60 GÜN SONRA
Evet köşemin başlığında yazdığı gibi altmış gün sonra yine Bizim Sakarya okurlarıyla buluşuyorum. Eşimin rahatsızlığı nedeniyle köşemden ve memleketimden altmış gün uzak kaldım.
Bolu İzzet Baysal Tıp Fakültesi'nde kaldığım süre zarfında Sakarya'dan uzak kalmam burada olup bitenden haberim olmaz anlamına gelmez.
Allah'a şükür eşimin tedavisi olumlu sonuç verdiği için evimize döndük. Şimdi yine Sakarya'nın olumlu olumsuz konularını yakından takip edeceğim. Şunları da siz değerli okuyucularımla paylaşacağım.
Geride kalan altmış gün içerisinde çok sıkıntılı günler geçirdim, ancak bu beni yıldırmadı; aksine daha da hırslandırdı. Sakarya'da yokluğumu fırsat bilen bir iki kişi ortalığın boş olmasını fırsat bilip ortalığı bulandırmaya kalktı...
Ama buna asla güçleri yetmediği gibi kazdıkları kuyuya da kendileri düştü. O kuyunun içersinde kalmaya da devam edeceklerdir.
Gazetecilik mesleğini başka bir meslekle karıştırdıkları için her zaman pisliğin içersinde kalmaya mahkûm olacakladır. Zamanı geldiğinde bu memleketten aynen geldikleri gibi ayaklarındaki çarıkları ve yanlarına aldıkları azıklarıyla gideceklerdir.
Tıpkı daha önceden olduğu gibi…
Adam gibi ekmeğinin peşinde olanlara sözüm yok; aksine onlara her zaman yardımcı olmaya hazırım. Elimden gelen her türlü yardımı yapacağımı hepsi çok iyi bilir. Ancak kötülük tohumlarını ve ağızlarından çıkardıkları salyaları iyi niyetli meslektaşlarıma bulaştırmaya kalkarlarsa sonucuna da katlanacaklar.
Büyükşehir ulaşım sorununu çözmeye çalışıyor
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ile önceki gün birlikte olduğum bir ortamda şehrin ulaşım sorunu hakkında konuştuk. Toçoğlu bu sorunun en kısa zamanda çözülmesi için çeşitli illere giden görevlilerin, uygulanan ulaşım sitemini incelediklerini ve daha sonra da hepsini bir masaya yatırarak bu şehir için en uygun olan ulaşım projesini hayata geçireceklerini belitti.
Yıllardan beri büyük bir sorun olan ulaşım, umarım en kısa zamanda çözülür. Bu şehir de rahat bir nefes alır.
Bir hikâye
İYİLİK VE KÖTÜLÜK
Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyordu. Köpeklerden biri beyaz, diğeri ise siyahtı.
Çocuk kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, ikinci köpeğe neden ihtiyaç olduğunu ve renklerinin neden illa siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu.
Dedesine merakla sordu. Yaşlı reis bilgece gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
- ''Onlar'' dedi, ''benim için iki simgedir evlat.''
- ''Neyin simgesi'' diye sordu çocuk.
- ''İyiliğin ve kötülüğün simgesi. İyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımdalar onlar.''
Çocuk; ''Mücadele varsa kazanan da olmalı''
diye düşündü ve bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi;
- "Peki", dedi. ''sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?''
Yaşlı reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.
- Hangisi mi evlat?
- Ben hangisini daha iyi beslersem!