6. Filo'dan Obama'ya
Yıl 1968, bizim kuşağın ortaokul çağları. Amerika'nın ünlü askeri gücü ve "Seyyar ordu takımı" (!) 6. Filo İstanbul'a gelmişti.
Dönemin öğrenci kuruluşları, öğretmen sendikası (TÖS), işçi sendikaları (DİSK, Türk-İş) ve belli sivil toplum kuruluşları protesto için ortaya çıkmışlardır. Ülke yalnız ve sahipsiz olamazdı. Topkapı'dan Dolmabahçe'ye kadar oluşturulan konvoy, bir tepkinin, bir mfkenin, bir ayıplamanın göstergesiydi.
Elçilik, konsolosluk, bakanlık ve başbakanlık düzeyinde görüşmeler dururken, niçin 6. Filo ziyarete geliyordu? Üstelik ne bir savaş ne de Amerika'nın çıkarını zedeleyen durum vardı.
Türk insanı, limanlarında yabancı askeri gücün, barış döneminde demirlemesini sindirememiş, onurun kırılmasına izin vermiyordu.
Filoya ait gemideki toplar sanki sahili vuracakmış gibi bir namlunun soğuk izlenimlerini yansıtırken; elinde sopası bile olmayan "Etten duvar" gibi bir engele takılıvermişti.
Amerikan askerleri karaya çıkınca aynı anda denize atılıyor; kavgalar itişmeler, defol git sesleri arasında meydan savaşı verildi...
Filo gitmek zorunda kalınca dönemin hükümet erkanı (!) "Dost Amerika'ya yapılanlar ihanettir" yakıştırması ile "Sizler Moskova'ya" tavsiyesinde bulundular...
Bu ülkenin insanları anında vatan haini olunca, 12 Mart'a uzanan süreç, yurtsever ve demokrat kesimi sindirince, meydan boş kaldı. Hatta dönemin başbakanı "Protestocular sindirildi, Amerikan filosu gelebilir" haberi yayımlanınca, suçlular ve güçlülerin ülkemizin kaderini nereye götürdüklerini hep birlikte içimizde değerlendirelim ve bugünkü tarihi ziyareti özetkeyelim.
* * *
1968 döneminde;
- PKK henüz oluşmamıştı.
- Ermenilerin katliamları başlamamıştı.
- Kıbrıs'ta Türkler 2. sınıf vatandaştı.
- Kuzey Irak diye bir deyim hiç bir yerde telaffuz edilmiyordu.
- Komşumuz İran Şahlık dönemini yaşıyordu.
- Avrupa Birliği dilekçeler, yazışmalar ve istişareler aşamasında, Ortak Pazar adı ile anılıyordu.
* * *
Günümüzde, yani ABD Başkanı'nın ziyaret döneminde Türkiye Cumhuriyeti konjonktür ve küresellik süreçlerinin tamamlayan eksiği noktasında bırakıldı. Bu satırlar yazılırken Başkan Obama ülkesine dönmek üzere havaalanına gidiyordu. Yine yol işkencesi, yine milli gelire yansıyan iş gücü kayıpları, yine tepkiler... Elbette ki gözden kaçamazdı. Ancak gözden kaçırılmak istenen çok hassas ve önemli noktaları görmezlikten gelemeyiz.
* * *
Başkan'ın görüşmeleri ve konuşmaları hem dağ doğurdu, hem mini dinamitler oluşturdu. Şöyle ki;
1. Türk Dünyasının en hassas yaralarından, Karabağ için Azerbeycan halkını umutlandıracağız derken küstürme noktasına getirdik. Hariciye teşkilatından gelmeyen Dışişleri Bakanımız Ermenistan Dışişleri bakanı ile görüşytü.... Kıbrıs'ta verilen tavizlere benzer tavizler verildi mi?
2. Kuzey Irak'taki ABD güçlerini çekeceğiz dediler... Bugün "çekerken sıkıntılar olur" bahanesini öne sürdüler. Yani "benim dışım siyah ama içim beyaz" diyerek politikalarını değişrmeyeceğini doğruladılar.
3. Kerkük ve Musul, Dağlık Karabağ gibi kapanın elinde mi kalacak?
4. Terör konusunda PKK ile genel bir yaklaşımın ardından El Kaide'yi gündeme getirmeden edemedi. Türkiye'ye verdiği ve vereceği tahribatı değil, Ortadoğu'ya vereceği zararı dile getirdi.
5. TBMM'de konuştu ve parti liderleriyle görüştü. DTP Lideri ile de 5 dakika gizli konuşurken, Türkiye'de "Kürtlere özerklik" konusun zemini sağlama alındı mı?
6. İstanbul2da dini liderlerle müşterek görüşürken, İstanbul Patriği ile niçin kapalı kapılar arkasını tercih etti.
7. Tarih ve sanat kokan (!) Tophane'de öğrencilerle soru-cevap oturumu yaparken, 28 kişiden oluşan öğrenci grubunun nasıl seçildiği, hangi okullardan geldiğini, ABD sempatizanı mı, T.C. sempatizanı mı... gibi özellikleri göze alındı mı?
8. Bizim milli brujuva, acaba yeni bezirganlık dönemi için adaylarını belirleyecek mi?
9. Görüşmelerin AB toplantısı, NATO ve Medeniyetler İttifakı toplantısı karambolünde gerçekleşmesi bir raslantı mı?
10. 1982'de dönemin ABD başkanı Yunanistan'ın tekrar NATO'ya dönmesini veto etmeyince en büyük kozumuzu bedavaya kaptırmıştık. AB toplantısında Danimarka Başbakanına NATO Genel Sekreterliği verilirken tarih tekerrür etti mi? Eğer tekerrür etti ise ülkemiz bu kadar onursuz mu? Niçin hep ezilen, kaybeden, horlanan oluyoruz. Bizler bu uygulamalara mahkum olamayız.
* * *
Bu karmaşık son 5 günde Türkiye üzerine oynanan oyunların; öne çıkan uçlarını işaret etmeye çalıştık. Maalesef bu kadro ile AB Ligi'nde ve Dünya Süper Ligi'nde averaj takımı olmaya doğru hızla gidiyoruz. Başkan ve teknik direktör hızla istifaya çağırılmalı. Yeni başkan, yeni teknik direktör, yeniden bir takım oluşturmalı. Hemen şimdi.