Sohbette, cep telefonu uzatılıp, “ Oku, adam bu günleri yıllar önce nasıl görmüş?” deyince, yazıma konu olan somut tespitlerle karşılaştım:

      Gustavo Petro; Çağdaş Gelişmiş Ülke Düşünürü, “Gelişmiş ülke, fakirlerin bile arabaya bindiği ülke değil, zenginlerin bile otobüse bindiği ülkedir” demiş.

       O deyişi, yazı başlığımda ülkemize-şehrimize ben uyarladım. Zengin fakir ayrımı da yapmadan: “Gelişmiş ülke, halkının Raylı Toplu Taşıma Araçlarına bindiği ülkedir” dedim.

        Sakarya’da yaşadıkça, bunu her gün önümüze getirmek görevimdir.

        Çünkü hayatımız her geçen gün ibretlik yanlışlara sürükleniyor.

                                                               ***

       Tüm Türkiye gibi, Sakarya da köylerine kadar araba mezarlığına döndü. Ülke gırtlağına kadar borçlu, geleceği de borçlanmışız; umurumuz da değil.

        Hafta sonu bu kez şehir gezmelerimdeydim. Serdivan CADDE54 önünden umutlarım yerle bir olmuş halde geçtim. Nutkum tutuldu; “yok artık” dedim:

        Serdivan Belediye Kavşağı’ndan AVM’ye kadar, koca bulvarın iki yolunda 2 yan şerit otopark gibi, araba dolu. Çünkü Serdivan AVM’nin otoparkları taşmış!

         Pek (?) öngörüsü tutan biri değilim. Son birkaç yıldır,“Bu imar anlayışı devam ederse, Serdivan’da hayat 5 yıl içinde yaşanmaz hale gelir!” demiştim. 

        Sonra, CADDE54 suratıma bir tokat gibi çarpınca, “CADDE54 bitsin, 2 yıl sonra Serdivan’da yaşama keyfi de biter, göreceğiz!” demiştim.

       Öngörüde sınıfta çaktım! Hafta sonu geldim, caddelerin iki yanı da otopark! Arabalar sokaklarda... AVM de, içten dıştan, enine dikine 2 kat büyümüş. Tüm şehir Sakarya-Serdivan’da; “Ekonomi sıkıntılı!” diyenler çatlasın : -)

       Daha önce de kamu belki okur diye yazdım. O dev mekanların yapı projesi onay alıyor. Kullanılacak elektrik enerjisi, su kullanım miktarı, ısıtma soğutma tesisatları, atık sistemleri ve daha nice altyapı o projeye göre yapılıyor.                 

        Onaylar bu ölçeklere göre harca tabii; o projelere göre para ödeniyor.                                         

        Aklım almıyor; işletme sayısı, işletme alanları ve kullanılan her şeyin miktarı 2 katı gibi nasıl artar? Bu izin ve ruhsatlar nerden, nasıl, ne karşılığı alınabilir?

       Sakarya’yı izleyen, soran muhalefet de yok; “Yola devam” denilir, kimse de şaşırmaz!      

HER KIŞ SAĞANAK YAĞMUR UYARISI YAPILIR;
HEYELAN KORKUSU DA UYKULARIMI KAÇIRIR!

        Geçen iki kış Sakarya’da da sağanak uyarıları oldu. Ülkemizde ve dünyada ölümlü heyelanlar da yaşandı. Okuyan, izleyen her zaman diken üstünde olmalı.   

        Çünkü ülkemde çağdaş teknolojiler ve gerekli önlemler asla uygulanmaz.  Hatta göz göre göre gelen ölümlü kazalarda bile cevap, “işin fıtratında var”

        Tamam ama o yüce fıtrata göre doğada bir tek insanoğluna akıl verilmiştir! Aklın gereği yapılmamışsa, fıtrat mazereti eksiklidir. İnsan hatası sorgulanır.

                                                            ***

         Yeryüzü var oldu olalı heyelan da var. Çağdaş akılla yönetilen her ülke gereğini yaparak, az can ve mal kaybı yaşamak için heyelan önlemleri almıştır.

       Örnek,  Kocaeli toprakları da Sakarya’nın bulunduğu coğrafyada… Burada milyonlar, belki milyarlarca yıllık dağlar yaşlı, kumlu-tozlu akıcı topraklardır.

       Yani, biraz yoğun yağışta bile tepelerden aşağıya toprak, kum, çakıl, su dereler gibi akar. Büyük bir selde ölümler, büyük mal kayıpları da kaçınılmaz.         

        Ki, o dağları bu zamana kadar eşsiz yoğunluktaki ormanlar tutmuştur.

Son birkaç yılda Sapanca Gölü kıyılarında imara açılan tepelerdeki orman  kıyımları artık hayatı, can ve mal kayıplarını tehdit eder hale gelmiştir. Örnek:

       Buralarda dereler 10 yıl öncesine kadar cam gibi temiz akardı. Su dibindeki çakıllar foto makinemde gözle görülür. O dereler bugün sarı toprak akıyor. Site yapmak için kesilen ağaçların tuttuğu topraklar küçük yağmurlarda göle akıyor!

       Serdivan ve Sapanca’nın her iki yakasındaki tepelerde bu tehlikeler her geçen gün daha da fazladır. Son 2-3 yıldır yağan her yoğun yağmurda görüldü.

        Dediğim gibi; Kocaeli coğrafyası ile dağlarımız tepelerimiz birbirinin devamı,  Yaşlı ve akabilen topraklar.

         Şimdi, Kocaeli Heyelan Haritası’nı yapıyor. Bunu aylar önce yazmıştım. Sakarya’da galiba ben yazdım, bir tek de ben okudum : -)

        Heyelan Haritamız çok önemli, yapılmalı.

İyi de; Deprem Bölgesiyiz. Zemin etüdü de bir o kadar hayati denildi. Uygulama nasıl, ne kadar duyarlıyız : -)