CHP'NİN ABHAZYA AÇILIMI-1-
Genel Başkan Deniz Baykal Ankara`da Abhaz Kültür Derneği'nin düzenlediği şölene katıldı ve bir konuşma yaptı.
Gerek Abhazya gerekse Türkiye'de yaşayan Kafkas kökenlileri oldukça heyecanlandıran bu konuşma metni, bu günlerde elden ele dilden dile dolaşıyor.
Bu arada, CHP üst düzey yöneticileri de Abhazların yoğun olarak yaşadıkları illere gidip, Abhaz ileri gelenlerinin ‘siz ne demek istediniz' sorularına cevap vermek zorunda kalıyorlar.
İşte onlardan birisi de cumartesi günü davet üzerine ilimize gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'di.
Onur Öymen, Özgür Arık organizatörlüğünde Harmantepe Köyü'nde ağırlandı.
Deniz Baykal'ın konuşma metninden yola çıkarak, CHP'nin Abhazya politikasını anlattı.
Bu ziyaretin yankılarını ve yorumlarını bilahare paylaşacağız.
Dilerseniz önce Deniz Baykal'ın Abhaz Şöleninde yaptığı konuşma metnini verelim;
"Saygıdeğer konuklar…
Kafkas Derneği'nin düzenlediği bu güzel gecede sizlerle birlikte olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum.
Bu akşam burada bir araya geldiğimiz Kafkas kültür dünyasının bir parçası olan çok acı bir tarihin içinden süzülüp günümüze kadar, bugünlere kadar ulaşmayı başaran Kafkas toplumlarının seçkin temsilcilerini içten saygıyla selamlıyorum. Hepinize hoş geldiniz diyorum.
Gerçektende 19. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan büyük insanlık trajedisinin en acı sahnelerinin yaşandığı yerlerin başında Kafkasya gelir.
Kafkasya coğrafyasına uyum sağlamış, o coğrafyanın koşulları içinde kimliğini, kültürünü, yaşamını, değerlerini, geleneklerini, ahlakını geliştirmiş Kafkas coğrafyasının bir uzantısı haline gelmiş olan bir toplumun o coğrafyadan uzaklaştırılması için uygulanan sistematik imha politikalarının, temizlik politikalarının acı sahnelerini hala insanlık ızdırapla hatırlıyor.
1950`li yıllardan itibaren, 1964`ten sonra 93 harbi diye bilinen 1877`de artık Kafkasya`da yaşayan o bölgenin gerçek sahibi niteliğindeki insanların çok önemli bir kısmının oradan sürgüne gönderilmesi bir büyük facianın yaşanmasına yol açmıştır.
10 yıllar boyunca dalga dalga insanlar Karadeniz'e dökülmüşlerdir.
Karadeniz`de 1877 yılında pek çok gemiyle Anadolu`da Osmanlı sınırları içinde bir hayat arayan insanlar büyük bir facianın kurbanı olmuşlardır.
21 Mayıs günü Kocaeli'nin Kefken bölgesine, Kefken sahiline, Dadalı sahiline, kayalıklara vuran gemi bu 10 yıllar boyunca yaşanmış olan zoraki göçün, trajedinin, ızdırabın bir simgesi haline gelmiştir.
Ve 21 Mayıs`ta sahile dökülen insanlar çok ağır koşullarda ayakta kalmaya çalışmışlardır. Mağaralara sığınmışlardır.
Mağaralarda açlık içinde, soğuk içinde yaşamlarını bebekleriyle, yaşlı anneleriyle, babalarıyla sürdürmeye çalışmışlardır.
Yüzlerce insan hayatını kaybetmiştir. 1000`den fazla insanın gömülü olduğu Çerkez mezarlığı o topraklardadır.
Hemen yanında yüzlerce insanın gömülü olduğu başka mezarlıklar vardır.
Şimdi günümüzde aradan bunca yıl geçtikten sonra bu faciada hayatını kaybeden insanlara yurdunu, kökünü, toprağını, vatanını terk etmek zorunda bırakılan insanlara gösterilecek en büyük saygı bu ızdırabı yaşamış olan insanların anısını unutmamaktır, unutturmamaktır.
Son yıllarda bu doğrultuda çok dikkatli, sorumlu, alçak gönüllü bir çalışmanın gerçekleştirilmekte olduğunu görüyorum.
Küçük törenler yapılıyor. İnsanlar bir günlüğüne evlerinden, köylerinden, kentlerinden kopup o sahile geliyorlar, o sahilde hayatlarını kaybetmiş olan insanların, o sahilde büyük acılar yaşamış olan insanların, arkasında çok daha büyük acıları bırakmış olan insanların anısını saygıyla anıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu tarihe karşı sorumluluk ve duyarlık hepimizin saygıyla selamlaması gereken bir davranıştır.
Elbette insanlar yaşadıkları acılardan düşmanlık çıkarmayacaklardır.
Ama yaşadıkları acıların unutulmasına da göz yummayacaklardır.
O nedenle bu törenleri bundan sonra daha da kapsamlı, daha da düzenli bir biçimde dünyada vatanını kaybetmek zorunda bırakılmış olan insanların acılarına sahip çıkma anlayışı içinde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
O sahil biran önce böyle bir anmaya elverişli hale dönüştürülmelidir.
O sahilde önümüzdeki yıllarda çok daha kapsamlı, çok daha düzenli anma törenlerinin yapılması için gerekli çalışmalar biran önce tamamlanmalıdır.
Oralardaki o mağaralar ve o mezarlıklar bizim bir tarihsel kimliğimizin parçası olarak sahiplenilmelidir ve koruma alanı haline dönüştürülmelidir.
Ve oralarda her yıl bu anma toplantılarının gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeler hızla tamamlanmalıdır.
Bunu bir sorumluluk olarak üstleniyorum ve bütün yetkililerin dikkatini buraya çekmeyi öncelikli bir görev olarak biliyorum.
Türkiye`de yaşayan milyonlarca insanın anısına ve tarihe saygının gereği olarak bu düzenlemeyi mutlaka biran önce yapmalıyız."
Devam edecek…