Tüm çocuklar adına…
"Artık lütfen yorulun bizim canımızı yakmaya çalışmaktan… Tüm çocuklar adına, bu dünyanın babaların ölümünden artık bıkmasını diliyorum…" Bu sözleri kimin, ne zaman, nerede söylediği değil önemli olan…
İlla babanın ölmesi de gerekmiyor bu çığlığın kopması için genç bir yürekten…
Ne acıdır, bir insanın normal bir hayat sürmesinin engellenmesi, düşünceleri birilerini rahatsız etti diye…
İnsanın beyninin, ruhunun ve bedeninin sömürülmesinden kaygı duydu; kaygısını dile getirdi, paylaştı diye…
"Gel bakalım!" diyorlar… "Sen şurada biraz dinlen!"
Hangi büyük adamlar birbiriyle görüşecekse görüşsün,
Kim adayacaksa kendini adasın,
Kurtuluşuna şu insanlığın.
Yeter artık donuk, duygusuz bakışlara dayandığımız!
Sonuçsuz tartışmalara…
Anaların, babaların, evlatların hiç uğruna yok olmasına.
Ya da bıraksınlar bizi kendi halimize…
Yaşayalım, hiç savaş, kötülük görmemişçesine…
İçimizde duyarak hayatı…
An be an.
Şu günlerde ne deneyimlerimden ne büyüklerimden ne de kitaplardan
Öğrenemediğim kadar çok şey öğreniyorum bir başkasından…
Ne tuhaf!
Hem de hiç okula gitmemiş birinden,
Yaşı belirsiz bir ‘ana'dan.
Kendi kendime sorarak:
"Acaba nerede yanılacak?"
Yanıldığını görmedim hiç;
O hep haklı çıktı.
Biliyor musunuz, o hayatında hiç ruj sürmedi…
‘Kocakarı' dediler, güldü kahkahayla,
Henüz gençken.
Kararlarını kendi verdi hep…
Sonucuna katlanıp,
Tek başına!
Kaçmadı, sığınmadı, korkmadı…
Yalnız bir tek şeyden korktu, bir tek şeyden:
Haram yemekten…
Dedi, yaptığım işi beğenmezsen,
Yerin dibine girerim utancımdan.
Düşündüm de; kim bilir, yazmayı bilseydi,
Gizli örgüt kurmaktan
Bugün alınır mıydı, o da içeri?