Pazartesi çorbası...
DEVLET Denetleme Kurulu telefonların keyfi dinlendiğini saptadı ve hazırladığı raporu da ilgililere verdi. Raporda özetle şöyle deniyor:
-Telefonların keyfen dinlenmelerini önleyecek hiçbir önlem alınmamış...
Buyrun cenaze namazına!
Bireyin haberleşme -iletişim- özgürlüğünü ortadan kaldıran ve onun özel hayatına balıklama dalan uygulamaları ortadan kaldırmayan bir siyasal iradeden kim, nasıl demokratik diye bahsedebilir!
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı demek ki Abdülhamit jurnalciliğini üstlenmekle görevlendirilmiş bir birim; yaptığı iş, Abdülhamit jurnalcilerinin yaptığından farklı değil...
Daha geniş demokrasi diyerek anayasal dayatmalar yapan siyasal anlayış, gerçek amacını halkın dikkatlerinden kaçırdığını sanıyorsa yanılıyor...
Onun bu niyetini birileri işte böyle ortaya döküyor!
* * *
İSTANBUL'un trafik yükünü hafifletmek için üçüncü köprüyü şart görenler, şimdiden isim aramaya başlamış. Anketler düzenleniyor, internet siteleri isim öneriyor...
Yapılacak köprüye Recep Tayyip Erdoğan adını teklif edenler bile var...
İkinci köprünün adı neydi:
-Fatih Sultan Mehmet...
"Buna da Recep Tayyip adı pek yakışır" diyor fanatik zibidiler...
Bir iktidarla ve onun lideriyle etrafındaki yalakalar ancak bu kadar dalga geçebilir...
Erdoğan'ın, adının köprüye verilmesine karşı çıkacağını umut ediyoruz.
* * *
TOKİ'ye 39 fidanlığı veren ve buraların imara açılmasına olanak tanıyan Osman Pepe, artık önemli bir iş adamı...
Galiba siyaseti de ikinci plana attı, belki de tamamen dışladı...
Fidanlık dediklerine bakmayın, verilenler binlerce ağaçtan oluşan kocaman ormanlık alanlar...
TOKİ buralara inşaat yapacak, pardon yaptıracak; çoğunun taşeronu da şimdiden belli, Pepe'nin çocukları tarafından yönetilen şirketler...
Ulusal gazeteler olayı ayrıntılarıyla yazdı...Yarın inkâr eden çıkar diye tekzip edilmemiş haberleri içeren gazetelerin hepsini arşivledim...
Hani AKP iktidarı yolsuzlukların, usulsüzlüklerin, haksızlıkların üzerine gidecekti, ne oldu?
Pepe olayı da öteki bazı olaylar gibi gazete sütunlarında kalabilir...
Sonucu bekleyelim, görelim!
* * *
GELELİM CHP lideri Deniz Baykal hakkında, şerefsiz mihrakların kurduğu tezgâha...
Şurası gerçek ki bu mihraklar dış güçler...
Onların maşası da iktidara yaranmak isteyen, ya da iktidarın içinden neşet eden yerli şerefsizler...
Bilişim teknolojisinin ilerlediği bir dönemde o teknolojinin böyle densiz ve şerefsiz kimselerin elinde silah haline geleceği zaten biliniyordu; işte o silahı bu kez de pırıl pırıl bir insan için kullanıverdiler...
Dikkatli olmak lâzım; bir gün gelir başka densiz ve şerefsiz mihraklar bunun benzerini AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan için de kullanabilir.
Bana göre bu fitne ve fesatın merkezi Amerika ve CİA...
............................................
Peki neden Amerika?
Çünkü Amerika Birleşik Devletleri CHP'nin seçimi kazanmasını ve iktidarın el değiştirmesini istemiyor. Eğer AKP iktidardan giderse bölgedeki Amerikan varlığına bakışlar değişebilir. Bu da Amerikan çıkarları açısından tehlikeli bir gelişme olabilir. Washingtn tarafından yapılan bütün önerilere destek veren AKP iktidarının iktidarda kalması bunun için ön koşul sayılıyor...
İyi de CHP'nin tırmanışı ve iktidara gelmesi nasıl engellenir...
İşte böyle, önce liderine tuzak kurarak...
Uyanık olmak gerekiyor, zira arkası da gelebilir...
Kim bilir şerefsizlerin listesinde daha başka ne tür tezgâhlar, tuzaklar, senaryolar var...
Baykal'ı ve şahsında partisini zedelemeyi uman şerefsizler, bu tür fitne ve fesat üreterek farkında olmadan AKP'yi de nakîsaya sürüklüyor...
* * *
DÜN bir haber okudum; Mustafa Sarıgül suikast iddialarını, dönüp dolaşıp üzerine yıkan CHP'lilere gönderme yapmış, diyor ki:
-Allah CHP'lilere akıl versin...
Amin...
Veriyor, mesela Sarıgül'e öteki CHP'lilerden önce akıl verdi ki Mustafa Bey de gitti yeni bir siyasal hareketin başına geçti...
Böylece akılsız (!) CHP'lilerin arasında işinin olmadığını gösterdi...
Bakalım, bu âkil adamın sarılık hastası gibi sapsarı renkli yeni siyasal hareketi, Şişli'den birkaç metre uzakta etkinliğini gösterecek mi!
Bir de derkenar sayılacak bir noktaya değineyim; Sarıgül hiç değilse, Baykal'ı hedef alacak bir suikast planı içinde yer almanın akılsızlık olduğunu idrak edecek kadar akıllıdır...