraber, arkadan oğlan evine doğru gelir. Oğlan evine yaklaştıkça kız tarafı naz yapmaya başlar. At ister, araba ister, halı ister, geniş yol ister, yolu süpürtülür. Bin türlü zorluk çıkartılır. Kız tarafı hizmetkâr ister. Maksat damadı görmektir. Düğün amiri hizmetkâr yok, efendi var der. Nihayet damat görünür. Elinde bozuk paralar vardır. Bunları gelinin başına atar. Bu paralar bereketli sayılır ve bunlarla kese dibi yapılır. Damat misafirlere hoş geldiniz der ve daha sonra yengesi ile eve çekilir. Gelin yengesi ile birlikte gelin odasına yerleşir. Kayınpeder yengenin getirdiği kete valizini, keteyi getirenden ücret karşılığı alır ve yengeye teslim eder. Evin müsait bir yerinde horon başlar. Erkekler oynar, kızlar oturur. Kızlar bu arada hem horonu hem gelini seyreder. Horon saatlerce sürer. İkindi ile akşam arası önce kız tarafına sonra erkek tarafına yemek verilir. Yemekten sonra bir kısım davetli dağılır. O gece sabaha kadar oyun oynanır. Erkekler evde kızlar hayatta oyun oynarlar. İki saatte bir şerbet veya yemiş ikram edilir. Sabah olunca erkek ve kız tarafının misafirleri dağılır. Yenge enişte ile beraber gelini alır kızın evine gelirler. Kızın evinde öğle yemeği verilir. Yemekten sonra kızın bir yakını, gelin ve enişte erkek evine dönerler. Yenge ve yakınları gelini bırakır ve gerdeğe girilir.

Gelin Kıyafetleri

Gelinlik ve çarşaf giyilmez ve gelin at üzerinde getirilmez. Gelin kadife foga giyer, başına İran şalı atar. Gelin önden büzgülü, sırmalı, ipek bir elbise de giyer. Ayaklarına ya ayakkabı ya da hasır çarık giyer. Düğün günü ya ayakta durur veya sandık üzerine oturtulur.

Son Güncelleme: 27.11.2017 10:55
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.