Hukukun olmadığı, ya da çarpık olduğu yerde adalet olmaz…
HUKUK nedir, ne değildir tartışması bitmediği sürece adaletin sağlanması ve topluma eşit biçimde dağılması mümkün değil...
Yaklaşık yarım asır önce
Anayasa Hukuku ile ilgili tartışmalar gündeme geldiğinde
Profesör Ali Fuat Başgil, Profesör Hüseyin Naili Kubalı, Profesör Tarık Zafer Tunaya, Profesör Bülent Nuri Esen gibi önemli hukuk adamları, adaletin ancak evrensel hukuk anlayışının yaygınlık kazanmasıyla sağlanabileceğini savundular...
İstisnaları dışında bugünkü bütün hukukçular da aynı görüşte; hukuk olmazsa adalet olmaz!
İlginç olan, bilim adamlarının değişik dünya ve siyasal görüşe sahip olmalarına rağmen bu değerlendirmede buluşmuş olmaları...
Yineleyelim; evrensel hukukun olmadığı yerde, adalet denilen
"Hakkın teslimi" söz konusu değildir...
Şöyle de ifade etmek mümkün; çarpık hukukun olduğu yerde adaleti aramayın!
O nedenle düzgün bir hukuk anlayışını herkesin sahiplenmesi gerekiyor.
* * *
Cumhurun başını da kapsayan
"Kayıp trilyon davası" üzerine ortaya çıkan değişik görüşler, gündemden inecek gibi değil.
İktidara mensup hukukçular, Gül'ün sadece vatana ihanet suçundan yargılanabileceğini, başka hiçbir suçlamayla yargı önüne çıkarılamayacağını savunuyorlar...
Doğru, anayasanın 105'in maddesi böyle diyor...
Bu maddeden hareketle Cumhuriyet Başsavcılığı Gül hakkında takipsizlik kararı verdi...
Ancak bu kararı, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi, anayasanın ilgili maddelerinde yer alan ve
"Herkesin yargılanması söz konusudur" hükmüne dayanarak
"Cumhurbaşkanı da kişisel suçlarından sorumludur ve yargılanır" sonucuna vardı ve Gül'ün trilyon davasından yargılanması gerektiğini karara bağladı.
...........................
Şimdi ne olacak?
Yargı bu görüşünde ısrar edecek mi?
Ederse, prosedür ne olacak?
Fransa'da da benzer bir olay yaşanmış, eski cumhurbaşkanı
Jacques Chirac yolsuzlukla suçlanmıştı. Chirac'ın görev sonrası yargılanmasına ve zaman aşımının söz konusu olmadığına karar verilmişti...
AKP'li hukukçu
Burhan Kuzu da galiba bu görüşte olmalı ki
"Dava beraatle biter" diye açıklama yapıyor...
Ne acı; yargıya müdahale daha bu noktada başlıyor...
Beraat eder denildiğine göre, demek ki Gül yargılanması gereken bir zanlı...
Ayrıca, aynı suçtan yargılanan Erbakan sanki beraat etti de...
............................
Öyle görünüyor ki ilerleyen günlerde bu konuda, bir yığın insan daha ahkâm kesecek ve polemik yapacak... Konuyu sulandıracak ve tırmandıracak olanları da unutmayın, hesaba katın...
Yok olunCEZAEVİNDE görmüştüm; bir ranzada üç kişi yatıyordu...
Koğuşlar tıklım tıklımdı...
Koğuş ağası Emrullah ve avanesi ise kar gibi beyaz çarşafların yayılı olduğu yataklarda yatıyorlardı...
..........................
Galatasaray Lisesi'nde sekiz yıl yatılı okudum...
Bir yatakta iki öğrencinin yattığını hiç görmedim...
Meslek hayatımda bir kez
Yakacık Yetiştirme Yurdu ile
Bakırköy Kimsesiz Çocuklar Yurdu'nu gezdim, ikisinde de bir yatakta iki öğrencinin yattığına tanık olmadım...
Bizim
Soğancıoğlu Kız Yetiştirme Yurdu'nda öğrencilerin ikişer ikişer yattığı yangınla ortaya çıktı...
Tam bir rezalet...
Sosyal Hizmetler Kurumu'na bağlı yurttaki yangında iki öğrenciden başka kayıp vermemiş olmamıza şükredelim.
Sosyal hizmeti bir yatakta iki öğrenci yatırmak diye algılayan kurumun yöneticilerine de kapıyı gösterelim...
Bunlar gitsin, sosyal hizmetin ne olduğunu ve nasıl yapıldığını bilenler gelsin...
.............................
Yangın, faciada ihmal olduğunu da ortaya çıkardı.
Yangın merdiveni var, kilitli kapısının anahtarı yok...
Olur mu böyle şey?
Tam bir kepazelik...
..........................
İnsanın içinden yöneticilere
"Yok olun, gözümüz görmesin sizi" diye bağırmak geliyor.
Başbakan
Erdoğan ve aileden sorumlu Devlet Bakanı
Selma Aliye Kavaf inşâllah bu ihmalin sorumlularını bağışlamazlar...
Aksi halde büyük hata yapılmış olur...
Sorumsuz insanların devlet kademelerinde, sosyal hizmetlerde ve eğitim hayatımızda yeri olmamalı.