GÖÇLER SONUCUNDA SAKARYA?NIN ETNİK YAPISI
Bir il ya da yöreye ilişkin ne kadar çok araştırma yapsanız yapın, insanlar sizden yalnızca öğrenmek istediklerini veya aklındaki soru(lar) için yanıt bekliyorlar. Aslında sorularının yanıtı akıllarında var da, bunu da teyit etmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki hiçbir çalışmanın tek bir cümleyle veya sözcükle yanıtlanabilir bir sonucu bulunmamaktadır. 2008 yılında Kültürel Renkleriyle Sakarya adlı kitabımı yayınladığımda birçok kişi yalnızca ilgilendiği bölüme baktı ve okudu. Tıpkı yazı dizisi olarak yayınlandığında çoğu okuyucunun yalnızca kendini ilgilendiren tarihteki yazıyı takip ettiği gibi?
O yazı dizisi ve yayınlanan kitap beklediğimden daha çok ilgi gördü. Ne yazık ki 2.000 adet basılan kitap tükendi ama talepler bitmedi. Dilerim önümüzdeki günlerde kitabın genişletilmiş ikinci baskısı yayınlanır.
Sözü hazırladığım kitabın genişletilmiş haline getireceğim. Kitabın bu yeni halini paylaştığım dostlarımın en çok merak ettiği Sakarya?da en çok hangi etnik grubun yoğunluklu yaşadığı oldu. Bunu yine ilk olarak Bizim Sakarya Gazetesi okuyucusu paylaşmaya karar verdim.
Sakarya Yaşayan Etnik Grupları Anlatmak: Dış ve İç Göçler
Kültürel toplulukların araştırılmasında anlatım dili çok önemlidir. Toplumbilimlerinde asıl durum hakkında bilgi verebilecek ipuçları anlatım dilindedir. Neyin, nasıl söylendiği, neyin hiç söylenmediği, hangi sözcüklerin, hangi örneklerin seçildiği, ses tonu, duraklamalar, espriler, dil oyunları, alınganlıklar, ciddiye almalar ya da hiç işitmemeler birer ayrıntı gibi gözükebilir. Ancak birçok toplumsal gerçeklik ayrıntılarda gizlidir. Kültürün ipuçları o ayrıntıların sağladığı açılımlardan çıkarılabilir ya da kültürün kavramları dilde ifadesini bulur. Örneğin ?Sürgün?den söz edilmeden ?gurbet?i, ?yaban eller?i ifade etmeden ?sıla hasreti?ni ve ?vatan hasreti?ni, ?insanın memleketi doğduğu yer değil, doyduğu yerdir? cümlesini kullanmadan göçün bu topraklarda nasıl anlamlandırıldığını göremeyiz de, gösteremeyiz de. Ayrıca çok disiplinli bir çalışma alanı olan kültürel araştırmalarda, pek çok etmeni hesaba katmak, bir araya getirip çözümleyebilmek, çeşitli disiplinlerin sağlayacağı zengin bakış açılarını değerlendirmek gerekmektedir. Tek bir disiplinde kuramsal açıklık, güvenirlilik sağlamak için birkaç ana kavrama inmek marifet sayılabilir, ama kültür araştırmalarında ne kadar çok kavram irdelenirse, ne kadar çok ayrıntıya girilirse, ne kadar çok bakış açısından konulara bakılabilirse, olayların karmaşıklığı ne kadar derinlemesine algılanabilir ve sunulabilirse, o kadar başarılı bir çözümleme ortaya çıkabilir. Karmaşıklığı görmek ve göstermek, biraz da, kültürü kendi içinde bir bütünmüş gibi değil de, içinde bulunduğu toplumsal ve siyasal bağlamda ele almaktan geçmektedir.
Göç devinimlerini sınıflandırmada kullanılan ve belki de en önemli ölçütlerden birisi de, ?göç kararı?nın alınış süreci ile ilgilidir. Göç kararı, bu eylemi gerçekleştiren göç devinimine katılan insanlarca gönüllü olarak verilmişse; gerçekleşen göç hareketi ?gönüllü isteğe bağlı göç?tür. Nüfusun bir bölümü kendisine yönelik uygulanan baskı ve zulüm sonucu göç etmeye karar vermiş, göç; göç eden insan(lar)ın iradesi dışında bir başka irade tarafından dayatılmış ya da, içinde yaşanılan bölgenin doğal koşulları, toplumsal, ekonomik, kültürel ve psikolojik ortamı içinde yaşanılmaz duruma gelmişse, gerçekleşen göç devinimi ?zorunlu göç?tür.
Bu kapsamda Sakarya?ya göçle gelen toplulukların önemli bir bölümü olan; Abhazları, Çerkezleri, Gürcüleri, Lazları, Boşnakları, Arnavutları, Tatarları, Hemşinleri, Romanları, Arapları, Balkan ve Rumeli Türklerini ağırlıklı olarak dış ve zorunlu göçler sonucu yerleşen topluluklar olarak tanımlamak olanaklıdır. Ama Osmanlı coğrafyası içinde yaşayan bu toplulukların göçlerini yerleşim tarihleri açısından ele aldığımızda, kısmen içgöç kapsamına girdiğini de söylemek yanlış bir ifade olmayacaktır. Yine dikkat edilmesi bir nokta da, günümüz için bizim ülke sınırlarımız dışında kalan farklı yerleşim bölgelerinden gelen, bu toplulukların bir bölümünün kimi zaman ilk yerleşim yeri Sakarya olurken, kimi zamanda ilk yerleşimi farklı bir il olup, sonrasında Sakarya?ya yapılan göç sürecini içermesidir.
Asıl içgöç kapsamında Sakarya?ya yerleşenler ise; Karadenizliler, Kürtler, Yörükler ve Abdallar gibi kültürel topluluklardır. İçgöçlerin Sakarya?nın toplumsal yapısının biçimlenmesindeki etkisi göz önüne alınarak iç göç hareketleri, ?yerleşme amaçlı göçler? ve ?mevsimlik iş göçleri? olarak ele alınabilir. Mevsimlik iş gücü göçleri, Sakarya?da sıkça gözlemlenen bir olgudur. Fındık toplamak için gelenler; gurbetçi veya tarım işçisi olarak tanımlanan bu insanların/grupların yer değiştirme devinimi ritmik göçtür. Kısaca her yıl aynı dönemde tekrarlanmaktadır.
Kalıcı yerleşme eğilimi taşıyan iç göç devinimleri ise, sıkça rastlanan bir olgudur. Bu devinimlerin ardında yatan temel neden, insan-toprak dengesinin bozulması ekilebilir tarım alanlarının verimliliğini yitirmesi, nüfus artışı, işsizlik ve gelir olanaklarının giderek sınırlanmasıdır. Bu ve benzeri nedenlerle nüfus, tarımsal potansiyeli daha yüksek kırsal yerleşim alanlarına göç etmektedir. İç göç devinimlerinin yönü incelendiğinde, genel olarak ülkenin doğu yarısından batı yarısına doğru bir nüfus hareketliliği söz konusudur. Yine 1965-85 yılları arasını kapsayan dönemde de iç göç alan illerin tümü Ankara ili hariç sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş batı ve kıyı bölgeleridir. Buna karşın göç veren illerde, yine aynı biçimde Doğu ve Karadeniz Bölgeleri olmaktadır. 1985-90 dönemine geldiğinde Türkiye?nin Ankara hariç 19 ilinin iç göçlerin yönelim alanı olduğu, bu illerin sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş iller oldukları, batı ve kıyı bölgelerinde toplandıkları görülmektedir. Türkiye?de 1935 ile 1960 yılları arasında yer değiştiren nüfus içinde erkeklerin oranı %62?dir. Sakarya?ya yerleşen Karadenizlilerin göçlerinde de bu benzerlikler görülmektedir. Gerek kırsal alana, gerekse kentsel alana yapılan Karadeniz Bölgesi?nden yapılan göçlerde ilk gelenin erkek olduğu ve onu diğer aile fertleri takip etmektedir. Göç nedenleri arasında kan davası ve vurgunlardan dolayı da yaşadıkları yerleri bırakıp gelen bulunmaktadır.
Sakarya İli sınırları içine yoğun bir göç yaşanmış, bu göçün bir ucunda köy, topraksızlık, yetersiz kırsal üretim, kırsal yapı, göçe zorlanmak, göçe gücü yetmek veya yetememek, öbür ucunda kent, kentlileşme, gecekondulaşma, tarım dışı mesleklere yönelme, toplumsal değişim, sınıfsal değişim hepsi bir arada yer almaktadır. Sakarya?ya fındık toplamak için doğu ve güneydoğudan gelen tarım işçilerinin yaz dönemini ırgatlık yaparak geçirdikleri mevsimlik (emek) göçleri ardından kalıcı göçlere yönelmeler sonucu ?Van?, ?Hızırtepe? ve ?Maltepe? vb. mahalleler oluşmuştur. İlde sanayileşmeyle (Goodyear, Toyota, Otokar vb. gibi kuruluşlarla) birlikte başka bölge ve illerden beyin göçü denilen yüksek öğrenim görmüş insanların göçle yerleşmesi olgusuna da rastlanmaktadır. Bu tür göç edenler daha çok Kırkpınar, Sapanca ve Serdivan gibi yerleşim alanlarına yönelmişlerdir.