Bir Yahudi'den Siyonizmin Tarifi
"Gençliğimde, Amerikalılar domino teorisi ile korkutuluyorlardı. Vietnam ve Kamboçya'ya komünistler hakim olduktan sonra Kaliforniya'ya dek geleceklerdi; inanmayan beklesin de görsündü. Hiçbir şey olmadı. Komünizm korkusu trilyonlarca Dolar milli servet tüketti ve belki ilginç bir sosyal denemeyi yerle bir etti.
Galip fare yenilmiş aslan için hükmünü verdi; Polonya ve Baltık ülkelerinin inisiyatifiyle Avrupa Parlamenter Asamblesi Konseyi komünizmin terör ve suçlarını mahkum etti.
Şimdi aynı mekanizma İslam için kuruluyor. İslam kışkırtıldı ve tepkisi azgelişmişliğine delil olarak sunuldu. Büyük korku makinesi Ortadoğu'da da, küçük Yahudi çıkarlarının kıyısında da durmayacaktır, daha başka amacı var: Bir tank ceviz kıracağı olarak da kullanılabilir, ama başka amaçla yapılmıştır. Birleşik ve mükemmel Yahudi medya makinesinin Soykırım masallarıyla uğraşmaktan öte işleri vardır. Onun asıl işi bizi "Yeni Dünya"ya taşımaktır; yeni ruhsuz bir totaliterliğe. Bu uğurda küçük adımlar büyük amaca giden yolda aşamalardır."
İsrael Şamir, bu satırların yazarı, Siyonist olmayan Yahudilerden biri ve en önemlisi?
Kendisini, 10 dilden kendi adıyla yayın yapan internet sitesinden takip etmenizi öneririm.
Örnek olması bakımından Kız ve Canavar başlıklı şu yazısını paylaşalım;
"Korkunç bir ejderha şehre saldırır, onun cesur askerlerini öldürür ve sakinlerini yutmak için yaklaşır.
Son anda genç bir kız canavarın karşısına çıkar.
Onun hali, masumiyeti, kırılganlığı, adanmışlığı, doğruya olan imanı ejderhayı durdurur. Canavar, kızın kemerini onun boynuna geçirmesine ses çıkarmaz ve sakince uzaklaşır.
Bu Azize Genevieve'in ve diğer güzel ve erdemli ermişlerin hikayesidir; insanlık geleneğinin bir parçası ve birçok güzel fresk ve resmin temasıdır.
Cesur ve asil kızlar hala bizimle?
Onlar Vietnam'a asker taşıyan ABD asker trenlerini durdurdular, 1968'de Prag'da ve 1991'de Moskova'da Rus tanklarını durdurdular.
Fransız, Rus, Amerikalı ve Alman tank ve tren sürücüleri bilir, bir canavar bile bir genç kız yavaşça yoluna çıktığı zaman durur.
Bu hepimizin tabi olduğu bir tabiat kanunudur.
Rachel Corrie başka bir masalın canavarı tarafından öldürüldü.
Bu genç Amerikalı kız, zarif ve savunmasız vücuduyla bir Siyonist buldozerinin Filistinli evlerini yıkmasını engellemeye çalışıyordu.
Bilemezdi ki, sürücüsü onu görecek ama 10 tonluk çelik makinesini onun üstüne sürecek, ileri ve geri.
Onu hiçbir şey Siyonist laboratuarlarında doğan bir canavarla karşılaşmaya hazırlamamıştı, tamamen "yaratık" ve insanlara düşman bir canavarla?
Ailesine yazıyordu: "... okumak, konferanslara gitmek, belgesel izlemek ya da anlatılanları dinlemek beni buradaki gerçekliğe hazırlamamış." ...
Filistinli çocukların ölü bedenlerini Yahudi keskin nişancılarının mermileriyle parçalanmış kafalarını görüyor, ama "İsrail ordusu silahsız bir ABD vatandaşını vursa ne güçlüklerle karşılaşacağının" hayallerini görüyordu.
Yanıldı. Ülkesinin başkanı ABD ordusunu Irak'ı yıkmak ve Rachel'ın katillerini Ortadoğu'nun tartışılmaz üstün gücü haline getirmek için göndermek üzere idi.
Eğer Bush Amerika'nın çıkarlarını güdüyorsa, Rachel'ın katilinin iadesini isterdi.
Ama bu sürücü istisna değil. Sarı iş makinelerinin kurşun geçirmez camlı kabinlerindeki kişiler Siyonizmin son ürünleri.
Siyonist hareketin başlangıcında onun öjenik amaçları bir şiirde ifade edilmişti; "Kandan ve terden yepyeni ve acımasız bir ırk yaratacağız"? böyle şarkılar söylüyordu Siyonistler.
Rachel Corrie'nin öldürülmesiyle bu deneyin sonuç verdiği anlaşılıyor. "Acımasız ırk" artık bir hayal değil, o yeni jeopolitik gerçek.
Birkaç ay önce, bir Yahudi buldozer sürücüsü Cenin kampını yıkarkenki tecrübelerini dünya ile paylaşmıştı;
"Kimseye acımam yok. D-9'umla herkesi dünyadan silerim ve çok yer yıktım. Her şeyi yok etmek istiyorum. Subaylara telsizle rica ettim, izin versinler her şeyi tepeden tırnağa yıkayım. Dümdüz edeyim. Bir evi yıkmam söylendiğinde, bu fırsatla birkaç ev daha yıkıyorum. Üç gün sadece yıktım ve yıktım. Her tarafı. Diğer evleri de yıkmak istedim. Mümkün olduğunca çoğunu? D-9'umun kepçesi altında ölenleri kendi gözlerimle görmedim. Ama eğer varsa hiç aldırmıyorum. Bir evi yıktığınızda 40-50 kişiyi gömersiniz. Birşeye üzüleceksem bütün kampı yıkmadığıma üzülürüm. Cenin'de çok zevk aldım, çok. Yaptıklarıma da kimse karşı çıkmadı. Kim karışabilir? Ağzını açacak olursa onu D-9'umla gömerim."
Rachel'ın korkunç ölümü ABD'nin gözlerini gerçek tehlikeye, Ortadoğu'daki gerçeklere açmalıdır.
Onun katillerinin sadece buldozerleri değil nükleer silahları var.
Eğer Bush Ortadoğu'ya müdahale ve kitle imha silahlarını yok etmeye o kadar meraklıysa, askerleri buraya çıksın, Refah kıyılarına; burada dünya barışına gerçek bir tehdit var ve kitle imha silahlarını hemen el koyup yok etsin."