Şehit kendini ele verdi
Erdinç Şehit'in marifetlerini yazacağım gün bizzat kendinden "Sakın atlama, bunları da yaz" dercesine destek alacağım hiç aklıma gelmezdi.
Şehit, ihalenin kendine yıkılacağı telaşına kapılmış olacak ki, soluğu bir yerel gazetede almış. Hani yandaş olanlardan…
Boy boy resimler, itiraftan öteye gitmeyen sözde çarpıcı açıklamalar…
Şehit kendi ipini çekmiş farkında değil. Haberi yapanda aslında Erdinç Şehit'e iyilik değil, en büyük kötülüğü yapmış.
Şehit neler demiş..?
"Sorumluluk bende değil!"
"Hiçbir şeye karışmadım!"
"İpekoğlu istedi ben getirdim!"
"Kendi göbeğimi kendim keserim!^"
"7 kişilik yönetim yeter!"
"1 milyon TL'yi ben bulurum!"
Özetle "ben ben ben…" demiş.
Sakaryaspor'un 17 kişilik yönetim kurulunu hiçe saymak, kendinden başka herkesi suçlamak "Her şey ben" demek, Şehit'e hiç ama hiç yakışmamış.
Ortada bir başarı olsa, "Paylaşamıyorlar" deyip geçerdik. Ama ortada bir çöküş var ki, Şehit burada zurnayı zırtlatan sözler sarf etmiş. Bülent Yılmaz'dan tutun Tamer Batuboylu'ya, Ali Kayabaşoğlu'dan tutun Hüseyin Aktürk'e tüm yönetime suçu pas etmiş.
Başka ne demiş? Son 21 maçta hiçbir şeye karışmadığını savunmuş. Zaten zurna bu nokta da bir kez daha zırtlamış…
Şimdi soralım… "Ey Erdinç Şehit sen son 21 maçta yani Engin İpekoğlu döneminde hiçbir şeye karışmadığını söylüyorsun… Ciddi misin?"
Koca adam, yalan söyleyecek hali yok. Demek ciddi. O zaman mevzu açılsın…
Evet, gerçekten Erdinç Şehit'in Sakaryaspor'a müdahale ettiği dönemler oldu. Zaten dünkü itirafı da bunu açıkça gösetriyor. Tekrarlayayım; Şehit diyor ki "Son 21 maçta hiçbir şeye karışmadım…"
Sakaryaspor'da son 21 maçın karşılığı şudur; Engin İpekoğlu dönemini gösterir ve ikinci yarıda toplanan 30 puanı işaret eder. Şehit'in sözde kendini savunmak adına söylediği "Karışmadım" dediği süreçte, Sakaryaspor ligde kalmayı burun farkıyla kaçırdı.
Birde karıştığı döneme bakalım; Erdinç Şehit "Son 21 maçta karışmadım" demekle, ilk 13 maçta ise herşeye karıştığını açıkça itiraf etmiş. Zaten Sakaryaspor'u yıkan ilk yarı olmadı mı?
Sakaryaspor ilk yarıda Erdinç Şehit'in kendi itirafıyla karıştığı dönemde sadece 9 puan topladı. Yine kendi itirafıyla karışmadığı son 21 maçta ise 30 puana imza attı.
Erdinç Şehit'e tavsiyem, daha fazla batmadan tası tarağı toplamasıdır. Üstelik dava arkadaşlığı yaptığı insanları da sattı.
Düne kadar bu ihalenin birkaç yöneticiye kesileceğinden bahsediyorduk. Ancak Erdinç Şehit kendi kendini öyle bir ele vermiş ki, şimdi bu saatten sonra benim bile Sabri Küçük'e ya da Bülent Yılmaz'a söz söyleyecek mecalim kalmadı.
Erdinç Şehit "Bu lekeyi ben temizlerim" dediği nokta da "Leke benim. Suçlu benim" itirafını yapmış. Geçmiş ola…
Yağcıoğlu kazığını anlat Erdinç Şehit iyi bir menajer olabilir. Zaman zaman benimde Sakaryaspor'a genel menajer olarak ismini ön plana çıkarttığım bir zattır aslında…
Ancak gel-gör ki, Şehit ilk sınavında kaybetmekten öte yerle bir oldu. "Önerdim" diye, "Savundum" diye biraz da yüzüm kızarmadı değil hani…
"Her şeyi ben bilirim, her şeyi ben yaparım" mantığıyla hareket tarzı Şehit'i bitiren en önemli hatalarıdır.
Takımda ekonomik sıkıntı yaşanabilir. Mevcut şartlara dönük camianın beklentisini karşılayacak bir teknik adam getirilemeyebilir. Ancak takımı uçuruma sürükleyecek, takımın başına adeta intihar komandosu rolüyle bir hocanın getirilmesine "Ben futbolun patronuyum" edasındaki Şehit imza atıyorsa… Yazık.
Hüseyin Kalpar'ın gittiği hafta 3. hafta yani 0-0 berabere biten Adanaspor maçı sonrası… Yönetim içinde bölünmenin ilk başladığı nokta…
Şehit "Ben bilirim, futbolun patronuyum" edasıyla İlker Yağcıoğlu dayatmasında zaferi elde etti o günlerde.
Yağcıoğlu geldi, Erdinç Şehit kulübeye indi. Böylesi bir manzara sonunda takımı yapanda, sahaya sürende Yağcıoğlu değil, Şehit oldu. Netice de, Erdinç Şehit'in elinin değdiği haftalarda Sakaryaspor 9 puanla yetindi. Bugünkü tabloya bakıldığında ise, Sakaryaspor'un daha ilk yarıda küme düytüğü görülüyor.
İlker Yağcıoğlu kazığı, Şehit'in "Ben ben ben…" mantığı Sakaryaspor'u bugünlere getirdi.
Demek ki, geçtiğimiz pazartesi günü yönetimi hedef alarak "Kına yakın" manşetini boşuna atmamışız.
Koca adamlar bir Erdinç Şehit'i tutamamış. Erdinç Şehit ise kazığı çakmış. Bülent Yılmaz'ından en genç yönetici Tamer Batuboylu'suna herkes uyumuş.
Şimdi bugün Şehit'ten telefon bekliyorum. İlker Yağcıoğlu kazığını bir anlatsın istiyorum. Sonra, belki Ufuk Güngörsün'e söylemeyi unuttuğu itirafları vardır. Onları da dinlemek istiyorum.
Menajer misin yönetici mi? Erdinç Şehit, Sakaryaspor'un başkanlığını istiyor. 7 yönetici filan hesabıyla, kendisinden başka bu işi başaracak adam tanımıyor Sakarya'da… Oysa yönetici mi, menajer mi ikilemi yaşan biri halen.
Şu süper gençler olayıyla, Şehit'in Sakaryaspor'dan başkaca dert ve tasa içinde olduğu ortaya çıkıyor.
Furkan Aydın ve Onur Karakabak normalde 31 Mayıs'a dek Sakaryaspor'a ait. Devre arası iki genç futbolcu Fenerbahçe'ye verilmiş olabilir. Ama kiralık olarak buradalar. FB, almış "Eti sizin, kemiği bizim" der gibi teslim etmiş. Şimdi, Fenerbahçe Yöneticisi gibi Şehit'in bu gençleri, Sakaryaspor ile Türkiye Şampiyonası'na göndermemeye ne hakkı var?
Şimdi biraz beyin okuyalım Erdinç Şehit'in takımım küme düşmesinde en az sorumluluğun kendisine ait olmasına, acaba yöneticiler ne tepki verecek.
Adım gibi eminim ki, ilk tepki Ali Kayabaşoğlu'ndan gelir. Zıt iki kutup olmalarının yanında, Şehit'in böylesi ayıba kaçan açıklaması Kayabaşoğlu'nu kızdıracaktır. Ter döken Hüseyin Aktürk'ten tutun, tribünden gelen Tamer Batuboylu'nun da tansiyonunu fırlatacaktır Şehit'in sözleri.
Ali Kayabaşoğlu eminim ki, "Yaktın bizi şimdi kendini aklamak istiyorsun" diyecektir.
Tamer Batuboylu, "Size inancım sıfır. Şehre karşı, taraftara karşı boynum bükük" demekten kendini alamayacaktır.