Sevgili okurlar,
O, uzun bekleyiş, yarın sabah saatlerinde, sandık başında bitiyor..
Öyleyse, haydin sandık başına!
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, "İstiklal Mücadelesi" yıllarından itibaren, demokrasinin vazgeçilmezi olan "seçimler ve sandık" konusunda," hep yapılması gerekeni yaparak" bugünlere geldi..
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, 19 Mayıs 1919 Tarihinde," Samsun'da o bağımsızlık meşalesini yaktıktan sonra, ilk iş olarak millete gitmeyi", ilke olarak benimsedi..
"Sivas, Erzurum, Amasya kongreleri" sonrası ise, Ankara'da, "Türkiye'nin geleceği için Meclisin toplanmasına" işaret edildi.

TÜRKLERİN MECLİSİ?
Bu karar üzerine, milletin temsilcilerinin Ankara'da toplanması sağlandı..
23 Nisan 1920 Tarihinde ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara'da resmen toplanmış ve İstiklal Mücadelesini yönetmiştir..
İşte, o günden bu yana "seçimler, sandık" ülkemizin ve insanımızın vazgeçilmezi olmuştur..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, "sosyal hukuk ve laik bir cumhuriyet olarak tanımlanmış ve 1946 Tarihinde ise çok partili hayata " geçilmiştir..


SEÇİMLER VE SANDIK?
Yapılan demokratik çalışmalar, darbeler ile diğer siyasi gelişmeler, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yolundan" alıkoyamamıştır..
"Seçimler ve sandık" halkın gündeminden hiç gitmemiştir..
Kaldı ki bu süreçte, "kadınlarımıza da seçme ve seçilme hakkının verilmesi", demokrasimizi, daha da güçlendirmiştir.

"3 Nisan 1930 Tarihinde kadınlarımız, ilk olarak belediye seçimlerinde oylarını kullandıkları gibi, aday olma haklarını" da elde ettiler..
Bugün için, "Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde olsa da,
seçimlere"
 gidiyor..

Elbette, "seçimlerin hür, şaibesiz, hilesiz" bir şekilde yapılması esastır!

HERKES ALANDA?
Ancak alışılagelmişin dışında, "Cumhurbaşkanı ve bakanların sahada olması, seçim çalışmalarına katılması, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde görülse de, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu tarafından, bu husus hüsnükabul" görmemiştir..
Tez elden, "seçimlerin, adil, eşit ve sağlıklı, şaibesiz yapılması" sağlanmalıdır..
Seçimlere giderken, sandık milletin önüne konulacakken, "seçim güvenliğinden sorumlu İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanlarının seçim çalışmalarında alanda olması" bu güveni sarsmaktadır!..

Seçim meydanlarına çıkarak, "halktan ait olduğu siyasi parti için oy isteyen bakanlara güveni", bir düşününüz?

SEÇME VE SEÇİLMEDEKİ EKSİKLİKLER?

Yüksek Seçim Kurulu(YSK), "bu durumu yasal çerçevede görse de, değerlendirse de, eski temayülleri hatırlatan ve adil, eşit, hak, hukuk çerçevesinde seçim isteyen, sandık güvenliğinde ısrar eden halka", kulak verilmelidir..
Demek ki, ortada adil olmayan bir durum var!
Bu durumun çözüleceği adres olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM)" gösterilmektedir..
Türkiye Cumhuriyeti Devlet, " seçme ve seçilme konusundaki bu haksızlığı" çözebileceği inancındayım..
Kaldı ki, "bu durum yarın iktidardan muhalefete düşecekler için de olumsuzluklar" içeriyor..
Bir başka durum ise, "devletin imkan ve kabiliyetlerinin, seçimlere alet edilmesi, kullanılması noktasında" düğümleniyor..
Bu da, hoş bir durum değildir?.


DEVLETİN İMKAN VE KABİLİYETLERİ?

İktidarda kim olursa, olsun, "seçime gidilirken, devletin, yani milletin ortak mallarının(kamu) seçimlere alet edilmesi, demokratik temayüllere de aykırı" bir durumdur..
Dedim ya, "seçimler tarafsız, objektif, şaibesiz, tertemiz yapılırsa, o seçimin sonucuna, kimse itiraz" edemez!
Seçimler, "kurnazlığı, cinliği, şaibeyi, usulsüzlükleri", asla kabul etmez!
Bunu söyleten elbette, "seçime girecek siyasi partilerin olduğu kadar, adayların da, büyük bir güvensizlik içinde" olmasıdır!

GÜVENSİZLİK GİDERİLMELİ?
"Güvensizlik, o kadar büyük bir kesim tarafından kabul ediliyor ki, her siyasi parti, her aday, seçimlerin şaibesiz, hilesiz yapılması için seferber" durumdalar!

Maalesef, "daha önce yapılan seçimlerde de, sandık başı nöbet tutanlar, sabahlara kadar seçim torbaları ile yatanlara", tanıklık ettik!
Demek ki, "seçimlerin, hür ve güvenli bir şekilde yapıldığına karşı, her kesimde oluşmuş bir inan" var!

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Cumhuriyet hükümetlerinin, bu durumu ortadan kaldırması" temennimiz ve beklentimizdir..
Kaldı ki, "seçimlere gözlemci olarak gelenlerin, verdikleri olumsuz raporlarda, göz ardı " edilemez..
"Bütün bu olumsuzluklara rağmen", yarın sandık başına gidiyoruz..

VATANDAŞLIK GÖREVİ?
"Hani alternatif" diyenlere, vatandaşlarımız, "birden çok aday çıkartarak", görevini yaptı..
Bizlerde, "sandık başına giderek, vatandaşlık görevimizi" yerine getireceğiz..
Şimdi, "sandık başında milli iradenin tecelli etmesini" bekleyeceğiz..
"İtidalli, ağırbaşlı ve sükûnet içinde" oylarımızı kullanalım!
Kaldı ki, hepimiz kardeşiz, komşuyuz, ayni millettin bireyleriyiz!
Seçileni tebrik ederek, görevimizi yapalım!..
Zira, başka Türkiye yok!
Şimdiden seçimlerin ülkemiz, insanımız için hayırlara vesile olmasını temenni ederim..
Seçiminiz, hayırlı ve uğurlu olsun!
Yusuf Cinal yazıyor, 30 Mart 2024