Ermeni katliamına dair bir soykırım müzesi kurulmalı
Anadolu Halkları, Anadolu Medeniyetleri, Anadolu Eserleri, Anadolu Yarımadası Tarihi... gibi deyimler; geçmiş zaman içinde etkileşim ve iletişimle ortaya çıkan ve de çok şeyler ifade eden sözcükler dizisidir. Bu güzellikleri anlatırken; hoş olmayan değimleri de ister istemez anımsıyoruz:
Timurlenk'in Ankara Savaşı (1402) katliamı, Celali İsyanları, taht kavgaları, Rumların yaptığı katliamlar, Ermeni soykırımı, Osmanlı Başkenti'nin İngilizler tarafından işgali (1918)...
* * *
Bu sevimsiz ve hiç bir dine, inanca, ideolojiye sığmayan sözcükler; ne acıdır ki, insanoğlunun kendi eliyle oluşturduğu olaylar sonrası ortaya çıkmıştır.
* * *
Demokrasi, barış, insan sevgisi, toplum bilinci, hoşgörü... sözcüklerinin benimsenmesi ve oturması sağlanabilseydi, savaştan pek söz etmeyecektik. Yüzyıllardır insanoğlu, hep toprak ganimeti savaşlar yoluyla elde etmeye çalışmıştır.
İnsanoğlu, ilkel düşünce ve davranışlarını kendi egosuyla vazgeçilemez boyutlara sürüklerken, barış demokrasi, insan hakları kenara itilmiş, böylece yukarıda belirttiğimiz sevimsiz sözcüklerin hatırlattığı olguların temeli atılmıştır.
* * *
Osmanlı yasaları gereği, suç işleyen her etnik grup cezalandırılırken, en büyük acıyı Türkmenler yaşamıştır. Osmanlı askerlerinin temelini oluşturan Türkmen Bektaşilerin babaları idam edilirken evlatları devşirilmiş, acemi oğlanlar ocağında yetiştirilip cepheye sürülmüşlerdir. Safeviler, Akkoyunlular ve Selçuklu Beylikleri Osmanlıların idaresine girmişlerdir. Ama Türkmen soykırımı, Selçuklu soykırımı... diye bir deyim yoktur. Kaldı ki savaşta ölen ve öldürülen taraf değil, kazanan veya kaybeden tanımları vardır.
* * *
Söz "Ermeni Soykırımı" konusuna gelince; yıllardır iç içe yaşayan aynı yörenin insanları, dostluğu, komşuluğu, yardımlaşmayı, alışverişi örnek bir şekilde sergiledikleri halde, istismarcı siyasete alet olmaktan kurtulamamışlardır...
1915 olayları öncesi, Osmanlı'ya baş kaldırıp, komitacıların vurmaları, yakmalarına karşın, devletin yasaları uygulanmıştır. Padişahın fermanı kanun niteliğinde ise; uygulayıcının vebali Türk insanına nasıl mal edilebilir? Kaldı ki, Cumhuriyet Sistemi, tek ağızdan çıkan yasalarla yönetilmez. Yani günümüz Türklerine geçmiş yönetim hataları fatura edilemez.
* * *
Fransa Osmanlı'nın en fazla kaymağını yemiş bir nankör ülke olarak, iki yıl önce Ermeni Soykırımı'nı yasallaştırmıştır. Ancak yakın tarihin soykırımlarından en büyüğünü kendisi yapmıştır. Evet, Cezayir ulusunun bağımsızlık hakkını Berberiler kükreyerek istedikleri zaman (1956), Fransa Cumhuriyeti - kaldı ki, özgürlüğün, cumhuriyetin, demokrasinin öncüsü idiler- yüzlerce Berberi kökenli Cezayirli'yi katletmiştir.
* * *
1974 Kıbrıs Harekatı öncesi, Türk Soykırımı girişimi, Yunanlılar'ın Enosis rüyasının bir bölümüdür. Yine ABD'nin Irak'taki işgalinde, Kerkük ve Musul Türkmenleri'ne yapılanlar soykırımdan da öte; mülkiyet haklarına tecavüzdür. Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'ı cebren ve hile ile işgali, yok etme metodunun ta kendisidir. İngilizler'in Kızılderilileri katletmeleri, İsrail'in Filistin'de yaptıkları... hiç gündeme gelmezken; temcit pilavi gibi Fransa, ABD, İsrail, Yunanistan gibi devletler Ermenilerin geçmişteki, suç karşılığı cezasını, SOYKIRIM UYDURMACASI ile siyasi ranta dönüştürülmektedirler...
* * *
Ermeni vatandaşlarımızın dedeleri, Türklere duvar örmeyi, ağaç ve demir işçiliğini, kalaycılığı... öğretirken; yıllar sonra bu güzel ilişkilerin bir senteze dönüşeceğini belki de hiç düşünmemişlerdir. Bu satırların yazarının dedesi, Gemerekli bir Ermeni ustadan demirciliği öğrenmiştir. Şu hatırlatmayı da yapalım. Türklerin birim sazı bağlamayı, oyma ve yaprak saz şeklinde yapan ünlü Ermeni ustalar vardır (Agop Usta, Artin Usta).
Halklar arasında sorun yokken çirkin siyasetçiler bu etnik konuyu hassas hale getirmişler ama geçmiş dostluğu yok edememişlerdir.
* * *
Sonuç olarak, bir önerimiz var. Haddim olmayarak bir soykırım müzesi kurulmalıdır diyorum.
Cezayir'de buna benzer bir müze var. Fransızlar'ın zulmünü, soykırımını nokta nokta anlatadan bu panaromik müzeyi 2001'de ziyaret etmiştik. yakın tarihin en güzel belgeseli olarak her şeyi tüm canlılığıyla anlatıyor. Biz Türkiye olarak, dost Fransa'nın (!) 1915'li yıllarda yayınladığı bize yapılan acımasızca katliam ve cinayetleri ispatlayan yazı, gazete ve diğer dokümanları ve de canlı şahitleri, belgesel olarak kullanıp sembolik bir tanıtım köşesi hazırlayabiliriz.
* * *
Kültür, Turizm ve tanıtma olarak, hükümet adına, tüm yetkilileri saygılarımızla göreve çağırıyoruz...