Ak Parti içinde olan biteni 15 yıldır galiba bir tek ben anlayamıyorum.  Anlasam da ne işe yarar ki?

        AKP’yi kuranlar ve 15 yıldır gönülden yaşayan milyonlar anlasa ülke o zaman kazanır. 80 Milyon insan da gergin ve diken üstünde yaşamaz!

         İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın görevden ayrılması sonrasında,  bakalım bunun altından neler çıkacak diye, sabırla izledim.

                                                         **       

         Son 13-15 Yılda İstanbul’un inşaat imparatoru olan Ali Ağaoğlu, Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifası sonrası öyle sözler etmiş ki, nutkum tutuldu!

         AK Parti Yönetimleri ve AK Partiye gönül verenler şimdi nice Brutuslar görmeye hazır olsun?

         Sözümü açacağım da; önce Ağaoğlu’nun sözlerini hatırlatayım.

         Ağaoğlu, bir projesinin tanıtımında konuşurken, Topbaş’ın istifası sorulmuş.  Cevap da:

          “ Gitti, gitmesi de iyi oldu. Bizim memlekette bir laf vardır: gidenin arkasından kötü konuşulmaz, gömün gitsin!”

                                                            **

         Ağaoğlu’nun o konuşmasını tv.’de izledim. Gazeteler halka saygısından son sözleri etikleştirmiş! Sokak argosunda, “ gömün!” lafının sonu pek öyle bitmez.

         Yönetenlerin yaptığı-yapacağı işleri, genellikle ilk günden gidip yerinde görmek isterim. Zamanında uyarmak her zaman şehirli görevim gibidir.

          Görevi biten, görevden alınan bir tek Yöneten için kin-hasım duygum olamaz. Günün Yönetenine yaranmak için, “ Oh olsun!” yazılarım da asla olmaz!

         Siyaseti Yönetenler; arkadan hançerleyecek Brutus’ları göremezse iş kötü?

                                   TÜRKİYE’NİN DÜNYA GURURU;

                             İDİL BİRET’E BİLE AYRIM YAPILDIYSA ?

         Türkiye’nin, “ Harika Çocuklar Yasası” ile yetiştirdiği uluslar arası sanat  gururlarından; Dünya çapındaki Piyanistimiz İdil Biret’in ismi Milli Eğitim Bakanlığınca müfredattan çıkarılmış.

         İdil Biret’in ismini, şu günün siyasi anlayışı okul kitaplarından, derslerinden çıkarabilir. Ama, İdil Biret Türkiye’nin ve Dünya Sanatının belleğine kazınmıştır.

          Üç beş yıl sonra, ne bugünkü Milli Eğitim Bakanı’nın, ne de O kurullarda yer alanların ismini ülkemizde ve dünyada bir Allah Kulu bilmeyecektir.

          Türk Piyanisti İdil Biret belki de yüzlerce yıl bilinecek. Eserleri dünyanın her tarafında da dinlenecek. Bir örneğine ben Budapeşte’de rastladım.

                                                          **

          2013 Yılında Budapeşte’deydik. İkinci dünya savaşı sonrası, şehir tarihi her taşına kadar korunarak, BUDA ve PEŞTE de muhteşem iki kent ortaya çıkarılmış.

         Budapeşte Müze-Konservatuarı, şehrin ortasında. Ünlü Macar sanatçıların yaptığı heykeller, havuzlarla bezenmiş bir parkta. Bizim de şanslı günümüz.

       Macar halkı İkinci Dünya Savaşı’nın çok önemli bir gününü kutluyor. Geniş ve yüksek merdivenleri, dev sütunlarıyla saray gibi bir müze-konservatuar.

        Biz de O saray merdivenlerin en üstündeyiz. Sütunlara yaslanmış, kıs-erkek sanatçı gençlerin Macar Folklor Danslarını saatlerce izliyoruz.

                                                         **

        Şölen, gösteriler bitti. Macar Milli Müzesi’nden büyük mutluluk içinde çıkıyoruz. Meğer asıl sürpriz bizi Milli Müze kapısında bekliyormuş:

         Burası Budapeşte’nin en büyük bulvarlarından birisi; kapısında:

       “ TÖRÖK !” diye başlayıp; “ İDİL BİRET, Magyar Nemzeti Muzeum Hungarian National Museum!” diye devam eden, İdil Biret fotoğraflı bir konser afişi…

         En büyük müfredat; Macar Milli Müzesi’nin giriş kapısındaki O İdil Biret Konseri afişidir. Bir Türk olarak, bu hazzı hayatım boyunca unutamam!

                       FERRUH BULUT’UN DÜNKÜ AŞURE DAĞITIM FOTOLARI;

                                 YÖNETENLERE GAZETECİ DERSİ GİBİYDİ!

        Dünkü gazetemizde, Ferruh Bulut, aklımın köşesinden geçmeyecek bir detayı yine yakalamış. Hepimize de nefis bir gazetecilik dersi vermiş.

        Keşke, hiç farkında bile olmadığımız yanlışlarımızı birileri açıkça yüzümüze söylese! Sağlıklı, doğru çağdaş toplum davranışlarımız zenginleşse!                               

           Tüm Yönetenler, dünkü gazetemizde Ferruh Bulut’un köşesindeki,” Aşure nasıl dağıtılır!” örneğini keşke bulup irdelese! Şu anda benim önümde. 

                                                                  **

        En üst fotoda Aşure dağıtan ÖRNEK Kişiyi, Ferruh, “ sanırım!” notuyla, Karasu Belediye Başkanı Mehmet İspiroğlu gibi yazmış.

        Başında aşçı kepi, önlüğü, eldivenleri, maskesiyle kazanın başında halkına kepçeyle dağıtan İspiroğlu gerçekten çok doğru bir örnek sergilemiş.  

         Kuyruğa girmiş onca Karasulu’yu, kendi nefesinde olabilecek her şeyden koruyor. Ayrıca, O kalabalığa dağıtılacak kazandaki aşureyi nefeslerden koruyor!

         Aşağıda, Sakarya’yı Yönetenlerden oluşan 10 foto var. Kendileri fotolardan durumu anlamıştır. Şimdi benzer törenler için görevlilere talimatlar verilir.  

          Bu tür dağıtımları yapanlar hemen her seferinde, nefes maskesi ve eldiven kullanmalı. Dağıttıkları yiyecekleri de, kendilerini de, konukları da korumak için.

                                                                       **

        Gıda sektörümüz bu koruma önlemini kendisi öncelikle zaten almalı. 

        Yönetenler de, öylesi kitlesel özel gıda günlerinde doğru örnek olacaklardır.

        Hastanelerde bile en büyük tehlikelerden biri,” Hastane Mikrobu “ denen şeydir. Hava ve nefes çok önemli…Maske, başlık ve eldiven de şart gibi.

         Teşekkürler Ferruh kardeşim; seni yine kıskandım : -)