“Suskunduk bekledik, sonunda yeter dedik”

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” nedeniyle Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Esra TURGUT kamuoyu ile bir basın açıklaması paylaştı.

“Suskunduk bekledik, sonunda yeter dedik”

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” nedeniyle Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Esra TURGUT kamuoyu ile bir basın açıklaması paylaştı.

25 Kasım 2017 Cumartesi 14:27
“Suskunduk bekledik, sonunda yeter dedik”

Tarihten bu yana süregelen kadına yönelik şiddetin sadece fiziksel boyutu ile değil psikolojik tarafıyla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Av. Esra Turgut son zamanlarda ulusal basına da yansıyan vakalardan örnek verdi.

AYMAZLIK

“İlahiyatçı İhsan Şenocak’ın ‘‘Pantolon giyen ve üniversiteye giden kadınlar cehennemlik’’, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’nün ‘’Yabancı bir kadının elini tutmak ateşi avuçlamaktan daha korkunçtur”  söylemleri toplumda kadınlar aleyhine negatif algı oluşturarak kadınları pasifize etmeye çalışan açıklamalardır.” diyen Av. Esra Turgut, boşanmaların nedenini şiddet değil de şiddete uğrayan kadınların haklarını kullanması olarak gösteren Akit yazarının tavrını da aymazlık olarak nitelendirdi.

MÜCADELE SAMİMİ DEĞİL

Kadına yönelik şiddet ile ilgili yasalarda iyi niyetli çabalarla iyileştirici düzenlemeler yapılsa da, kadınların Cumhuriyetle birlikte kazandıkları hak ve kazanımlarını ellerinden almaya yönelik düzenlemelerin yapılması, kadın haklarının teminatı olan laiklik ilkesinden uzaklaşılması, devlet kurumlarının kullanmakta olduğu dilin ve açıklamaların kadın haklarına aykırı olması, şiddeti önlemeye yönelik mücadelenin samimi olmadığı izlenimi yarattığını ifade eden Av. Esra Turgut Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına kadına yönelik şiddet duruşmalarını takip edin çağrısında bulundu.

KAYNARCA DURUŞMASINA ÇAĞRI

“Bakan düzeyinde duruşmalara gidilmesi ve böyle bir iki duruşma takibi bile kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin zihniyet dönüşümüne katkı sunacağını düşünmekteyiz” diyen Av. Esra Turgut Kaynarca İlçesinde Suriyeli Emani El Rahmun ve bebeğinin katledildiği vahşetin duruşmasının 1 Aralıkta yapılacak olduğunu hatırlatarak   “ilimizin Kaynarca İlçesinde meydana gelen ve savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınmış olan Suriyeli Emani El Rahmun ve bebeğinin katledildiği vahşet ile ilgili 1 Aralıkta yapılacak olan duruşmaya bakan düzeyinde bir katılımın olması son derece anlamlı olacaktır.” dedi.

Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Esra Turgut’un 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle kamuoyu ile paylaşmış olduğu basın açıklamasının tamamı şu şekilde;

SİSTEMATİK ŞİDDET

8 Mart 1857’de kadınların daha iyi ve adil çalışma koşulları istemiyle başlayan ve                     25 Kasım 1960’da diktatörlüğe karşı en temel hakları olan özgür düşüncelerini ifade etme uğruna canlarından olan Mirabel kardeşlerin direnişiyle sembol haline gelen, kadınların her türlü ayrımcılığa ve şiddete başkaldırış, dayanışma hareketi günümüzde de devam etmektedir.

Eşine düşüncelerini açtığında dövülen, ailesine aklından geçenleri söylediğinde 'cezalandırılan', hatta toplum içerisinde kendisini ifade ettiği için linç edilen kadınların hepsi Mirabel kardeşlerin kaderini paylaşıyor. Anneler, sevgililer, eşler, kız kardeşler. Günümüzde haber organlarında çoğunlukla 3. sayfa haberi olarak verilen kadına yönelik şiddet haberleri, ne yazık ki şiddetin giderek büyüyen görünür yüzü… Bir de şiddetin görünmeyen bir yüzü var …Şiddet olarak nitelendirilmeyen ancak aslında tam da şiddetin kendisi olan yazılı ve görsel basında kadınların giydiği kıyafetlerden, nasıl davranması gerektiğine dair ahkam kesenlerin söylemleri, kadına yönelik şiddetin görünmeyen yüzünü oluşturmaktadır. İlahiyatçı İhsan Şenocak’ın ‘‘Pantolon giyen ve üniversiteye giden kadınlar cehennemlik’’, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’nün ‘’Yabancı bir kadının elini tutmak ateşi avuçlamaktan daha korkunçtur”  söylemleri toplumda kadınlar aleyhine negatif algı oluşturarak kadınları pasifize etmeye çalışan açıklamalardır. Dolayısıyla kadınlar sadece yakın çevrelerinden, eşlerinden, babalarından şiddet görmüyor. Tüm kadınlar günümüzde toplumun tüm kesimlerinden sistematik olarak şiddet görmektedir.”

ERKEK EGEMEN DİL

“Haberlerde kullanılan erkek egemen medya dili ve bakış açısı kadını nesneleştirerek toplumdaki cinsiyet ayrımcılığını beslemekte, şiddeti olağanlaştırmakta hatta meşrulaştırmaktadır… Böylelikle de şiddete ortak olmakta, mağdur olmuş kadını bir kez daha mağdur etmektedir. Daha yakın zamanda Akit gazetesinin Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesini amaçlayan ve Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi çerçevesinde çıkarılan 6284 sayılı Kanunu hedef alarak 6284 zulmü hayatlarını kararttı başlıklı haberi ile boşanmaların nedenini şiddet değil de şiddete uğrayan kadınların haklarını kullanması olarak göstermesi tam bir aymazlıktır. Buna karşılık yazılı ve görsel basında çıkan bu tip haber ve söylemlere karşı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sesinin gür bir şekilde çıkmaması, sadece kadın örgütlerinin dayanışma ve tepki göstermesi ise kadın cinayetlerinin politik olduğunu da doğrular niteliktedir. Her ne kadar kadına yönelik şiddet ile ilgili yasalarda iyi niyetli çabalarla iyileştirici düzenlemeler yapılsa da   “eski” zihniyet beton gibi yerinde durmaktadır.”

CUMHURİYET KAZANIMLARI

Kadınların Cumhuriyetle birlikte kazandıkları hak ve kazanımlarını ellerinden almaya yönelik düzenlemelerin yapılması, kadına karşı şiddetle mücadelede deneyimli kadın örgütlerinin yasa yapım ve karar alım süreçlerinden dışlanarak, deneyimi olmayan ve kadın erkek eşitliğini savunmayan sivil toplum kuruluşları ile çalışılması, kadın haklarının teminatı olan laiklik ilkesinden uzaklaşılması, devlet kurumlarının kullanmakta olduğu dilin ve açıklamaların kadın haklarına aykırı olması şiddeti önlemeye yönelik mücadelenin samimi olmadığı izlenimi yaratmaktadır. Sadece bir kadın katledildiğinde “politik” olarak taziyeye gitmek yerine “kadın cinayeti” davalarını izlemek için bakan düzeyinde duruşmalara gidilmesi ve böyle bir iki duruşma takibi bile kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin zihniyet dönüşümüne katkı sunacağını düşünmekteyiz. Bu bağlamda ilimizin Kaynarca İlçesinde meydana gelen ve savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınmış olan Suriyeli Emani El Rahmun ve bebeğinin katledildiği vahşet ile ilgili 1 Aralıkta yapılacak olan duruşmaya bakan düzeyinde bir katılımın olması son derece anlamlı olacaktır.

HEP SUSMAMIZ BOYUN EĞMEMİZ İSTENDİ

Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak kadınları görmezden gelen, yok sayan zihniyete karşı mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Kadınlar vardır demek sadece bir slogan değil…

‘’Susmamız oturmamız

Hep boyun eğmemiz

Hayatı seyretmemiz

İstendi bugüne dek

Kadınlar vardır

Kadınlar her yerde

Suskunduk ve bekledik

Yaşandı seyrettik

Sonunda yeter dedik

Bir daha susmayana dek

Kadınlar vardır

Kadınlar her yerde’’ diyoruz….                                                                                                                          

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.