VATANDAŞIN CEBİNDE PARA VARMIŞ!
Hükümet, yeni yatırımları teşvik etmek, istihdamı artırmak ve KOBİ'lere kredi desteği sağlamak içerikli 4 milyar liralık yeni bir paket açıkladı.
Bundan öncekilerde olduğu gibi içinde ve içeriğinde vatandaşın, dar gelirlinin, çalışan ve emeklinin olmadığı bir paket…
Vatandaşı, o da kısmen ilgilendiren tek bölümü ‘istihdamı arttırmak'…
500 bin kişiye istihdam sağlanacak, Türkçesi o da asgari ücretle 500 bin kişi iş bulacak da başımız göğe erecek.
Daha önce de söyledik, hatta sendika olarak kampanya başlattık;
Sanayici ve işadamının derdi üretememek değil, ürettiklerini tüketememek…
Çark dönmüyor ki adamlar para kazansın da borcunu harcını, vergisini, işçisinin ücretini ödesin…
Dar gelirli vatandaşa harcama çeki verin, çark dönsün, hem üreten kazansın hem tüketen aç karnını doyursun, dedik,
Oralı bile olmadılar.
Olmama sebeplerini de paketi açıklayan Başbakan net bir şekilde ifade etti;
"Vatandaşın cebinde var."
Yapmayın Allah aşkına!
Para kimde var?
5 milyon işsizde mi?
Aylık 527 TL maaşla geçinmek zorunda olan 10 milyon asgari ücretlide mi?
Ortalama 750 TL maaş alan 8 milyon emeklide mi?
10 milyon yeşil kartlıda mı?
Sosyal yardımlarla ayakta duran 4 milyon ailede mi?
Açlık ile yoksulluk sınırı arasında gidip gelen 2,5 milyon kamu görevlisinde mi?
Yoksa siz vatandaş derken başka bir kesimi mi kast ediyorsunuz?
Tabi ki ekonomik kriz istisnasız herkesi etkiledi.
Ama bizler çok iyi biliyoruz ki bu kriz sınırsız ve ilkesiz küreselleşmenin getirdiği adaletsizliklerin bir sonucudur.
Ki bunun böyle olduğunu küresel kuruluşlar da itiraf etmeye başladılar. OECD, Dünya Bankası gibi tüm uluslar arası kuruluşlar, bundan sonra daha adil bir ekonomik sistem oluşturulması için derhal çalışma yapılması gerektiğini belirtiyorlar.
Vatandaşı falan düşündüklerinden de değil ha…
Onlar da biliyorlar ki küresel politikaların yıllardır tahrip ettiği dar ve sabit gelirliler iflas ettiler.
Vatandaş onlar için salt tüketiciden ibaret olduğu ve bu şartlarda harcama yapamadığı için vatandaşı düşünecekleri tuttu.
Netice de kriz; adaletsizliğin bir sonucu ise, temelinde adaletsizlik yatıyorsa, içinde adaletin olmadığı bir çözüm de çözüm değildir.
Bizim, refahın paylaşıldığı, sosyal adaletin sağlandığı, yaraların sarıldığı yeni ve bütüncül bir tedaviye ihtiyacımız var.
Dolayısıyla, ekonomik krize karşı tedbir geliştirecekseniz, bu üretici kesim kadar hatta daha fazla tüketici kesimi kapsamalı…
Defalarca dile getirdik, yine söylüyoruz;
Ne kadar kaynak aktarılırsa aktarılsın, yalnızca bir kesimi desteklemek; sistemde asalakların, rantiyecilerin ve sahtekârların türemesine neden olacak, çarpık bir anlayıştır.
Tüketicileri desteklemeden, alım gücünü artırmadan ancak yangına elekle su taşımış olursunuz.
Yangını söndürmek istiyorsanız, önce tüketicilerin cebindeki yangını söndürmekten işe başlamalısınız. Çünkü yangının kaynağı orasıdır.
'PARASIZLIK NEDİR? UNUTANLARA HATIRLATALIMBaşbakan; "Vatandaşın cebinde para var" dedi...
Dünyanın sayılı "zengin siyaset adamları"ndan biri olduğu için, "parasızlığın" ne olduğunu unutmuş olmalı...
Hatırlatalım;
Parasızlık; ev kirası ödeyememektir...
Parasızlık; kredi kartına mahkûm olmak ve asgari ödemeyi bile yatıramamaktır.
Parasızlık; çocuğunun cebine harçlık koyamamaktır.
Parasızlık; "karanlıkta oturmak" ve "cami çeşmesinden su taşımaktır.
Parasızlık; icra memurlarıyla arkadaş olmaktır.
Parasızlık; Eti unutup, bulgura hücum etmektir.
Parasızlık; karı-koca kavgası" ve "yoksul intiharıdır!
Parasızlık; sadece partisinin ileri gelenleriyle ve ailesinin üyeleriyle zaman geçirdiği belli olan Başbakan'ın, kılık değiştirip halkın arasına girdiği zaman göreceği insanlık dramıdır!
(Mustafa Mutlu, Kurultay)