Yarım kalan efsane Köy Enstitüleri
Eğitim en büyük yatırımdır... Kişinin toplum içinde, birey olma özelliğini kazanması, temel edinimler, gereksinimler, öğretiler... Doğumdan ölüme kadar iç içe olduğumuz kavramlardır...
* * *
Bir toplumun kalkınması eğitimle başlar. Bizim toplumumuzun çoğunluğu 1940'lı yıllarda kırsal kesimlerde yaşıyorlardı. Dolayısıyla kalkınma köyden başlamalıydı. Köylümüz, kırsal kesim insanları, sosyal ve ekonomik kalkınmada önemli bir yer tutmaktaydı.
Mustafa Kemal'in "Köylü milletin efendisidir" deyimine istinaden köylümüz; çağdaş ivmeyi; bilgi-beceri donanımı ile kazanabilecekti.
Yani, okul üstü bir eğitimden geçirilecek olan gençler, "Ülkemizin dört bir yanını aydınlatan ışık olarak" yetiştirilecek, böylece TOPYEKUN KALKINMA'nın temeli sağlama alınacaktı.
İşte parlayan yıldızlar ordusunun oluşumu böyle başladı
* * *
Henüz mezunlarını bile vermeden, kamuoyunda birden bire dikkatleri çektiler.
Toplam 22 köy enstitüsü kurulmuştu. Çoğunun inşaatını, yolunu ve alt yapısını bizzat öğrenciler yapmışlardı. Türkiye'nin moral ve ümit kaynağı olmuşlardı. Dünyanın ilgi odağı durumundaydılar. Ünlü Bonn Eğitim Fakültesi, hala Köy Enstitülerinin olağanüstü ilgi kaynağı olmasının nedenlerini araştırmaktadırlar.
* * *
Bir ülkenin kalkınması uğruna; eğitim seferberliğinde sorumluluk alan, efsane dönemin eğitimcileri özellikle köy çocuklarından seçilmişlerdi.
Çevrenizde mutlaka bir Köy Enstitülü'ye rastlayabilirsiniz. Tanışın, konuşun ve değerlendirin. Mutlaka farklı birer insan oldukları kanısına varırsınız.
Yurt sevgisi, üretkenlik, örnek olma, ilklerin sahibi, cumhuriyeti sahiplenme... gibi nitelikli özelliklere sahiptirler...
Her ne kadar, Köy Enstitülü öğretmenlere "Manevi duyguları eksikti" yakıştırılması yapılmış olsa da; yakıştıranları laiklik ilkesinden yoksun biçareler olarak değerlendirebiliriz.
Ya da egemen güçlerininn "haksız çıkarlarının tehlikeye düşmesi" karşısında karalamalarıdır.
kaldı k; 10 dönem mezun veren efsane eğitimin öğrencileri; 5 yılda yetiştirilerek temek eğitimlerinin yanı sıra; Halk Oyunları, Halk Türküleri, Halk Gelenekleri, El Sanatları, Sağlık Bilgileri gibi MORAL DEĞERLER'le donatılmış öğretmenler olarak Karanlıkların Aydınlıkçıları olmuşlardır.
* * *
Köy Enstitüleri 1954 yılında son mezunlarını vermişlerdi. Eğitim, öğretim ve toplum sistemlerinin uzmanları şu ortak noktada buluşmaktadırlar;
Eğer Köy Enstitüleri, bir 10 yıl daha eğitim verebilseydi; aydınlanma süreci hızlanacak, çağdaşlaşma yolunda sağlam adımlar atarak, Avrupa'nın ileri gelen ülkeleri arasında olacaktı. Ne acıdır ki; Köy Enstitüleri yerine; klasik öğretmenler yetiştiren Öğretmen Okulları kuruldu.
Öylesine ilginçtir ki; 1970'li yıllarda o dönemin hükümetleri, eğitimi siyasete alet ederek; acımasızca 20'şer bin öğrenciyi eğitim enstitülerine yerleştirmişlerdir. Üstelik "hızlandırılmış eğitim" adı altında 1,5 ay gibi (aslında 3 yıllık eğitim dönemi) bir sürede mezun vererek, "eğitimi ciddiye amama" ihanetini göstermişlerdir. (2)
***
Günümüz eğitim dünyasının müfettişleri, öğretmenleri, müdürleri, İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürleri... 70'li yılların öğrencileriydiler. Onları sevgi ve saygı ile selamlıyoruz. Ancak; devlet okullarımız; eğitim müfredatı gereği olan bilgilerin yüzde 25'ini bile zor verebilmektedirler. Ayrıca özel eğitim okulları ve dershanelerin yolundan geçmeden yüksek öğretim imkanlarına ulaşamadığınızı düşünürseniz;
YARIM KALAN EFSANE diye adlandırdığımız KÖY ENSTİTÜLERİ'nin özverili ve güzellikli niteliklerinin zorla elinden alındığını; dolayısıyla Türkiye'nin kaybettiğini inkar edemezsiniz.
----------
(1) 1949 yılında üniversiteden zorla uzaklaştırılan sosyolog, Prof. Dr. Pertev Naili Boratav, Paris'teki ziyaretimizde (1997'de) anlattı.
(2) 1977 ve 79'da kurulan diğeşik partilerin koalisyon hükümetleri.