Şimdi de bilim ve dil üzerinden siyasete mi kalkıştılar?
OKURLARIM bilir, dilimizin yozlaşması karşısında küplere binen basındaki birkaç isimden biriyim.
Türkçeyi katledenlere zerre kadar tahammülüm yok!
O nedenle sık sık Türkçe konusunda yazıyorum ve ana dilini bilmeyen, öğrenmek zahmetinde bulunmayan, ses uyumundan ve telâffuzdan bîhaber
-habersiz- güruhu bilinçlendirmeye ve onlara, okullarda öğretilmemiş ana dillerini öğretmeye çalışıyorum...
Buna
işgüzarlık diyen varsa evet işgüzarım, Türkçe konusunda işgüzarlık yapıyorum.
Keşke herkes benim kadar işgüzar olsa...
..............................
Sapanca Şiir Akşamları'nda konuşan
Doç. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, "Osmanlıcadan uzaklaşan Türkçe, evrensel dil olma özelliğini kaybetti" demiş.
Bu zatı tanımıyorum...
Uzmanlığı Türk Dili ve Edebiyatı üzerine ise yanlış ya da doğru, konuya ilişkin konuşma müktesebatına sahiptir diyebiliriz...
Değilse geçiniz, söylediklerine aldırmayınız!
..............................
Osmanlı'ya tarihi gerçekleri irdelemeden hayranlık duyanlar olabilir; galiba bunlardan biri de Sofuoğlu...
Türkçeyi, Arapça ve Farsça sözcüklerle doldurarak hanedan dili haline getirenlere hayranlık duymak için insanın Sofuoğlu mantığına sahip olması lâzım.
Mêkanları cennet olsun,
Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Orhan Gazi gibi Osmanlı devletinin hayat bulmasını sağlayanlar tertemiz Türkçe konuşuyorlardı.
Bugün dünyada 200 milyondan fazla insan, hanedan dilini değil güzel Türkçe'yi konuşuyor.
Evrensel dil ise işte Türkçe!
...............................
Sarayın kullandığı dile nasıl gelindi?
Devlet büyüme sürecine girdikten ve İslam coğrafyası'na açılmaya başladıktan itibaren bol miktarda Arapça ve Farsça kelime alınarak hanedan dili oluşturuldu.
Devletin resmi dili, cumhuriyete kadar hanedan diliydi...
Sarayın lâfını halk, halkın lâfını saray anlamazdı...
.............................
Gazi Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti kurmamış ve devrimleri yapmamış olsaydı hâlâ Arap harflerini ve hanedan dilini kullanıyor olacaktık.
O nedenle bugün bile Anadolu Türkleri, Orta Asya'daki kardeşleriyle anlaşmakta zorluk çekiyor...
.............................
Özetle söylüyorum; sarayın Arap harflerini kullanarak topluma zorla dayattığı dil, insanlar için tam bir işkenceydi!
Bu, tarihen de sabittir...
Buna rağmen hanedan diline hayranlık duyanların, din üzerinden siyaset yapan anlayışla özdeşleşmiş olmasını hayretle karşılıyorum.
.............................
Eğer Türkçe, Arapça ve Farsça sözcüklerin dile sokulması yerine batı dillerinden Türkçe'ye girmiş kelimelerin bize özgü karşılıklarıyla zenginleştirilseydi yozlaşma süreci başlatılmamış olurdu. Bugün de Orta Asya'daki kardeşlerimizle kolayca anlaşıyor olurduk.
Kırgız, Özbek, Kazak, Türkmen ve öteki soydaşlarımızla anlaşmak için neredeyse tercüman kullanmak zorunda kalıyoruz...
Anadolu Türkçesi'ne yakın Türkçe kullanan
Azeri kardeşlerimizle, Gökoğuz -
Gagavuz- kardeşlerimizle,
Uygur kardeşlerimizle ve diğer soydaşlarımızla da anlaşmakta zorluk çekiyoruz.
Sofuoğlu , hanedan dili gibi yoz bir Türkçe'yi, eğer Türkçeci ise nasıl savunur, anlamak zor!
............................
Dilimizden önce kafamızı düzeltmek zorunda olduğumuz anlaşılıyor.
Bu gerçeği göz ardı etmeyelim.
Türk Dil Kurumu'na büyük görev düşüyor...
Öncelikle
Sofuoğlu gibi, hanedan dili âşıklısı varsa, kurum bunlardan kurtarılmalı.
Saniyen, meydanı boş bulanların hezeyanları bilimsel açıklamalarla çürütülmeli.
Nihayet, kurum dilimizi uydurukçadan, Arapça, Farsça ve batı dillerinden aldığımız sözcüklerden temizlemeli.
...........................
"Bir sözcük toplum tarafından kullanılıyorsa o dilin malı olmuştur" tezine diyeceğim yok...
Ancak kurumun asıl görevi, yabancı sözcükleri sözlüğe almak değil, karşılıklarını bulup topluma kazandırmaktır.
............................
Sofuoğlu doçentlik ve doktora tezini dil üzerine vermişse, hanedan dilini değil, Türkçeyi savunmakla ve yaşatmakla yükümlü olduğunu bilsin ve bu yönde Türk Dil Kurumu'na koşut çalışmalar yapsın...
Birinci öğüdüm bu...
Eğer müktesebatı buna uygun değilse o zaman, yırtık eldivenden çıkan parmak gibi ortalığa çıkmasın.
Abuksabuk konuşmasın, ahkâm kesip durmasın!
Bu da ikinci öğüdüm.
............................
Ya Rabbim şunların haline bak...
Yetmedi...
Şimdi de bilim ve dil üzerinden siyaset yapmaya kalkışıyorlar...