Medya okuryazarlığı
‘Medya okuryazarlığı' kavramını henüz duymamış olanlar ya da anlamını bilmeyenler çoktur aramızda, ama bundan sonra daha sık duyacağız galiba… Çünkü iki yıldan beri bazı ilköğretim okullarında seçmeli ders olarak okutulmaya başlandı. Zamanla yaygınlaşacak.
Televizyon, sinema, radyo, müzik, basılı medya, internet… Bunların hepsini kapsıyor ‘medya' dedikleri.
Peki okuryazarlığı nasıl oluyor?
Avrupa Medya Okuryazarlığı Merkezi, bu konuda verilecek eğitimin içeriğini ve amacını şöyle saptamış:
• Medyanın fikir, bilgi ve haberi bir başkasının bakış açısıyla nakletmek üzere kurulduğunu anlamak
• Duygusal etki oluşturmak için özel tekniklerin kullanıldığını anlamak
• Bu tekniklerin amaçladıkları ve doğurdukları etkilerin farkına varmak
• Medyanın bazı kişilerin yararına çalıştığını, bazılarını ise dışladığını anlamak
• Medyadan kimin yararlandığı, kimin, neden dışlandığı sorularını sormak ve yanıtını bulmak
• Alternatif bilgi ve eğlence kaynakları aramak
• Medyayı kendi yararı ve zevki için kullanmak
• Edilgen olmak yerine aktif olmak
• Yeni öğrenme kültürü dijital okuryazarlığa hazırlanmak
Batı'da, medyadaki şiddet içeriğinin çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri yıllardır inceleniyor. Medyanın sadece çocuk ve gençleri etkilediği düşünülüyorsa da yapılan araştırmalar, yetişkinleri de en az gençler ve çocuklar kadar etkilediğini gösteriyor.
Kirli sular ve hormonlu besinlerin fiziksel sağlığımıza verdiği zararla bir tutuluyor, medyanın ruh sağlığımıza verebileceği zarar. Öyleyse ‘medya okuryazarlığı' kavramı hepimizi ilgilendiriyor aslında.
Çocuk ve gençlerin eğitiminde televizyonun yerini ve önemini arttıransa televizyonun hem göze hem kulağa hitap etmesi. Medya okuryazarlığı konusunda bilgilendirildikleri zaman onların, medya mesajlarını daha doğru değerlendirme ve onun zararlı etkilerine karşı kendilerini koruma becerisini kazandıklarını görüyoruz.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Remzi Kıncal, 'Lise Öğrencilerinin Televizyon Dizilerindeki Mesajları Algılamalarında Medya Okuryazarlığının Etkisi' konulu bir araştırma yapmış. Araştırmanın sonuçlarına göre, liselilerin yüzde 85'i dizi izliyor. Hiç dizi izlemeyen ya da ayda sadece 1 dizi izleyen öğrencilerin oranı ise yüzde 10. En çok izlenenlerin başında ‘Kurtlar Vadisi' geliyor. Onu, ‘Avrupa Yakası', Kavak Yelleri', 'Arka Sokaklar' ve 'Binbir Gece' izliyor sırayla.
Dr. Kıncal diyor ki: "Öğrenciler bu diziyi nasıl algılıyorlar? Ne düşünüyorlar? Bunu belirlemeye çalıştık. Önce, öğrencilere Kurtlar Vadisi dizisinden bir bölüm izlettik. Daha sonra da 20 kişilik iki grup oluşturduk. Grubun birine 12 saatlik medya okuryazarlığı eğitimi verdik. İki hafta sonunda, öğrencilerin Kurtlar Vadisi dizisine bakış açılarının öncekine göre nasıl olduğunu tespit etmeye çalıştık. Sonuçta, eğitim alan öğrencilerin Kurtlar Vadisi dizisine ilişkin, özellikle şiddet içeriği konusunda birtakım şeylerin farkına vardıklarını tespit ettik"
Bir de bu dersleri kimlerin okutacağı konusu var.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin, bu yıl başlayan uygulamayla 4 yıllık İletişim Fakültelerinden mezun olan öğrencilerin, Eğitim Fakültelerinin bir yıl süreli ‘Tezsiz Yüksek Lisans' programlarından alacakları öğretmenlik formasyonu ile medya dışında, eğitim sektöründe de istihdam olanağı bulacaklarını söylemiş.
İletişim Fakülteleri öğrencileri bu gelişmelere nasıl bakıyor acaba… Herhalde istihdam olanağı bulacakları yeni bir alanın açılmasından memnundurlar.
Biz Türkler insanlarla ilişkilerimizde külyutmazlığımızla övünürüz. Ama medya tarafından etkilenmeye, yönlendirilmeye gelince, pek safız doğrusu… Bu zaafımızdan kurtulmalıyız. Mesela Halk Eğitimi Merkezleri'nde medya okuryazarlığı seminerleri düzenlenebilir… Bu da bir öneri.