MECLİSTE MUHALEFET VAR!
Yerel seçimin sona ermesiyle yeni seçilen belediye başkanları mazbatalarını aldı, şimdi hepsi görevlerine ısınmaya çalışıyor. Belediye başkanı olup da tekrar seçilenler ise makamlarına antremanlı olarak başladı.
Adaylar, seçim öncesi mitinglerde, kahve ve aile toplantılarında yapacakları icraatları tek tek sıralamışlardı. Şimdi bu icraatları hayata geçirmeleri gerekiyor. Öte yandan artık Belediye Meclisi'nde muhalefet grubunun olduğunu bilmeleri lazım. Olumsuz yapılacak işlere red oyu kullanacakları gibi bir sürü itirazda da bulunacakları bir gerçek. Muhalefet her konuda iktidarı izleyecek, bu da kaçınılmaz.
Kısacası belediye meclis toplantılarının da bundan sonra renkli geçeceği bir gerçek. Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Zeki Toçoğlu'nu yoğun işler bekliyor. Daha önceden başlanmış işlerin bitirilmesi gerekiyor. Seçim öncesi yaptığı konuşmalarda yeni projelerini tek tek anlatmıştı. Bunları da en kısa zamanda hayata geçirmesi gerekiyor.
Merkez Belediye Başkanı Süleyman Dişli ise görevine kaldığı yerden devam edecek. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi mevcut kadrolarda umarım bir iki değişiklik yaparsa daha uyumlu bir çalışma içinde olacak, bunu da belirtmek isterim. Sonuçta yeni seçilen tüm belediye başkanlarına görevlerinde başarılar diliyorum.
GÜVENLİK SORUNU BİTMEZ…Daha önceleri Amerikan filmlerinde gördüğümüz özel güvenlik elemanları zaman içersinde ülkemizde de ortaya çıktı. Bu işin mucidi olan emekli emniyet müdürlerinden Salih GÜNGÖR'ün hazırladığı taslak, çok kısa bir zamanda TBMM'de kabul görüp hayata geçirilmişti.
Mantar biter gibi güvenlik okulları açıldı. Bir anda aşırı derecede müracaat oldu. Silahlı ve silahsız olarak iki çeşit eğitim alan elemanlar ordusu oluştu. Tabii ki tüm güvenlik okullarını aynı kefeye koymak mümkün değil; buralardan yetişen elemanları da aynı tutmak doğru olmaz.
Görevim icabı Türkiye'nin her yerine gidip geliyorum. Sakarya'da karşılaştığım olumsuzlukları inanın hiçbir yerde görmedim. Benim güzel şehrimin havasından mı, suyundan mıdır bilemiyorum, bizim burada görevli bazı güvenlik elemanları kendilerini o kadar yetkili kılıyorlar ki insanları akıllara zarar verecek kadar şaşırtıyorlar. Bir doktorun emriyle bebeği ve babasını kolundan tutup "Bu doktor hastalıktan anlamıyor" deyip hastanenin kapının önüne atabiliyor.
Bir olay esnasında kendisini polisin üzerinde görüp "Âmircilik" oynayanları da görüyoruz.
Geçen gün gazeteci arkadaşım Hüseyin Cumalı özel hastanede yatan bir arkadaşını ziyaret etmek için gider. Cumalı elindeki kamerayla içeri girdiğinde bir anda karşısına bir kadın koruma dikilir; "Bununla buraya giremezsin" diye değişik bir üslûpla müdahale eder... Cumalı kardeşim efendiliğini bozmadan oradan ayrılır.
Ben diyorum ki bu tür güvenlik görevlileri tekrar eğitimden geçirilsin. Yalnız özel güvenlik okullarında değil, emniyet birimlerinin kontrolünde gerçekleştirilecek bir eğitim seminerinde sınava tabi tutulsunlar; bunun uygun olacağına inanıyorum.
BİR FIKRA/ TEMELTemel ile Dursun Amerika'da itfaiye teşkilatına girerler, yangın ihbarı alınır. Çok katlı bir binanın kreş katında yangın çıkmıştır. İtfaiyeci merdiveni çalışmaz. Temel yukarı çıkar. Dursun aşağıda kalır. Temel aşağıda bekleyen Dursun'un kucağına çocukları atmaya başlar. Temel atar, Dursun tutar, kaldırıma koyar. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken beşinci zenci çocuktur... Temel bırakır, Dursun yakalamak için kollarını açmaz. Çocuk paaat yerde. Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar Dursun yine tutmaz. Çocuk paaat gene yerde… Dursun yukarı bağırır: "Temel yanmışları atarak vakit kaybetme!"