Çalışma yasaları hakkında yeni hükümetten ne bekliyoruz
61. Cumhuriyet Hükümeti kuruldu. Vatana millete hayırlı olsun (!)
Hükümetler, genelde, seçim sonrası gensoru sonucu veya ara değişimler sonrası kurulur. Yeni hükümeti ara seçimler sonrası kurulmuş olarak kabul edebiliriz.
Hükümet üyelerinin değişikliğini iki ana nedene bağlayabiliriz.
1. Seçim sonrası iktidar partisinin düşmesinden sorumlu bölge milletvekillerinin ve bakanların yetkilerini kısmak (!)
2. Yeniden motive olabilmek için seçmene moral mesajı vermek.
Ancak bu nedenler vizyon için düşünülmüş gerekçelerdir. Asıl neden; hükümetin değil siyasi kimliklerinin gereğini ortaya çıkararak, koymuş oldukları hedef için açılan yolları akıllıca kullanmaktır.
* * *
Bundan 4 yıl önceyi hatırlayın. Şu an hükümetin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Ömer Dinçer'in akademik ünvanı, "kopya tez" nedeniyle iptal edilmişti. Üstelik yeni bakan, daha önceleri Türkiye'nin islami sisteme geçmesini önermiş, laikliği başka türlü tanımlamıştı.
Diğer bakanlardan Arınç, kendisine sabetaylık iddiaları konusu hatırlatılınca "Ben sabetay değilim" demişti. Fakat TSK'ya sataşmaktan kendini alamamış, "Bunlarla savaşa girsek kaybederdik" diye konuşmuştu...
* * *
Daha fazla geçmişi kurcalamadan, biz bu iki değerli kabine üyelesine yeni görevlerinde ve hamlelerinde hayırlı, uğurlu başarılar diliyoruz...
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı reform sürecinde hassas dengeler üzerinde manevra gerektiriyor. Aslında, zamansız ve şanssız bir dönemde bakan olan Ömer Dinçer örgüt geliştirme ve organizasyon ilkeleri konusunda akademik birikmilerinin yanında, Tayyip Bey'in danışmanlığını yapmış kişi olarak engin deneyimlere de sahip, değerli bir insan.
Biz meslektaşımızdan, çalışma ve iş hayatına dair yeni çıkacak yasalar hakkında, bir kaç kelamla beklentilerimizi özetlemek istiyoruz.
* * *
Şöyle ki; 12 Eylül öncesi 274 ve 274 sayılı yasalarla yürütülmüş olan işçi-iş veren ilişkilerinde; toplu iş sözleşmesi, sendikal haklar, grev, lokavt... konuları daha sonraları 2821 ve 2822 sayılı yasalarla farklı boyutlarda değişikliklere uğratılmıştır.
En azından sektör oranı (%10) iş kolu düzeyi, noter kanalıyla üye olma... gibi işçinin tabanını zayıflatan, mesleki dayanışma gücünü kıran maddeler günümüz şartlarına uydurulabilirse, reform kelimesinin sözlüj anlamına yakışır bir atılmış olur. Kaldı ki; 1 Mayıs'ın yasallaştığı güne raslayan hükümet değişikliği için şik bir adım olur diye düşünüyoruz...
* * *
Konuya evrensel olarak baktığımızda Çalışma Ekonomisi, İşçi-İşveren ilişkileri, Meslek Kuruluşları, Uluslararası İşçi Örgütü (ILO) emeğin işlendiği ana başlıklardır.
ILO dünya standartlarını belirleyen ve benimseyen uluslar arası kurulul olarak AB standartlarının kaynağıdır. Hükümetimiz AB'yi en büyük hedef görüyorsa - ki Başbakan sürekli zikretmektedir - bu önemli noktayı iyi işlemek zorundadır.
* * *
Konuya dinsel açıdan baktığımızda ise, İslam dini emeğe değer verir. Yaradanın "Bütün günhaları affederim ama bana emek inkârı ile gelmeyin" şartını bütün İslam Alemi bilir. Zaten İslam dini evrensel (Cihan Şumul) bir dindir.
* * *
Hem evrensel, hem küresel hem de dinsel nereden bakılırsa bakılsın "Emek en yüce değerdir." Komşusu açken tok yatan bizden değildir hadisini Ömer Dinçer çok iyi hatırlayacaklardır.
İşte özü bilime dayalı dini vecibeyi uygulama zaman. İşte meydan, işte fırsat.
Yeni iş yasasının maddeleri hangi ana temelle oturtulacak. Hayırlı, uğurlu, yararlı ve kalıcı gelişmeler bekliyoruz...