KRİZ TOPLUMSAL CİNNETİN SEBEBİ DEĞİL SONUCU
Toplumsal rahatsızlar alabildiğine arttı.
Kavga, şiddet, cinayet kırla gidiyor.
Son bir ayda sadece aklımda kalanlar;
Küçücük çocuk annesini öldürüyor. Üniversiteli genç, kız arkadaşının kafasını kesiyor. Bir kadın komşusunun çocuğunu boğup sobada yakıyor. Bir baba kızını öldürüp intihar ediyor. Borçlu evlat, annesini, babasını, kardeşlerini katlediyor, tam sekiz kişi can veriyor. İki aile arasındaki husumet, 44 ölümle son buluyor…
Şimdi diyecekler ki; "Canım eskiden de oluyordu da duyulmuyordu. Şimdi medya abartarak verdiği için sadece bizim dönemimizde yaşanıyormuş gibi bir hava estirmek istiyorlar…"
Bizim bu acıdan siyasi rant elde etme gibi bir amacımız yok ki. Sonuçlardan ziyade sebepleri tartışalım, çare bulalım.
Elbette ekonomik krizin etkileri büyük…
Ama bütün bunların bir alt yapısı var ve ekonomik kriz sadece tetikleyicisi…
Önemli olan alt yapısına inmek, potansiyeli ortadan kaldırmak…
Uzun vadede iş eğitime dayanıyor, kısa vadede ise bu potansiyelin açığa çıkmasına sebep olan şartları mümkün mertebe engellemek gerekiyor.
Uzmanların da ifade ettiği gibi, özellikle ekonomik sıkıntı dönemlerinde şiddet artıyor.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun, devlet bakanlığı dönemine ilişkin soru önergesine verdiği yanıt, ekonomik krizin kadınlar açısından bilançosunu ortaya koyuyor.
2008 Mart-2009 Mart tarihleri arasında 129 bin 797 kadın işten çıkarılmış ve bu direk olarak aile içi şiddeti körüklemiş.
Ekonomik krizin ailelere yansımasını ortaya koyan bir başka veri ise, bu dönemlere ilişkin aile içi şiddet oranları;
2008 Ocak ayında polise kadına yönelik şiddet nedeniyle yapılan başvuru bin 135 iken, 2009 Ocak ayında bu rakam bin 522'ye ulaşmış.
Kadına yönelik aile içi şiddette bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34 artış var.
Tabi resmiyete intikal edenler bunlar. Hepimiz biliyor ki resmiyete intikal etmeyenler, edenlerin 100 katından fazladır.
Bir toplumun temeli, direği ailedir.
Çöküş de oradan başlar, yükseliş de…
Artık, ailenin ve başta kadın ve çocuklar olmak üzere aile bireylerinin her türlü şiddetten uzak tutulmasını sağlamak devlet politikası haline getirilmeli ve bu sözde kalmamalı.
Yoksa işimiz çok zor…
PARA BÖYLE DOLAŞIYOR!Mevsim yaz, aylardan Ağustos...
Riviera kıyısında küçük bir kasaba, yaz sezonu ancak yağmur yağıyor, yani kasaba bomboş, herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar
Şans eseri otele zengin bir Rus geliyor ve resepsiyona 100 dolar bırakıp, odaya bakmaya çıkıyor
Otel sahibi parayı hemen alıp, kasaba olan borcunu ödüyor
Kasap, 100 doları hemen kaparak toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor
Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren son defa birlikte olduğu fahişeye götürüyor.
Fahişe parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor.
Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri alarak kasabayı terk ediyor.
Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor ancak
Tüm kasaba borçlarından kurtuluyor ve geleceğe ümitle bakıyor!
KAN MESELESİ!Zengin bir Arap kalp ameliyatı geçirecekmiş.
Doktorlar, ameliyat öncesi bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemişler.
Ama bu Arap'ın kani çok nadir bir kan imiş. Bütün dünyayı arayıp taramışlar ve sonunda Kudüs'te yasayan bir Yahudi'de bu kanın olduğu anlaşılmış.
Yahudi kan vermeye razı olmuş ve ameliyat da yapılmış.
Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren Yahudi'ye teşekkürleri ile beraber müthiş bir otomobil ve bir milyon dolar para yollamış.
Bir kaç ay sonra Arap'ın bir kere daha ameliyat olması icap etmiş.
Doktorlar yine Yahudi'yi aramışlar ve Yahudi'de tekrar kan vereceğini söylemiş. Arap yine ameliyat edilmiş.
Ancak bu defa kendisine kan veren Yahudi'ye bir teşekkür notu ile bir kutu Şam baklavası yollamış.
Çok daha kıymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu ise çok bozulmuş. Kan verdiği Arap zenginine bir telefon açıp neden bu kadar cimri davrandığını sormuş.
Arap kahkahalar atarak şöyle demiş; Ya habibi, gozümün nuru... Anlasana, artik damarlarimda Yahudi kanı dolaşor!!!