Pazartesiden salıya akan sohbet
BAZEN oluyor, insan söz verdiği halde gereğini yerine getiremiyor...
Günlük hayatın koşulları çok değişti. İnsan, değişik etkenler yüzünden sözünü tutamıyor, vaadinin arkasında duramıyor...
Ne alâka diyeceksiniz...
Anlatayım...
Okumuş olmalısınız; editör arkadaşımız dünkü
Okura Mektup yazısında, sevgili arkadaşım
Turan Çatalbaş'ın Genel Yayın Yönetmeni olarak göreve başlayacağını duyurmuştu...
Acele etmiş; çünkü değerli meslektaşım, elinde olmayan nedenlerden dolayı göreve başlayamayacağını bildirmişti.
Editörümüzün bu karardan haberi olsaydı, herhalde okurlarımızı yanlış bilgilendirmez, Turan'ı da tedirgin etmezdi...
Bu iki yönlü gelişmeyi üzüntüyle karşıladığımı da belirtmek isterim...
AKP lideri Erdoğan'ın dilinden düşmeyen slogan artık benim için de geçerli;
yola devam! * * *
SATSO'da geçen cuma günü
"Kentsel Dönüşüm Projesi"ne ilişkin geniş bir danışma toplantısı yapılmış...
Yapılmış diyorum, çünkü toplantı basından gizlendi...
150'ye yakın üyenin katıldığı toplantıda gündem maddesi projeymiş...
Konuşulmuş, görüşülmüş, konuyla ilgili her türlü ahkâm kesilmiş ama basına tek satır bilgi aktarılmamış...
Neden?
Üç neden olabilir...
Birincisi, toplantı gözlerden ırak tutulmak istenmiştir...
İkincisi, koca SATSO'nun basına bilgi aktaracak birimi yoktur; belki birimi vardır da sorumlusu yoktur...
Üçüncüsü, basınla düzenli bir ilişki kurmak düşüncesi ve niyeti henüz yönetime yerleşmemiştir...
Hangisi?
Değerli dostum Başkan
Akgün Altuğ herhalde yanıt verir...
Unutulmasın ki kamuoyunu bilgilendirmekle yükümlü basından uzak durmanın kimseye yararı olmaz. Gizlilik, insanların merak duygularını kabartır; gizlenen ne ise hakkında olur olmaz konuşulur.
Dedikodu boyutuna varan konuşmaların zararını hatırlatmayı ise zait addediyorum.
* * *
Prof. Dr. Erol Güngör sosyal psikolog, fikir adamı ve eşsiz bir akademisyendi...
Onunla 1957 yılında, Yeni istanbul gazetesinde tanışmıştım; mesleğe başladığım tarihte. O Felsefe bölümü öğrencisiydi ve gazetede düzeltmenlik yapıyordu, ben de muhabirdim...
Erol gibi değerli bir bilim adamı olan rahmetli
Mehmet Çavuşoğlu ile de aynı yıl tanıştım, o da üniversite öğrencisiydi ve aynı gazetede düzeltmenlik yapıyordu...
Erol, çok eser vermiş bir bilim adamıydı.
Son görevi Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü idi...
Bu görevdeyken kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldı.
Erol ile Ortadoğu gazetesinde ortak da olduk. Rahmetli
İrfan Atagün, Ömer Öztürkmen, Ahmet Güner, Erol Güngör ve bendeniz imkânlarımızı ortaya koyarak gazeteyi yayın hayatına soktuk...
Ortadoğu yaşıyor, ama iki arkadaşımız göçtü...
Erol'un vefatının üzerinden tam 26 yıl geçti. Benden bir yaş küçüktü, yaşasaydı 71 yaşında olacaktı...
Pazar günümü onun
Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik adlı kitabını okuyarak geçirdim.
Kültür ve milliyetçilik anlayışımız, zaman içinde yoz bir değişime nasıl sürüklenmiş ve hâlâ da sürükleniyor, bu kitabı tekrar okuduğumda daha iyi görebildim...
Erol'a ve Mehmet'e Allah'dan rahmet dilerim...
Eşi
Prof. Dr. Şeyma Güngör ile aslan oğlu
Turan Güngör'e de uzun ömür ve sabır...
* * *
Eurovision Şarkı Yarışması da gösterdi ki ülkeler, yarışma puanlarını birbirlerine ırk, dil ve din farklılığını dikkate alarak veriyor.
Bu yüzden Türkiye bir iki yarışma dışında, hep alt sıralarda yer aldı.
Bana sorarsanız İzlanda Norveç'ten iyiydi; birinci olmalıydı...
TRT bundan sonraki yarışmalara bu noktayı dikkate alarak katılmalı.