Fakire bir sadaka Sayın Valim!
Vilayetler Hizmet Birliği Tanışma ve Temel Konularında Bilgi Paylaşımı Semineri'ndeyiz...
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın salonda yerini almasıyla beraber seminer başladı. Saygı duruşu ardından sıra İstiklal Marşı'na geldi. Trilyonluk Güral Otel'in ses düzeni bir anda bozulunca, valiler korosu olanca coşkusuyla İstiklal Marşımız'ı öyle bir söyledi ki, tüylerim diken diken oldu.
Sakarya Valisi Hüseyin Atak'ın açılış konuşmasının ardından söz alan Ankara Valisi ve Vilayetlere Hizmet Götürme Birliği Başkanı Kemal Önal, "17 Ağustos depreminin ardından hemen Adapazarı'na geldik. Durum vahimdi. Bir şişe suyu bulmak için bile ne toplantılar yaptık. Sakarya çok zor günler geçirdi. Sakarya'nın eksiklerini İnşallah tamamlayacağız" diyor.
Vali Önal'ı dinlerken, içimden , "Ahhh bee Sayın Valim. O zor günlerimizde bizim için gelmiş, çaba göstermiş. O tozlu, susuz, evsiz günlerimizi görmüş. Acı, gözyaşı, umutsuzluğun kardeş olduğu o günlerimizde bizi yalnız bırakmamış. Bari hakkını helal etse. Bizim için akıttığı bir damla terin bile hakkını ödeyemeyiz" diyerek iç geçiriyorum...
Bir yandan Vali Önal'ın konuşmasını dinlerken, diğer yandan ise, "Sayın Valim bizim o günleri geride bıraktığımızı zannediyor. Doğru... Kısmen o günleri geride bıraktık. O günlerden kısmen kurtulduk. Hatta kalıcı konutlarımız bile oldu. Ama biz hiçbir zaman depremin izlerini silemedik ki... Biz hiçbir zaman depremi unutamadık ki... Yine biz hiçbir zaman o korkuyu üzerimizden atamadık kiiii" diyorum.
Ama Ankara Valisi Kemal Önal Haklı…
Gerçekten çok haklı...
Otobandan geldiği Sakarya'ya Sapanca gişelerinden girdi. Sapanca gişeleriyle Kırkpınar'da bulunan Güral Otel arasındaki kısım Büyükşehir ve Sapanca Belediyeleri tarafından günlerdir temizleniyor. Yollar asfaltlanırken, her yer çiçek bahçesine çevrildi. Kaldırımlar bile boyandı.
Güral Otel ve bahçesi ise yalancı dünya...
Bunu gören Vali Önal da bizim adımıza seviniyor...
Ahhhh be Sayın Valim... Ahhh...
Siz reklamları seyrettiniz...
Biz deprem sonrası belli bir noktaya geldik. Doğru... Ama asla o günleri geride bırakmadık. Asla o günlerin izlerinden kurtulmadık. Biz halen 31 metrekarelik prefabriklerden, damı akan prefabrik okullardan, korku barakalarından, bu barakalarda çıkan ve insanların hayatına son veren yangınlardan kurtulamadık...
Ahhh bee Sayın Valimmm. Ahhhh...
Biz daha orta hasarlı binalardan, o binaların bize verdiği psikolojik baskından da kurtulamadık. Siz o zamanlar bir şişe suyu nasıl getirebiliriz diye toplantılar yapıyormuşsunuz... Şimdi bırakın bu beton tabutlardan 'Nasıl kurtuluruz' diye toplantı yapmayı, bu binaları düşünen bile yok.
Ahhh bee Sayın Valimmm... Ahhhhh...
Siz bu kentin allanmış, pullanmış, yollarına çiçekler serilmiş yollarından geçip gittiniz.
Gel Sayın Valim gellll...
Gel ben size bu kentin varoşlarını göstereyim. Gel Sayın Valim ben size bu kentte halen silinmeyen depremin izlerini göstereyim. Gel Sayın Valim gel, damı akan prefabrik okulları göstereyim.
Bizim büyüklerimiz bakıp da görmüyor. Bari siz görün de belki başkanı olduğunuz Vilayetlere Hizmet Götürme Birliği'nden bize yardım gönderirsiniz (!)
Belediye başkanlarının dikkatine!Güral Otel'de İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı dinlerken hayli keyif aldım. Ne yalan söyleyim; ilk kez bir bakanı can-ı gönülden dinledim. Gerek tarzı, gerek üslubu, gerekse değindiği konularla Bakan beni mest etti.
Bakan Atalay'ın değindiği konulardan birisi var ki, çok önemli bir konu... Atalay şehirlerde gelişi güzel otoparklar oluşturulduğunu, araçlarını park eden sürücülerden zorla ücret alındığını hatırlattı.
Atalay, "Ücret vermeyen vatandaşların araçlarına zarar verildiğini üzülerek de olsa tespit ediyoruz. Biz yaklaşık 2 hafta önce bir genelge yayınladık. Bütün il ve ilçelerimizde bu sorunun çözülmesini istedik. Kanunda açık ve kapalı otoparkların işletilmesi, açılması konusunda belediyeler yetkilendirilmiştir" dedi.
Atalay, "Bu açıdan belediyeler işlerini ve yetkilerini gerektiği gibi tam olarak yerine getirmeli. Mevzuata aykırı ve ruhsatsız açılan otoparklar kapatılmalı, buraları işleten ve işlettirenler hakkında idari işlemler yapılmalıdır. Bakanlığımız bu işi de takip ediyor. Yetkili kişilerin konunun takipçisi olmasını bekliyoruz" diyerek başka bir konuya geçti.
Bakalım bakanın uyarısından sonra Büyükşehir ve alt belediyeler nasıl önlemler alacaklar? Bu işe ne kadar eğilecekler?
Hep birlikte göreceğiz?
Haaa...
Bu arada Bakan'ın söylediği bir sözü de buradan belediye başkanlarına hatırlatayım. Atalay, "Bazı belediyeler bizim dediklerimize çok da eğilmiyor. Ancak belediyelerin performans değerlendirmelerinde bu işler göz önünde bulundurulacaktır" dedi.
Ehhh...
Bakan Atalay'ın dediğini okudunuz. Bundan sonrası size kalmış. İster iki zabıta gönderip iş yapmış gibi gözükün, ister bu işleri yasalara uygun hale getirip vatandaşında duasını alın.
Keyfiniz bilir!
Pamuk eller cebeBakan Beşir Atalay dünkü seminerde şehirlerin güvenliği için MOBESE'nin çok önemli olduğunun altını çizerek, şu anda 60 kadar ilin MOBESE'ye kavuştuğunu söyledi. MOBESE için İl Özel İdaresi, Ticaret Odaları ve Vilayetler Birliği'nin katkıda bulunması için girişimde bulunduğunu belirten Atalay'ın da dediği gibi…
Haydi beyler bitirin artık şu işi.